1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:37
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 27.11.2011
Ayşe Hür
Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği Ayşe Hür - Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 1937- 1938’de Dersim’de devletin yaptığı korkunç katliam için özür dilemesi, Cumhuriyet tarihinde bir ilkti. Ancak birçok kişi gibi ben de, bu özrün CHP’yi köşeye sıkıştırmak için değil de samimi bir tarihle yüzleşme çabası olduğuna inanmak için sadece Dersim defterinin değil, 1915 Ermeni Tehciri’nden başlayarak Cumhuriyet tarihinin tüm karanlık sayfalarının açılmasını bekliyorum. Bu bağlamda, Dersim konusunda halk deyişiyle ‘yavuz hırsızlık’ yapan CHP’nin sırf AKP’yi köşeye sıkıştırmak için söylemiş bile olsa “Özür dilemek yetmez!” sözünü önemli görüyorum. Çünkü özür dilemenin de bir usulü var.


Kolektif özür- kolektif suç

Bugün bizim ‘özür’ dediğimiz eyleme Batılıların verdiği ad olanapology eski Yunancadan geliyor.Apology esas itibariyle bir kişinin kendisine yöneltilen suçlamalara karşı savunması anlamını taşıyor. Pek çok bilim adamı özür söyleminin bir çeşit imaj düzeltme retoriği olduğunu ileri sürüyorsa da ben özür dilemenin erdemine yürekten inanıyorum. Kişisel olarak hatalarımdan dolayı özür dilemekte bir an bile tereddüt etmem. Devlet adamlarının, toplum liderlerinin dahil oldukları gruplar adına diledikleri kolektif özür ise, ‘geçmişle/tarihle hesaplaşma’ ya da ‘geçmişle/tarihle barışma’ sürecinin parçası olarak ele alındığında çok önemli işlev görüyor.

Kolektif özrü anlamak için kolektif suç kavramını da anlamak gerekiyor. Hukuk değil sosyal bilimler alanının ortaya koyduğu bir kavram olarak kolektif suç, toplumun bir suçun failleriyle dayanışması ve kurbanlar karşısında suçun sorumluluğunu üstlenmesi olarak anlaşılabilir. Dayanışma açık, doğrudan gösterilebileceği gibi, örtük veya dolaylı bir yoldan da gösterilebilir.


İlk Günah kavramı

Bazıları ‘özür dileme kültürü’ adlı bu yeni kültürü, Yahudi-Hıristiyan kültüründeki “daha doğarken günahkâr olmak” diye çevirebileceğim Original Sin (İlk Günah) kavramı ve bundan kurtulmak için yapılan “günah çıkarma seansları” ile ilişkilendiriyor ve “günah çıkar ve kurtul” şeklinde özetlenebilecek bir kaçış durumuna sebep olabileceğini söylüyorlar. Bazıları ise hangi gerekçelerle olursa olsun, bir toplumun en üst düzeydeki temsilcilerinin, o toplumun mensupları tarafından işlenmiş suçlar için kolektif sorumluluk duygusuyla özür dilemesinin her şeye rağmen olumlu işlevi olduğunu söyleyerek bu tür analizlere fazla takılmıyorlar. Ama bütün bu kesimler, özür dileme politikalarının içinin boşaltılmaması için son derece dikkatli olmak gerektiğinde birleşiyorlar.


Özür dilemek ciddi iştir

Bu dikkati göstermenin yolu, özrün belli bir bağlam içinde, belli bir sürecin parçası olarak ele alınması. Yani özür dilemek ciddi bir iş. Bazı bilim adamlarının “meşru”, “dört başı mamur”, “mükemmel” veya buna benzer sıfatlarla nitelediği bir özrün, belli unsurlar taşıması gerekiyor. Bir kere, “özür dileme” tek taraflı değil, diyalojik bir sürecin parçası olmalı. “Özür dileme”, belli bir anlaşmazlığı barışa götürme sürecinin bir parçasıysa anlamlı. Gerçi, aşamaların adlandırılmasında ya da tarif edilmesinde bilim adamları arasında tam bir uzlaşma yok ama yine de Almanya’da, İspanya’da, İsviçre’de, Güney Amerika’da, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, İrlanda’da, Japonya’da yaşanan başarılı ve başarısız barışma süreçlerinin ortak noktaları var. Bunları şöyle özetleyebiliriz:

1. Aşama, güvenlik aşamasıdır. Çatışma aşılmış, tehlikeli ve baskıcı ortam ortadan kaldırılmıştır. Güvenlik ortamını temin eden yeni kurumlar oluşturulmuştur.

2. Aşama “hakikat” aşamasıdır. Gerçekten ne olduğuna dair bilgiler toplanmıştır. Tarihsel anlatılar kayıt altına alınmıştır. Şahitler bulunmuş, arşivler ortaya konmuştur.

3. Aşama “hikâyelerin karşılıklı anlatılması” aşamasıdır. Hakikat komisyonları (veya benzerleri) kurulur, mahkemeler oluşturulur. Kurbanın yaşadıkları bütün boyutlarıyla ortaya konur.

4. Aşama “nedamet” (pişmanlık) aşamasıdır. Failler yaptıklarını kabul ederler, nadim olurlar. Kişisel ve kamusal üzüntü, pişmanlık duyguları ifade edilir.

5. Aşama “özür” aşamasıdır. Kurbanların maruz kaldıkları aşağılayıcı durumdan ve utançtan kurtulmalarını sağlamak için kurbanlardan kişisel ve kamusal özür dilenir. Bağışlanma talebi kurban tarafından kabul edilir veya edilmez. Bu seçme hakkı, kurbanı sağaltan en önemli unsurlardan biridir. Kurban böylece kendini güçlü hisseder.

6. Aşama “adalet” aşamasıdır. Eğer gerekiyorsa yargılama ve cezalandırma yapılır. Ancak ölüm cezası ve hapis cezası dışında cezaların uygulanması tercih edilir. Veya cezalar en aza indirilir. Onarıcı, telafi edici ve sembolik adaleti sağlayacak adımlar atılır.

7. Aşama “tazmin, telafi ve onarma” aşamasıdır. Bu aşamada mağdurların maddi ve manevi zararlar giderilir. Bunun yerine “onarıcı adalet” denen, faillerin ve onları destekleyenlerin de katılacağı süreç tercih edilir. Bu süreçte, maddi ve manevi zararlar tazmin edilir.

8. Aşamada bu sürecin gelecek kuşaklara aktaracak anma günleri, anıtlar, heykeller, müzeler, sergiler, semboller oluşturulur. Failler veya onların destekleyicileri yaşıyorlarsa, bu süreçlere aktif olarak katılmaları sağlanır. Böylece onlar da kendilerini daha iyi hissederler. Nihayet toplum, yeni bir ilişkiler, egemenlik, temsil biçimlerini oluşturur. Geleceğe daha umutla bakan kuşaklar vardır artık.

Dikkat edilirse, “kişisel ve kamusal özür” meselesi, tarihle hesaplaşma veya tarihle barışma süreçlerinin ileriki aşamalarında yer alıyor. Bunun nedeni var. Çünkü özrün belli nitelikler taşıması gerekiyor ve o nitelikler ancak bir önceki aşamalar başarıyla geçilirse hayatiyet kazanılabiliyor. Başbakan Erdoğan’ın Dersim özrünün “dört dörtlük bir özür” olmadığı herhalde anlaşılmıştır.

Şimdi de biri yine “dört dörtlük” olmamakla birlikte “olumlu”, birisi ise gayet olumsuz iki “özür dileme” olayını ele almak istiyorum.


Olumlu örnek: Almanya’nın özrü

1949’da kurulan Federal Almanya Cumhuriyeti Nazi rejiminin işlediği korkunç suçlarla yüzleşmekte çok cesur davrandı ve olayların maddi açıdan telafisini de ihmal etmedi. Bu tutumu “suçüstü yakalandıkları için öyle yapmak zorundaydılar” diyenlere hak vermediğimi de söyleyemem ancak, yakın tarihimizde gözlerimizin önünde işlenen yüzlerce suçun, örneğin 17 bin faili meçhulün (!) bile kabul edilmediğini görünce, “Alman özrü”, tazminatları ve geçmiş eylemler hakkındaki eğitim programları dünyanın diğer ülkelerince takdirle karşılanan bir bütün oluşturuyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:37:27