1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 08 Şubat 2012 Çarşamba 20:18
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 27.07.2008
Ayşe Hür
Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs Ayşe Hür - Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

KIBRIS’IN FETHİ • 16/17. yüzyıl yazarı Shakespeare’in Othello adlı tiyatro eseri Kıbrıs’ta geçer. Bu güzel ada bir zamanlar Mısırlıların ülkesiydi. Sonra Fenikeliler, Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Templar Şövalyeleri, İngilizler, Cenevizliler ve Memlukluların hâkimiyetine girdi. 1489’da başlayan Venedik dönemine, 1571’de Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu son verdi. II. Selim, Venedikliler tarafından zorla Katolikliğe geçirilen Rumların Ortodoksluğa dönmesine izin verdikten sonra, adada bıraktığı 20 bin askerin yanına10 bin kadar Türkmen göndererek nüfus yapısını dönüştürmeye başladı. İzleyen yüzyıllarda, Anadolu’da huzursuzluk çıkaran Türkmen aşiretlerinin ve diğer kişilerin Kıbrıs’a sürülmesine devam edildi.

KIBRIS’IN TERKİ • Ancak 1754’te ‘millet’ olarak kabul edilen Rumların modern anlamda ‘milliyetçi’ uyanışı 1821 Mora ayaklanması ile eşzamanlı oldu. Kilisenin önderliğindeki kalkışma Vali Küçük Mehmet Paşa tarafından bastırıldı. Kıbrıslı Rumların gelecek tahayyüllerini oluşturan meşhur Enosis (Yunanistan’la birleşme) fikri ilk kez 1828’de dile getirildi. Kıbrıs, Süveyş Kanalı’na yakın konumuyla İngilizlerin her zaman ilgisini çekmişti. İngilizlerin beklediği fırsat 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile çıktı. Savaştan Rumeli’yi kaybederek ve büyük tazminatlar ödeyerek çıkan II. Abdülhamit, Kars, Ardahan ve Batum’a giren Rus ordularının geri çekilmesi karşılığında, Kıbrıs’ı İngiltere’ye kiraladı. İngiltere adaya bir ‘yüksek komiser’ atadı, böylece Kıbrıs hukuken Osmanlı Devleti’nin, fiilen İngiltere’nin oldu.

ENOSİS VE TAKSİM • Bu tarihte nüfus 186 bin civarındaydı ve bunun 46 bini Müslüman’dı. Bu oran ileriki yıllarda da aşağı yukarı aynı kaldı ve iki toplum arasında dengeli bir ilişki kurulmasını engelledi. 20. yüzyılın ilk yarısı İngilizlerin tavrı sayesinde nispeten yumuşak geçti ama, 1955’te Rumlar İngiliz sömürgecilerini adadan kovarken, Türkler Enosis korkusu ile İngilizleri destekleyince iki toplumun arası açıldı. Ardından işe uluslararası aktörler ve anavatanlar karıştı. Rumlar Enosis, Türkler ‘Taksim’ dediler. Rumlar ‘Akritas Planı’, Türkler ‘Geçici Merhale Planı’ dediler ve 1960’da Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğü altında kurulan, iki toplumun eşit haklara sahip olduğu bağımsız Kıbrıs Devleti’ni 1963’te fiilen, 1974’te hukuken yıkmayı başardılar. Aynı çevreler iki toplumu birleştirmemek için ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlar. Bu yazıda Kıbrıs’ın modern tarihine bir göz atacağız.

MODERN MİLLİYETÇİLİKLER • Kıbrıs’ta Türk milliyetçiliğinin doğuşu, Jön Türkler’in Mekteb-i Tıbbiye’de ilk örgütlenmesiyle eş zamanlı oldu. 1891’de Lefkoşa’da Kıraathane-i Osmanî adlı örgüt kuruldu, Feryat adlı bir de gazete çıkarıldı. Ama padişah ve İngiltere yanlısı hareketler de güçlüydü. 1907’de Britanya’nın genç Sömürgeler Bakanı Winston Churchill, Kıbrıs’a geldiğinde tren istasyonu boydan boya Yunan bayrakları ve Enosis talebini dile getiren pankartlarla donatılmıştı. Kıbrıslı Türkler bu manzara karşısında Churchill’i karşılamaya gitmemişler, özürlerini ve şikâyetlerini daha sonra arz etmişlerdi. Durumun hassasiyetini fark eden Churchill, Helenlerin ulusal bilincine ve özgürlük tutkusuna hayran olduğunu ifade ettikten sonra, Müslümanların rencide edilmemesi için uyarıda bulunmuştu. Rum toplumunun liderinin buna cevabı “Bu küçük azınlığın uygarlık ve ekonomik gelişme bakımından herhangi bir önem taşıdığı iddia edilemez” olmuştu. Bu sözler, Rumların bundan böyle, 300 yıllık Osmanlı hâkimiyetine duydukları nefreti onların bakiyesi olan Türklere yönelteceğini gösteriyordu. Türkler ise 300 yıllık hâkim pozisyonu kaybetmeyi hiçbir zaman hazmedemeyeceklerdi.

YA YUNANİSTAN EVET DESEYDİ? • Balkan Savaşı bittiğinde, Türk toplumu, İngiliz yönetimine başvurarak Kıbrıs’ın İngiltere veya Mısır’a bağlanmasını isteyecek kadar çaresizdi. Rumlar ise buna dünden razıydı. Bu arzular, Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında savaşa girince gerçekleşti. İngiltere, Ada halkının isteğini ileri sürerek, 5 Kasım 1914’te Kıbrıs’ı ilhak etti. Osmanlı Devletibu yasadışı ilhakı protesto etmekle yetindi. Ekim 1915’te, İngiltere bir hafta içinde İttifak Devletleri’ne savaş açması ve Bulgaristan’a karşı sefer düzenlemesi karşılığında Kıbrıs’ı Yunanistan’a vermeyi teklif ettiğinde az daha Enosis gerçekleşiyordu ama neyse ki Zaimis başkanlığındaki Yunan hükümeti bu öneriyi reddetti. Haziran 1917’de başkanlık koltuğuna üçüncü kez oturan Venizelos da, Ortadoğu haritasının yeniden çizildiği Paris Konferansı’nda kendisine önerilen Kıbrıs’ı değil, Batı Anadolu’yu isteyecekti.

LOZAN’DA ELVEDA • Osmanlı’nın Kıbrıs’ı çoktan unuttuğu 28 Ocak 1920’de Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda kabul edilen ünlü ‘Misak-ı Milli’ belgesinde Kıbrıs’a değinilmemesinden anlaşılıyordu. Kemalist kadroların da Kıbrıs’ı önemsemediği, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’ndan belli oldu. Anlaşmanın 21. Maddesi, “Türkiye, Britanya hükümeti tarafından Kıbrıs’ın 5 Teşrinisani 1914’te ilan olunan ilhakını tanır” derken, tek olumlu adım, Kıbrıslı Türklere, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile İngiliz vatandaşlığı arasında tercih yapma hakkının (Hakk-ı Hıyar) verilmesiydi. O dönemde, Türkiye’nin Kıbrıs’taki Türk varlığını korumaya yönelik bir politikasının olmadığı, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’ye göç etmesi için teşvikler yapılmasından belliydi. 21. Madde uyarınca 5-6 bin kadar Kıbrıslı Türk Türkiye’ye göç etti. Ancak Türkiye’de ciddi sorunlarla karşılaştılar. İlginçtir, Türklerin Ada’dan ayrılmamasına karşı çıkan taraf Türkleri Rumlara karşı bir denge unsuru olarak gören İngilizlerdi! Rumların 1931’den itibaren açıkça dillendirmeye başladıkları Enosis talebini sürekli püskürten de onlar oldu.

DP’NİN BATICI POLİTİKALARI • 1941’de Kıbrıs Komünist Partisi (KKP) yerine kurulan AKEL, kilisenin yönlendirdiği milliyetçi halk kitlelerine hoş görünmek için, sosyalist ilkelerden uzak politikalar izlemeye başladı, II. Dünya Savaşı sırasında her iki toplumun üyeleri İngilizlerin yanında Nazilere karşı savaştılar. Bu dönemde sendikalarda, meslek örgütlerinde birlikte örgütlendiler. 1950’de Rumlar İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra pek çok ülkeye tanınan ‘kendi kaderini tayin’ hakkı uyarınca bir plebisit yaparak Yunanistan’a bağlanmak istediğinde Türkiye hâlâ eski tavrını sürdürüyordu. Hatta 1949’da CHP’nin Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, 1950’de ise DP’nin Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü “Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs diye bir sorun yoktur” diyerek Yunanlıların ve Rumların elini epeyce güçlendirmişlerdi. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktu; çünkü o yıllarda hem CHP’nin hem de DP’nin en önemli hedefi Batı bloğuna ve NATO’ya kabul edilmekti. Aynı arzu Yunanistan’da da olduğu için, taraflar suyu bulandırmak istemiyorlardı. Nitekim 1952 yılında Türkiye ve Yunanistan arasında diplomatik bir bahar yaşandı. Ocak ayında Yunanistan Dışişleri Bakanı Ankara'ya geldi, Nisan-Mayıs’ta Adnan Menderes ve Fuat Köprülü Atina’ya gitti, bunları Yunan Kral ve Kraliçe'sinin Ankara ziyareti ile Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın  Atina ziyaretleri izledi.

‘ŞAHİN’ BAKAN FATİN RÜŞTÜ ZORLU • Rum toplum lideri Baş Piskopos Makarios’un zorlamasıyla 1954’te Kıbrıs’ın ‘kendi kaderini tayin hakkı’ BM’nin gündemine alındı. Bu kararın alınmasında İngiltere’nin Kıbrıs’taki egemenliğini sınırlamak isteyen Sovyetler Birliği ve onun çevresinde kümelenen ülkeler kilit rol oynamıştı. İngiltere ise Kıbrıs’ın uluslar arası platformda tartışılmasını istemiyordu çünkü 1952’deki Nasır darbesiyle Süveyş’ten çıkarılmalarından beri Kıbrıs Akdeniz’deki en önemli üsleri konumundaydı.

1955’te EOKA, Ada’yı İngiliz sömürgeciliğinden kurtarıp ardından Yunanistan’a bağlamak için silahlı tedhiş hareketlerine başlayınca İngilizler Kıbrıslı Türkleri polis ve komando olarak kullanmaya başladılar. O güne kadar Kıbrıs nasıl bir statüye sahip olursa Türkiye açısından iyi olur konusunda kafalar karışıktı ama ‘güvercin’ Fuad Köprülü’nün yerine ‘şahin’ Fatin Rüştü Zorlu’nun Dışişleri Bakanı  olunca durum değişecekti. Rakiplerinin ‘sert, kırıcı, yabancı düşmanı, çok zeki’ gibi sıfatlarla tanımladığı Zorlu ile birlikte Türkiye aktif biçimde ‘Taksim’ politikasına yöneldi. Aslında bunun için uygun bir zamandı çünkü 1955 yılı Mart ayında Türkiye, Irak, İran ve Pakistan arasında imzalanan Bağdat Paktı dolayısıyla ABD ve İngiltere, Türkiye’ye toleranslı davranıyorlardı. 29 Ağustos 1955’te Türkiye ve Yunanistan Londra’ya davet edildiler. Rumlar bağımsızlık istiyorlardı. Türkiye’nin tercihi ise mevcut statünün korunmasıydı.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Atatürk kendi medyasını kurdu
  İtişmek bizim prensibimiz değil
  Eleştiriler canını sıktı
  Lavrov: Esad söz verdi şiddet bitecek
  Baros’a 3, Quaresma’ya 2 maç ceza geldi
  Ferhat’ın sözleşmesi üç yıl uzatıldı
  2011 yılın en iyileri onlar
  Samsunspor bu sefer ucuz atlattı
  Potada derbi heyecanı bu gece
  Anonymous Esad’a sızdı
  Orlando uzatmada mağlup oldu
  Kendine Müslüman diyen firavunlar
  Kobe Bryant, O’Neal’ı geçti
  “Nuri’nin geleceği yok”
  “Elektronik gol” aleti deneniyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 08.02.2012
Ortadoğu
YA DA
Yasemin Çongar - 08.02.2012
Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek
PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel - 08.02.2012
Taha Akyol: Amaç, muhalefetsiz bir rejim kurmak
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 08.02.2012
En samimiyetsiz iddia : ‘yersiz’ ve ‘zamansız’
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 08.02.2012
-
AÇILIM
Emre Uslu - 08.02.2012
-
MEO VOTO
Mithat Sancar - 08.02.2012
AKP: Hangi tarz-ı siyaset
SOLDUYU
Roni Margulies - 08.02.2012
Yehova ve Enkidu
TELESİYEJ
Telesiyej - 08.02.2012
Kapalı kapılar ardında konuşmayın sakın ve yaşasın tam demokratik Türk aileleri!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 08.02.2012
Hiç play-off’a girenle girmeyen bir olur mu!
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 08.02.2012
Piyasalar hâlâ ‘Ocak’ havasında
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 08.02.2012
Ali Artun’un Sanat Tarihi başöğretmeni olarak portresi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 08.02.2012
Sürecin asıl kaybedeni Bursaspor ve Anadolu futboludur!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 08.02.2012
Biip RTÜK!..
İMZA
Kerem Altan - 08.02.2012
Etkisiz tepki
ŞARZÖR
Ayça Şen - 08.02.2012
Tin ve tiner işleri
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Othello’nun güzel ülkesi Kıbrıs" başlıklı köşe yazısı
08.02.2012 20:18:59