1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:43
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 20.09.2009
Ayşe Hür
Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya Ayşe Hür - Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
“[D]inin eleştirisi her türlü eleştirinin önkoşuludur... Dinsiz eleştirinin temeli şudur: İnsanı din yaratmaz, insan dini yaratır... Fakat insan dünyanın dışında oturan soyut bir varlık değildir. İnsan, insanın dünyasıdır, devlettir, toplumdur. Bu devlet, bu toplum dinin dünyaya bakışını üretir, çünkü bunların kendileri tepetaklak bir dünyadır. Din bu dünyanın genel kuramı, geniş kapsamlı özeti, yaygın mantığı, manevi yüceliği, coşkusu, ahlakça onaylanması, görkemli bütünlüğü, avuntu sağlamaya ve haklı kılmaya yarayan evrensel temelidir. İnsanın özünün hayali olarak gerçekleşmesidir, çünkü insanın sahici bir gerçekliği yoktur. Bu nedenle dine karşı savaşım, manevi kokusu din olan bu dünyaya karşı da dolaylı olarak savaşımdır. Din baskı altındaki yaratığın iç geçirmesi, taş yürekli bir dünyanın duygusu ve ruhsuz koşulların ruhudur. Halkın afyonudur. Halkın hayali mutluluğu olarak dinin kaldırılması, halkın gerçek mutluluğunu istemektir... Dinin eleştirisi, kendi gerçekliğini düşünebilmesi, yaşayabilmesi ve yönlendirebilmesi için, insanın hayallerini kırar. Hayalleri kırılıp aklı başına gelmiş bir insan sıfatıyla kendi çevresinde kendi kendisinin gerçek güneşi olarak dönebilmesi için... Din, insan çevresinde dönmediği sürece onun çevresinde dönen hayali bir güneştir” demişti komünizmin peygamberi Karl Marx, “Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Doğru” makalesinin önsözünde.

Dikkat edilirse, Marx’ın kısaltarak verdiğim bu sosyolojik yorumu, dinin bir ‘yanlış bilinçlilik hali’ olduğunu söylemekle birlikte, bundan dolayı inananı küçümsemeye kalkışmıyor, aksine anlayışla karşılıyor. Ben de, benzer şekilde düşünüyorum ve halkın (halkımızın) bir türlü dinmeyen, eksilmeyen, hatta giderek artan din ihtiyacını anlayabiliyorum ve saygı duyuyorum. Ancak ‘nüfusun yüzde 99’unun Müslüman’ olduğu iddia edilen ülkemizde, Ramazan’da din (elbette İslâm dininin Sünni yorumu) sadece halk düzeyinde değil, devlet düzeyinde de o kadar görünür oldu, o kadar ‘hegomonik’ bir dile kavuştu ki, bu konuda birkaç söz etmek ihtiyacı duydum. Ramazan’da, Müslüman, gayrimüslim tüm vatandaşların vergileriyle finanse edilen Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı onlarca camiden, minare başına en az dörder hoparlörden, çoğu ne yazık ki usulden nasibini almamış müezzinlerin okuduğu beş vakit ezana, yine sesi sonuna kadar açılmış hoparlörlerle dışarıya aktarılan, çoğumuzun anlamadığı Arapça hutbeler, vaazlar, hatimler, mevlitler; gecelerimize davul sesleri eklendi. Başbakanımız, NATO Genel Sekreteri’ne, AB büyükelçilerine, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esat’a ve gazetecilere, sanatçılara iftar yemekleri verdi ve bu yemeklerde saatlerce İslâm övgüsü yaptı. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bunları görünce insan şüpheleniyor: Acaba Diyanet İşleri Başkanlığı veya Başbakan veya diğer devlet görevlileri, bu ülkede, sadece imanı bütün Sünnilerin değil, ‘light’ Sünnilerin, tamamen farklı İslami rituelleri olan Alevilerin, İslam’la ilişkileri bile olmadığın savunan Kızılbaşların, dahası Hıristiyanların, Musevilerin, başka başka dinlere mensup kişilerin, ateistlerin yaşadığını ve ‘laik’ olduğunu iddia eden bir devletin, din(ler) karşısında yansız veya ya hepsine eşit yakınlıkta, ya da hepsine eşit uzaklıkta durması gerektiğini bilmiyor mu? Biliyorsa, bu yoğun Sünni retoriğin ve pratiklerin bu kesimleri nasıl etkilediğini düşünebiliyor mu? Bu kesimlerin sadece Sünni bayramlarında resmi tatil olmasına, devletin kendi bayramlarının adlarını bile anmamasına nasıl üzüldüklerini düşünebiliyor mu? Lafı uzatmayayım, sözüm halka, medyaya veya yerel yönetimlere değil. Sözüm devlete ve devleti temsil edenlere. Dinle hayat (dolayısıyla dinle devlet) arasında ikilik olmadığını söyleyen İslam dini ile dinle hayatı birbirinden bıçakla keser gibi ayırmayı hedefleyen Fransız tipi katı bir laiklik anlayışını benimsemiş olanlar arasındaki çatışmanın, ufuktaki Anayasa tartışmalarıyla daha da gerilimli hal alacağını öngörerek, bu hafta tabiri caizse, ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya’ yelteneceğim; laikliğin ve sekülerliğin tarihine bakmaya çalışacağım.  


Civitas dei / civitas terrara


İlk insan topluluklarında görülen ‘Tanrı-Kral’ anlayışının ‘Tanrı’nın oğlu-Kral’ anlayışına evrilmesi çok uzun zaman almıştı. Roma İmparatorluğu ise, çok tanrılı (Pagan) bir devletti ve herkes istediği tanrıya inanıyordu ve devlet işleyişinde herhangi bir din esas alınmıyordu. Yani Roma ‘seküler’ (dünyevi) bir devletti. Laikliğin ilk işareti sayılan Matta İncili’ndeki “Kayzer’in şeylerini Kayzer’e ve Tanrı’nın şeylerini Tanrı’ya ödeyin” (ya da Türkçeye geçtiği şekliyle “Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya”) ayeti Roma’da Neron döneminde, Hıristiyanlığa yönelik ağır baskılar sonucu ortaya çıkmıştı.

Hıristiyan-Katolik doktrinine göre, dünya Adem’le Havva’nın cennetten kovulmasından bu yana Civitas Dei (“Tanrı Sitesi/Devleti’) ve Civitas Terrara (Yeryüzü Sitesi/Devleti) olarak ikiye ayrılıyordu. Katolik Kilisesi ise, Yeryüzü Devleti’ndeki Tanrı Devleti’nin temsilcisiydi. Devletle Kilise arasındaki gerilimi ilk çözen, daha sonra Bizans adını alacak olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun başı I. Consantinus’un 313 tarihinde yayımladığı ‘Milano Fermanı’ oldu. Bu fermanla Hıristiyanlık resmen tanındı ve din özgürlüğü güvenceye alındı.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:43:29