1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:42
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 10.10.2010
Ayşe Hür
Sansürle kararan ‘beyazperde’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’ Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’ Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’ Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’ Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’ Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’ Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’ Ayşe Hür - Sansürle kararan ‘beyazperde’
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Sansürle kararan ‘beyazperde’

Geçen yıl Doğan Medya’ya kesilen vergi cezası, YouTube başta olmak üzere sosyal iletişim sitelerine, sol ve Kürtçü içerikli sitelere, pornografik içerikli sitelere sudan gerekçelere dayanan yerel mahkeme kararlarıyla erişimin engellenmesi, geçtiğimiz aylarda Diyanet İşleri Başkanlığı’na dinî açıdan sakıncalı ve yanlış içerikleri mahkeme kanalıyla sansürleme yetkisinin verilmesi, Habertürk yazarı Bekir Coşkun’un işine son verilmesi, son olarak hükümeti internete ve basına yönelik tavrından dolayı haklı olarak eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bile az daha, “Kılıçdaroğlu PKK’lıdır” diye zırvalayan bir grup yüzünden Facebook’u kapattırması gibi olayları bahane ederek bu haftayı sansür tarihimize ayırmak istedim. Ancak, basına yönelik sansürü “İktidar basının uysalını sever” başlıklı bir yazımda (Taraf, 17 Şubat 2008) anlattığım için konuyu, 9-14 Ekim 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin şerefine, “1923-1980 arasında sinemada sansür” bağlamında ele almaya karar verdim, elbette sayfanın sınırları yüzünden küçük bir seçki yapabildim.


İktisat, sinema ve polis

Tek tip ve tepeden inme bir modernleşmeyi devlet politikası olarak gören yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde sinemaya sansür meselesi daha 1923 yılında, İzmir İktisat Kongresi sırasında ele alınmıştı. 1923-1932 yılları arasında filmler gösterime girmeden önce mahalli polis tarafından izlenir ve filmin uygun görülmeyen yerleri kesildikten sonra gösterimine izin verilirdi. Nihayet 9 Haziran 1932 tarihinde bir yönetmelikle film gösterimini denetlemek üzere merkezî bir sansür heyeti oluşturuldu. 26 Aralık 1933 tarihli bir başka yönetmelikle de senaryo sansürü başlatıldı.

Yönetmelikle İstanbul’da ve Ankara’da iki komisyon oluşturulmuştu. Komisyonlarda İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan birer temsilci vardı. Ayrıca kontrollere İl Polis Müdürü ve Emniyet Müfettişi veya vekili de katılıyordu. İtirazlar Ankara’daki komisyonda karara bağlanıyordu. Burada verilen karara itiraz mümkün değildi. Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğini yaptığı Aynaroz Kadısı (1938) ve Bir Kavuk Devrildi (1939) filmlerini ‘açık saçık’ ve ‘milli değerlere aykırı’ bulan yöneticiler işi biraz daha sıkı tutmak gerektiğine karar verdiler ve 19 Temmuz 1939 tarihinde yeni bir yönetmelik çıkardılar. Buna göre komisyona İçişleri Bakanlığı temsilcisi başkanlık ediyor, Genelkurmay’ın yanına Emniyet Genel Müdürlüğü, Basın Yayın ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı temsilcisi ekleniyordu. Böylece sansür, hem güvenlik, hem tanıtım, hem de eğitim meselesi olarak ele alınıyordu. Yönetmelik, 1963 ve 1977’de yapılan takviyelerle 38 yıl kesintisiz olarak uygulandı.


Arayana bahane çok

Bu yönetmeliğin maddelerini tek tek saymak yerine, Burhan Arpad’ın şu satırlarına göz atalım: “Bir sokağın bozuk kaldırımları bir şehrin kenar semtleri, köylülerin yamalı kıyafetleri, yalınayak çocukların bulunduğu bir sahne, o hükmün uygulanacağı ve uyulacağı yasak gerekçeleridir. Eğer sansür kurulunun canı çekerse, yine bir filmin pek çok sahnesi ‘umumi terbiyeye aykırı’, ahlak ve ‘milli duygulara aykırı’, ‘memleket inzibat ve emniyetine zararlı’, ’cürüm işlemeye teşvik eder’ görülüp yasaklanabilir.” Arpad’ın dediklerini daha iyi anlamak için gelin Cumhuriyet döneminde, sinemadaki sansür tarihinden bazı yaprakları birlikte çevirelim.

1944’te Cumhuriyet’in ilk sinema adamlarından Faruk Kenç’in çektiği Günahsızlar filmi “bir köy delikanlısı, bir kahpenin kızına nasıl âşık olur?” “Ayıptır!” gerekçesiyle sansürlenir. 1949’da Lütfi Akad’ın Halide Edip Adıvar’ın aynı adlı eserinden çektiği Vurun Kahpeye adlı klasik eseri, ‘ahlaksız’ olduğu için yasaklanır. 1952’de Şakir Sırmalı’nın Murat Sertoğlu’nun eserinden sinemaya uyarladığı Efelerin Efesi adlı film önce sansüre uğrar sonra sonuna bir açıklama yapılması şartıyla affedilir. Eklenen açıklama sansürün nedeni konusunda bir fikir verir: “Sırf aşk uğruna dağa çıktığı için Osman Efe’nin namı pek anılmaz. Çünkü Efe hak uğruna dağa çıkmış ve mücadele etmiştir. İstiklal savaşımıza bütün gücüyle yardım eden bütün adsız efelerimizi hörmetle anarız.”

Aynı yıl, Metin Erksan’ın Âşık Veysel’in hayatını anlatan toplumsal gerçekçi filminin Karanlık Dünya olan adı Âşık Veysel’in Hayatı olarak değiştirilir. Ayrıca filmdeki bazı sahnelere de çekidüzen verilmesi istenir. Çünkü filmde ekinlerin cılız ve boylarının kısa olması ziraat işlemlerinin ilkel olduğunu düşündürecektir. Turna dansı yapan dört kızdan ikisinin ayaklarının çıplak, ikisinin ise çarıklı olması da seyircilerde yanlış düşünceler uyandırabilecektir!


Aman Mussolini görülmesin

Kerime Nadir’in Hıçkırık adlı romanından uyarlanan ve bazı sahneleri İtalya’da çekilen Atıf Yılmaz’ın Hıçkırık (1953) filminde, doktoruyla evlenen, daha sonra çocukluk yıllarından beri sevdiği erkeğin kollarında ölen bir kadının acılı öyküsü anlatılır. Filmin sansüre takılmasının nedeni arka planda Mussolini heykelinin görülmesi ve istasyon terminalinin Mussolini döneminin eseri olmasıdır. Çünkü 1930’lardan İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar faşizmle flört eden devlet adamlarımız o yıllarda, Batı’ya kendilerini affettirme telaşı içindedirler.

Ö. Lütfi Akad’ın, erkekleri birbirine düşüren kötü kadın Aliye ve kızı Nevin’in hikâyesini anlatan 1955 tarihli Kardeş Kurşunu adlı filmi, erkek ve kadın kahramanın oturduğu tepeden Boğaz’ın çıkışının ve kahramanların yüzdüğü plajın görülmesi yüzünden sansürlenir. Sansür Heyeti’ne göre Boğaz’ın çıkışını ve plajı gören düşmanlarımız “Demek ki buraya karadan çıkartma için en münasip sahil burası derler” ve bu da milli çıkarlarımıza aykırıdır!


Ödüllü senarist Türk polisi

Aslında bu yıllarda sansürcüler bazı yazarlara ve senaristlere adeta düşman kesilmişlerdir. Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal, Vedat Türkali, Orhan Kemal ve Kemal Tahir gibi isimler, filmin sansürlenmesi için yeterlidir.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Sansürle kararan ‘beyazperde’" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:42:00