1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:41
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 08.11.2009
Ayşe Hür
Salgınlar ve karantina isyanları
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları Ayşe Hür - Salgınlar ve karantina isyanları
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Nâzım Hikmet, Kuva-yı Milliye Destanı’nda şöyle der:

“Biz ki İstanbul şehriyiz,
Seferberliği görmüşüz:
Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin,
Vagon ticareti, tifüs ve İspanyol nezlesi
bir de ittihatçılar,
Bir de uzun konçlu Alman çizmesi
914’den 18’e kadar yedi bitirdi bizi...”

Şiirde geçen ‘İspanyol nezlesi’, ya da bilimsel adıyla ‘İspanyol gribi’ (Spanish flu) Birinci Dünya Savaşı yıllarında başlamış, 18 ay içinde dünya nüfusunun yüzde beşinden fazlasını öldürmüş bir grip çeşidiydi. Bazı tarihçilere göre, Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesine bu hastalık neden olmuştu. 1919’da Samsun’a gitme arifesinde, Mustafa Kemal’in de yakalandığı ileri sürülen hastalığın adı, hastalık İspanya’da çıktığından değil, savaşan ülkelerin uyguladığı katı sansür yüzünden, sadece savaşa katılmamış olan İspanya gazetelerinde hastalıktan söz edildiği için ‘İspanyol nezlesi’ idi. Günümüzün moda hastalığı ‘domuz gribi’ tartışmaları sırasında tekrar gündeme gelen bu salgın, popüler kaynaklarda ‘insanlık tarihinin en öldürücü salgını’ diye tanımlansa da, tarihte İspanyol gribinden daha ölümcül başka hastalıklar vardı. Bunlardan ilki vebaydı. Tarihi kayıtlara geçmiş ilk büyük veba salgını, 541-542 yılında, o zamanki adı Konstantinopolis olan İstanbul’da başlamıştı. Bu salgında on binlerce kişi ölmüş, salgın Bizans orduları ile Avrupa’ya geçmiş, orada da büyük tahribat yapmıştı. Bu tarihten sonra veba uzun süre uyukladı. Ancak geri dönüşü korkunç oldu.


Kara Ölüm’ün Avrupa seyahati


İlk olarak 1331’de Çin’de başlayan, 1338’de Baykal Gölü civarında, 1345’te Aşağı Volga Nehri civarında görülen ikinci büyük salgın, 1345’te Kırım’daki Ceneviz kolonisini kuşatan Moğol orduları vebalı ölüleri mancınıklarla şehre fırlatınca, Avrupalı ticaret gemilerinin uğrak yeri olan Kefe’ye sıçramıştı. 1347 ocağında Konstantinopolis’i, ilkbaharında İskenderiye’yi vurmuş, haziranda Kıbrıs’a, kasımda Kefe’den aldığı malları getiren 12 Ceneviz gemisi ile Sicilya’nın Messina limanına ulaşmıştı.

Şehir halkı önce başına gelenleri anlamamıştı. Hastalığa yakalananlarda önce titreme, kusma, ağır kas ağrıları, ışığa duyarlılık, uykusuzluk ve çevreye ilgisizlik görülüyor; ateş hızla 40 dereceye çıkıyor, kasıklardaki lenf düğümlerinde önce fındık sonra da yumurta büyüklüğüne ulaşan kabarcıklar oluşuyordu. Hasta üçüncü ya da en fazla dördüncü gün hayata veda ediyordu. Bu salgınını yaşayan İtalyan yazarı Boccacio, Decameron adlı eserinde o günleri şöyle anlatır: “Babalar oğullarını, anneler bebeklerini terk ediyor, hizmetçiler hanımlarından kaçıyor, noterler ölülerin son arzularını kaydetmekten vazgeçiyor, doktorlar, rahipler ve rahibeler hastaları ziyarete gitmiyorlardı. Kimse Hıristiyan usullerine göre gömülemiyordu, evler birer mezarlığa dönüşmüştü. Öğle yemeğini arkadaşlarıyla yiyen biri akşam yemeğinde ataları ile cennette buluşuyordu.” Açılan yaralar hızla siyaha dönüştüğü için halk hastalığa ‘Kara Ölüm’ adını takmıştı. ‘Kara Ölüm’, üç yıl içinde İspanya’dan Rusya’ya, Romanya’dan Grönland’a kadar tüm Avrupa’yı saracaktı.


Suçlu yıldızlar mı


Fransa Kralı VI. Philippe, Paris Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bu salgının nedenlerini sorduğunda henüz mikroplardan habersiz olan doktorlar günler ve geceler boyu süren tartışmalardan sonra hastalığı Satürn, Jüpiter ve Mars’ın 20 Mart 1345 tarihinde Kova (Saka) Takımyıldızı ile 40 derecelik ters açı yapmasına bağlamışlardı. Fransız akademisyenler yıldızlardan sonra, rüzgârlarla dünyanın dört bir yanına dağılan pis ve kötü kokuyu, depremler yüzünden evrenin merkezinden kurtulup dünyayı istila eden çürümüş havayı, Hıristiyanlıktan sapmış yaşam tarzlarını, seksle ve banyo yapmakla fazlaca meşgul olmayı suçluyorlardı. Halk ise Azrail’i şifalı bitkiler, okunmuş taşlar ve mucizevî şarkılar ile yenmeye çalışıyordu. Şehirler kilise çanları ve top atışlarıyla uyarılıyordu. Kendilerini zincirle döven meczuplardan oluşan gruplar, şehir şehir dolaşarak halkı salgının müsebbibi olarak gördükleri Yahudilere karşı uyarıyorlardı.

Bazı şehirler bu vesileyle tarihin ilk karantina uygulamalarını başlattılar ancak 1352 yılına gelindiğinde o sıralar 75 milyon olduğu tahmin edilen Avrupa nüfusunun üçte biri, yani 25 milyon kişi hayatını kaybetmişti bile. Hastalık 1352 yılında bugün bile hala sırrını koruyan şekilde, kendiliğinden söndü ve yerini tifo, tifüs, kolera gibi hastalıklara bıraktı.


Veba sonrası Avrupa


‘Kara Ölüm’, Avrupa tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu. Öncelikle salgın sırasında kilisenin halkın ihtiyaçlarını karşılamakta ve durumu açıklamakta yetersiz kalması, halkın tanrıya inancını azaltmadıysa da kiliseye güvenini ciddi bir biçimde sarsmıştı. Bu tarihten sonra Avrupa’da pek çok sapkın hareket gelişirken, halkın mucizeler gösteren azizlere ilgisi artmıştı.

Daha önce 40-45 olan ortalama yaşam süresi, 20 yaşın altına düşerken, nüfusun eski düzeyine gelmesi için yaklaşık altı kuşak geçmesi gerekti. Şehirlerin büyük kısmı bir daha ayağa kalkamadı. Güçlü şehir devletlerin toparlanması bile yüz yıllar aldı. Çiftlikler ve köylerin bazılarında tek bir kişi bile hayatta kalamadığından sahipsiz toprak sayısı artarken, serbest kalan serfler şehirlere akın etti, ücretli işçilik ortaya çıktı. Kırsal alanda işgücünün azalması sonucu feodal beyler serflerini serbest bırakmaktan vazgeçtiler, hatta onları daha ağır şartlarda çalıştırmaya çalıştılar. Bu ağır tedbirlerin neden olduğu 1358’de Fransa’da ortaya çıkan Jacquerie Hareketi, 1381’de İngiltere’de patlak veren Köylü Ayaklanması, 1395’te İspanya’da yaşanan Katalonya Ayaklanması ve Almanya’daki bir dizi köylü ayaklanması, genel olarak feodalitenin çözülmesinde önemli rol oynadı.


Osmanlı’da veba


Osmanlı Dönemi’ndeki ilk büyük veba (Osmanlı’nın deyişiyle ‘taun’) salgını ise 1466-1467’de yaşandı, bunu diğerleri izledi.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Salgınlar ve karantina isyanları" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:41:36