1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 25.04.2010
Ayşe Hür
Sözlü tarihte 1915 gerçeği
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği Ayşe Hür - Sözlü tarihte 1915 gerçeği
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

“Bazen Muş aklıma geliyor... Vatanımızdaki evimizi, yakınlarımızı, yüksek kavak ağaçlarıyla çevrili büyük avlumuzu, avlunun kavaklarının üstüne her ilkbaharda gelip yuva kuran leylekleri hatırladığımda delireceğimi düşünüyorum... Avludaki su kuyusunu, samanlığı, tandır evini, avlunun devamını oluşturan serin ormanı ve yaylaları... Ormandaki fındık ağacını, cevizleri, pekmezli yabani petek balını, süzme yoğurdu. Yeniyıl sofralarının süsü olan iğdeyi, kuruyemiş ve kuru üzümü, anamın adil eliyle yoğrulmuş ve pişirilmiş sütlü hamursuz ekmeği hatırlıyorum. Paskalya’da ya da benim doğum günümde annemin hamursuz ekmeğin içine sakladığı şans düğmesini... Teker teker, isimleriyle gömülmemiş ölülerimizi, mezarsız kalmış yakınlarımızı, kaybolan ağabeylerimi, onların eşlerini ve çocuklarını acıdan ağlayarak hatırlıyorum. Hayvanlaşan askerlerden kaçan ve kendilerini Murat Irmağı’nın soğuk sularına atan masum kız kardeşlerimden, genç gelinlerden hangi birini hatırlayayım, hangisi için yas tutayım...”


Geçmiş, belleklerde saklı

Bu hüzünlü ifadeler, 1893’te Muş’un Bulanık İlçesi’ne bağlı Hamzaşeyh Köyü’nde doğmuş, ancak 1915’teki Ermeni Tehciri sırasında, evinden, yurdundan sürülmüş Tonayan Abraham Tonakan’a ait. Bilindiği gibi geçmiş, sadece resmî yazışmalarda, raporlarda, bilimsel metinlerde saklı değil. Asıl, olayları yaşayanların belleklerinde kayıtlı. Yeter ki onlara kulak verin. Ailesi 1915’te Sivas’tan tehcir edilmiş etnolog Vergine Svazlian, Abraham Tonakan gibi 120 kadar kişiyle sözlü tarih çalışması yapmış. Muhtemelen çoğu artık yaşamıyor. Ölmeden önce tarihe not düşmüşler. Kimi uzun, kimi kısa konuşmuş. Kimi sakin, kimi öfkeli konuşmuş. Kimi hatırladığını söylemiş, kimi besbelli başka kaynaklarla belleğini tazelemiş. Ama hepsi birbiriyle tutarlı ve tarihsel gerçeklikle çelişmeyen anlatılar. Nesnellikten uzak parçaları bile, Ermeni toplumunun kolektif belleğini oluşturan unsurları anlamamız açısından çok önemli. İstanbul’daki Ermeni toplumunun önde gelen 250 kadar üyesinin evlerinden toplanıp, Ayaş ve Çankırı’ya sürüldüğü gün olan 24 Nisan 1915’in 95. yıldönümünde, bu tanıklıklardan bazı ifadeleri (en yansız, en az kanlı olanları) sizlerle paylaşmak istedim. Gerisini merak edenler http://www.ermeni.org/turkce adresine bakabilirler.


Her yerde sevinç çığlıkları

1886 doğumlu Yeğyazar Karapetyan’la başlayalım: “[Meşrutiyet’in ikinci kez ilan edildiği 1908’de] Jön Türklerin ve Taşnak Partisi’nin imzaladığı kardeşlik paktına göre Ermeni Kurtuluş Mücadelesi’ne son verilecekti ve Türkiye’de yaşayan bütün milletler güçlerini birleştirip vatanseverlik ruhuyla Osmanlı İmparatorluğu’nu, onun kabul ettiği Anayasa’yı ve onun ilerici kanunlar koyan yeni hükümetini sadık bir şekilde koruyacaklardı. Özel bir genelgeyle fedailer Muş’a davet edildiler. Ruben öncülüğündeki gerilla grubu silahsız olarak ortaya çıktı. Her yerde sevinç çığlıkları duyuluyordu. Hürriyet yasasıyla Ermenilere karşı onur kırıcı davranışlarda bulunmaya, dayağa, küfürlere, yağmaya, hırsızlığa ve küçümsemeye son veriliyordu. Benzer davranışlarda bulunanlar en sert cezalara, hatta ölüm cezasına çarptırılıyorlardı. Her iki halka da tam güvence veriliyordu: Ermenilere serbestçe oy verme, kendi temsilcilerini seçme ve önerme hakkı veriliyordu. Bu Batı Ermenilerinin yaşamında bir yeniden doğuş idi.”

Peki, bu mutluluk rüyası ne zamana kadar sürmüştü? Cevabı, 31 Mart Vak’ası (1909) ile eş zamanlı olarak Adana’da patlak veren kanlı olayların tanığı 1904 doğumlu Mikayel Keşişyan’dan alalım: “Adana katliamı sırasında ben beş yaşındaydım. O dehşetli geceye Türkçe ‘Camuz dellendi’ adı verildi; zira gerçekten de Sultan [II. Abdülhamit] çıldırmıştı. Onun emriyle insanları boğazladılar. 30.000’e yakın Ermeniyi katlettiler. Evleri yakıp yıktılar, küle çevirdiler. Herkesi toplayıp Adana Irmağı’na götürdüler. Sultan Hamit’e haber gönderdiler, ‘bütün Ermenileri toplayıp ırmak kenarına getirdik, emir bekliyoruz’ diye. Bir tarafta su, öbür tarafta ateş. Babam beni kucaklamıştı. Olanları omzunun üzerinden seyrettiğimi hatırlıyorum. Annem de bizimleydi, bizi ırmağın kenarına doldurmuşlardı. Sultan’dan emir geldi: Af emri. Bizi de ‘Padişahım çok yaşa!’ diye bağırttılar.”


İlişkilerin kopması

Hükümet, tarihe Adana İğtişaşı (Karışıklıkları) olarak geçen olayların sorumlularını bulup en ağır cezalara çarptırmıştı ama Ermeni toplumu İttihatçılara güvenini kaybetmeye başlamıştı. 1912 seçimlerinde İTC Ermenilere verdiği 19 mebusluk sözünü tutmadı. İTC’nin 1913’teki kongresinde ise Türkçülük ideolojisinin belirginleşmesi ile gerilim iyice arttı. Balkan Savaşları sırasında, asker kaçakları arasındaki Ermenilerin sayısı artmaya başladı, hatta bazı Rus Ermenileri Bulgar cephesinde Osmanlı ordusuna karşı savaştılar. Şubat 1914’te Büyük devletlerin baskısıyla Padişah ‘Ermeni Reformu’ tasarısını imzalamak zorunda kaldı. Aynı yılın yazında, İTC adına Bahaddin Şakir, Ömer Naci ve Hilmi Bey’den oluşan bir heyet Gürcü ve Azeri temsilcilerle birlikte, Taşnak Partisi’nin Erzurum’da yapılan VIII. Kongresi’ne geldiler ve Ruslara karşı destek istediler. Uluslararası ortamı lehlerine gören Taşnak liderleri ayak sürüyünce fatura devletin tüm Ermeni tebaasına kesildi. Ekim 1914’ten itibaren oluşturulan Amele Taburları tehcirin ne kadar kanlı geçeceğine dair ilk ipuçlarıydı.


Değirmendeki insan kafaları

1907 doğumlu Yozgatlı Veronika Berberyan o günleri şöyle anlatıyor: “Cumartesi günü, akşama doğru bütün erkekleri Türk ordusuna göndermek üzere toplamışlar; fakat orada Ermenileri Türklerden ayırmışlar. Dedem, Papaz Hakob Berberyan Ermenilerin silahaltına alınan Türklerden ayrıldığını görünce demiş ki: ‘Niçin Ermenileri ayırıyorsunuz?’ Türk binbaşı şöyle cevap vermiş: ‘Papaz Efendi, Ermeniler yol yapmaya gidecek, Türkler ise Rus cephesine.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Sözlü tarihte 1915 gerçeği" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:44:32