1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:35
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 31.10.2010
Ayşe Hür
Nerede o asrî Cumhuriyet baloları!
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları! Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları! Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları! Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları! Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları! Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları! Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları! Ayşe Hür - Nerede o asrî Cumhuriyet baloları!
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Nerede o asrî Cumhuriyet baloları!

Cumhuriyet’in 87. yıldönümünü, aynen geçen yıl olduğu gibi, demokrasi, laiklik, hukuk, anayasa, ordu-devlet-toplum ilişkileri, eğitim konusundaki derin tartışmaların; Kürt Meselesi, Ergenekon Davası, Kıbrıs, Ermenistan ve AB ile tıkanan ilişkilerin ve daha nice sorunun gölgesinde ‘kutladık’. Bu yıl bunlara bir de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve tesettürlü eşinin ev sahipliği yaptığı ‘29 Ekim Resepsiyonu’ krizi eklendi. Bu olay vesilesiyle ilgilenenlere bir zamanlar Kemalistlerin ne tür davetleri tercih ettiğini anlatmak isterim.

***

Falih Rıfkı Atay, Çankaya adlı eserinin ‘Değişen Hayat’ başlıklı bölümüne şöyle girer: “Tarih der ki: Japonlar bağımsızlanmak ve kuvvetlenmek için medeniyetlerini değiştirmek zaruretini duydular. (...) Bu ilk devirde Japonlar adeta kendilerinden soğumuşlar, şiddetli bir garp taklitçiliğine kapılmışlardı. Kadınlı erkekli suvareler, maskeli balo, smokinle lokantaya gitmek gibi şeyler hemen kibar adetleri arasına girdi. Radikal bir ahlak devrimi yapmak, kadını kölelik ve dişilikten kurtarmak fikirleri aldı yürüdü. Frenge benzemek için saçlarını kıvırtanlara, mavi gözlü olmadıklarına esef edenlere sık sık rastlanmakta idi. Bir büyük Japon muharriri, ‘Japon ırkı beyaz ırktan aşağıdır, bu aşağılıktan kurtulabilmek için Avrupalı kanı ile aşılanmalıyız’ diyordu. Japonlar garplı tefekkürün sathi bir taklitçiliğine kapıldılar. İlk tepki 1889’da duyulmuştur. Ondan sonra Japonluğun yaradılış dönemi gelir...”

Bu paragrafı ilginç kılan, Kemalist Türk modernleşmesinin mimarlarından biri olan Falih Rıfkı’nın eleştirdiği Japon modernleşmesi ile Türk modernleşmesi arasındaki büyük benzerliğin farkında değil gibi davranmasıdır. Örneğin şu ‘balo’ meselesini ele alalım.

1860’lı yıllarda İzmir ve İstanbul’da Levantenlerin balolar düzenlediği biliniyor. Özellikle 1865 yılında Pera’da (Galata-Beyoğlu bölgesi) büyük bir karnavalı takiben bir dizi balo ve neşeli toplantı yapılır. Ne var ki, Pera’yı tarumar eden 1870 yangınından sonra uzun süre balodan falan söz edilmez.

II. Meşrutiyet yıllarında (1908-1918 arası) kadınlı erkekli eğlenceler yeniden moda olur. Özellikle Batılı ülkelerin elçilik binalarında düzenlenen balolara Osmanlı bürokrasisi ve aydınları da katılır. 1917 Bolşevik Devrimi’nden kaçan Beyaz Rusların gelmesiyle ve 1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra İstanbul’un işgal edilmesiyle birlikte balolar daha da önem kazanır, ama bu durum sadece İstanbul’a has kalır. 
 

İthal Batıcılık

Cumhuriyet döneminde balo geleneğini canlandıran, gençliğinde görevli olarak bulunduğu Sofya’da, sağlık nedenleriyle gittiği Karlsbad’da ve 1920’lerin başında Ankara’daki Fransız Büyükelçiliği’ndeki balolara katılma fırsatı bulan Mustafa Kemal olur. Mustafa Kemal’in modernleşme projesinde baloların çok önemli bir yeri olacaktır. Batı tarzı kadın-erkek ilişkileri, eğlence tarzı, giyim-kuşam, adabı muaşeret kuralları ve daha bir dizi yenilik bu balolar aracılığıyla topluma aktarılır.

Mustafa Kemal’in isteği ile sadece Müslüman erkek ve kadınların katıldığı ilk balo, 9 Eylül 1925’te İzmir’de düzenlenir. Bu küçük toplantı daha düne kadar harem-selamlık şeklinde yaşayan, kadının kamusal alandan dışlandığı, iki cinsin özgürce arkadaşlık etmelerinin ve yabancı bir ortamda birarada bulunmalarının yasaklandığı bir İslam ülkesinde ‘devrim’ niteliğindedir. 
 

İnkılâbın ilk kurbanları!

Şevket Süreyya Aydemir’e göre Ankara’daki ilk balo 29 Ekim 1925 tarihinde Şengül Hamamı’nın yanındaki Türk Ocağı binasında düzenlenir. Ocak eski bir Ermeni okuludur. (Falih Rıfkı Atay’a göre eski bir Rum okuludur.) Balo gecesi, harap binanın duvar diplerine dizilmiş sandalyelerde sus-pus oturan, sessiz, kadınsız küçük topluluk adeta bir ‘mevlit’ görüntüsü arz etmektedir. Kadınsız balonun fiyasko ile sonuçlanması üzerine bu sefer Gazi Orman Çiftliği’ndeki istasyon binasında bir balo düzenlenir. Gazi konuklarını trenle götürür binaya. Yolda vagonları dolaşarak konuklarını selamlar. Ama topu topu üç kadın vardır. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Falih Rıfkı ve Ruşen Eşref (Ünaydın) Beylerin eşleri... Gazi onların kompartımanına gelince Yakup Kadri’nin eşi Leman Hanım atılır: “Paşam bu inkılâbın kurbanları yalnız biz miyiz? Hani yaver beylerin, mebus beylerin, vekil beylerin hanımları?”

Kadın eksiği, Fresko Barı’ndan getirilen kadınlarla tamamlanmak istenince bu sefer, üç hanım salonu terk etmeye kalkarlar. Sıra dansa gelir. Gazi önce Falih Rıfkı’nın eşi Şefika Hanım’ı dansa kaldırır. Onu Yakup Kadri ve Saliha Eşref çifti takip ederler. Ancak yerler öylesine acemice cilalanmış ve sabunlanmıştır ki, Gazi ile Şefika Hanım birden kendilerini yerde bulurlar. Onların üstüne de Yakup Kadri ve Saliha Hanım düşer. İddiaya göre Mustafa Kemal, Yakup Kadri’nin kendisini mahcubiyetten kurtarmak için mahsustan yere yıkıldığını düşünerek memnun olur.

Falih Rıfkı duruma açıklık getirir: “Hâlâ gözümün önündedir. Salonun bir tarafında kadınlar, bir tarafında da erkekler toplu olarak oturmuşlardı. Ayakta yalnız birkaç uyanık hanım vardı. Kadınlar büfeye gidip bir şey yemek için bile kımıldamıyorlardı. Hiç kimse kimseye ailece takdim edilmiyordu. Kadınlar erkeklerinin göz hapsinde idiler. Mustafa Kemal bize ‘Çocuklar, ayaktaki hanımlara itibar ediniz.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Nerede o asrî Cumhuriyet baloları!" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:35:26