1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 19:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 14.02.2010
Ayşe Hür
Tarihten intihar notları
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Tarihten intihar notları Ayşe Hür - Tarihten intihar notları Ayşe Hür - Tarihten intihar notları Ayşe Hür - Tarihten intihar notları Ayşe Hür - Tarihten intihar notları Ayşe Hür - Tarihten intihar notları Ayşe Hür - Tarihten intihar notları Ayşe Hür - Tarihten intihar notları
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
“Geçtiğimiz aylarda, TSK mensubu 11 subay çeşitli nedenlerle intihar etti. Aslında geçen yıldan beri intihar eden subay sayısı 20’ye yaklaştı. Görünüşte bu intiharların arkasında gönül işlerinden yolsuzluğa, fuhuş ve uyuşturucu ticaretinden Ergenekonculuğa, ekonomik sorunlardan amir baskısına kadar uzanan pek çok neden yatıyor. ‘Görünüşte’ diyorum çünkü bugüne dek ne TSK’dan, Milli Savunma Bakanlığı’ndan, ne TBMM’den, ne olayları soruşturan adli mercilerden, ne de ölenlerin ailelerinden tatmin edici bir açıklama geldi. Bunun bir istisnası, internette özel hayatına dair haberlerin dolaşmasından dolayı intihar ettiği ileri sürülen Albay Berk Erdem’in cenaze töreninde konuşan Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit oldu. Ama Yiğit de açıklama yapmak yerine “Onur intiharları oluyor, susmak mümkün değil!” diyerek hamaset yapmayı tercih etti.

Bu vesile ile tarihimizdeki bazı intihar olaylarına değineceğim ama bunun hassas bir iş olduğunun farkındayım. Çünkü neresinden bakarsanız bakın, ölüm çok üzücü, çok sarsıcı bir olay. Hele de intihar... Yazıya başlamadan önce, ölenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum.”  


Kelimenin icadı


İngilizcedeki ‘suicide’ (kendi kendini öldürme) fiili ilk kez 1662 yılında, Fransızcadaki ‘suicidium’ fiili ise ilk kez 1737 yılında kullanılmış. Her iki kelime de Latincedeki ‘kendini öldürme, katletme’ anlamında, ‘sui homicidia’ veya ‘sui ipisus homicidium’ terimlerinden geliyor. İntihar’ kelimesi Türkçeye Tanzimat’la beraber girmişe benziyor çünkü İbrahim Müteferrika’nın matbaasında basılan ilk kitap olan Vankulu Lügatı’nda (1727) veya Burhan-ı Katı Lügatı’nda (yazılışı 1652, tercümesi 1797) ‘intihar’ kelimesi yok. O güne dek ‘hançere düşmek’, ‘ateşe düşmek’ vb. metaforlarla anlatılan ‘intihar’, Şemseddin Sami’nin Kamûs-ı Türkî (1901) adlı sözlüğünde, Arapçada ‘kurban’ anlamındaki ‘nahr’ kelimesinden gelme olarak tarif ediliyor. İntihar düşüncesine yer veren ilk roman Ahmet Mithat Efendi’nin Hüseyin Fellah (1875) adlı romanı. ‘İntihar’ sözcüğünü ilk kullanan kişinin Âsaf mahlâsı ile yazan Mahmud Celaleddin Paşa (ö. 1903) olduğu sanılır. Abdülhamid’in kızkardeşi Seniha Sultan’la evlenerek saraya damat olan Paşa, intihar redifli 36 beyitlik İntihar Kasidesi’nde, kayınbiraderi Abdülhamid’le ters düşerek oğulları Prens Sabahattin ve Lütfullah Beylerle Avrupa’ya kaçtıktan sonra yaşadığı çileli hayat betimler.  


İlahi dinlerde intihar


Ölüm önümde bugün

Mür kokusu gibi,

Rüzgârlı bir günde yelken altına oturmu
ş gibi.
Ölüm önümde bugün

Nilüferlerin kokusu gibi,

Sarho
şluğun kıyısına oturmuş gibi.
Ölüm önümde bugün

Yıllarını tutsaklıkta geçirmi
ş bir adamın,
Evini özlemesi gibi…
 

Bu satırlar, günümüzden 4 bin yıl önce, Mısır’da intihar eden birinin bıraktığı mektuptan alınma. Muhtemelen insanlık tarihi kadar eski olan intihar eylemi, Platon, Aristotales, Epikür, gibi Antik Çağ filozoflarınca olumsuzlanırken, ilahi dinlerin hemen hepsinde onaylanmayan davranışlar arasında sayılmıştır. Kur’an’da intihar kelimesi ve intihara ilişkin açık bir ifade bulunmamakla birlikte, bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi yüce bir davranış; bir cana kıymanın da adeta bütün insanları öldürme gibi ağır bir suç ve günah olduğunu belirten Maide Suresi’nin 32. ayetinden hareketle, İslam geleneğinde intihar günah kabul edilir, intihar eden kişinin cennete gidemeyeceği, cehennemdeyse ölümüne neden olan olayı tekrar tekrar yaşayacağına inanılır. En çok tartışılan konulardan biri de Peygamber’in intihar eden bir kimsenin cenaze namazını kıldırmayışından hareketle, intihar eden kimsenin cenaze namazının kılınıp kılınmayacağı meselesidir.

Buna rağmen tarih boyunca İslam toplumlarında çok sayıda intihar olayı yaşanmıştır. Görünüşe göre bunların çoğu namus ve onurun korunmasıyla ilgilidir. 19. yüzyıldan itibaren modernleşme ile birlikte, Batı edebiyatının romantik intihar vakalarının da etkisiyle, karşılıksız aşk, başarısızlık, yoksulluk ve mali krizler yüzünden bunalıma düşenlerin intiharı oldukça sık rastlanan durumlar olur. (Ya da modernleşme ile intihar vakaları görünür hale gelir.)

O yıllarda bu bunalım haline ‘meyusiyet’ (karamsarlık, ümitsizlik) adı veriliyordu. Bu arada intihar yöntemleri de modernleşmiş; revolver, havagazı, kimyasal maddeler (prusik asit, kostik asit, cıva afyon, afyon tentürü, potasyum siyanür, arsenik, haşere ilaçları, kloroform ve striknin) gibi yeni araçlar kullanılmaya başlamıştı.

1876’da Abdülaziz’in ve 1916’da oğlu Yusuf İzzeddin Efendi’nin intiharlarını (ya da intihar süsü verilen ölümlerini) ileride ayrı bir yazıda ele almayı düşündüğünden, bu hafta bunlar dışındaki bazı intihar vakalarına göz atmaya çalışacağım.    



Mülazım Mehmed Ali Bey’in intiharı


19 Temmuz 1919 günü, üniformasını giyip Ada Vapuru’na binen, vapurun baş kısmına gelip, şakağına bir kurşun sıkan, ardından denize düşerek ölen Mülazım (Teğmen) Mehmed Ali Bey’in intiharı, Japon kültüründen aşina olduğumuz ‘onur intiharları’na benziyordu ama bir yanıyla da gayet modern gerekçeli bir intihardı. Çünkü geride bıraktığı mektuba bakılırsa, henüz 21 yaşında olan Mehmed Ali Bey’i ümitsizliğe düşüren olay, aşk acısı ya da ekonomik sıkıntılar değil, ‘memleketin düştüğü yoksulluğu, ülkenin elden giden namusunu temizleyememesi’ idi! Olayın gerçekten böyle mi olduğu, yoksa mektubu yayımlayan Vakit gazetesinin olayı, milliyetçi şova dönüştürmek amacıyla imal mi ettiği bilinmemekle birlikte, adeta milliyetçi bir manifesto olan mektup şöyleydi:

“Muhterem Kumandanım,
Artık hayatı terk etmek icap etdi. Bundaki sebebi tamamen teşrih edecek (açıklayacak) bir halde değilim. Dimağıma (zihnime) üşüşen birtakım fikirler arasında bunaldım. Necatı (kurtuluşu) artık ölümde buluyorum. ... Zavallı Türkler ayak altına düşdükten sonra hayat bana zırva gelmeğe başladı. Hiçbir iş yapmadan öldüğüm için çok meyusum. Arkadaşlarımın benden daha metin olmalarını temin ederim. Ben daha fazlaya tahammül edemedim... Size büyük işler temenni ediyorum. Ruhum Türklerin saadetine iştirak edecektir. Fakat bugün çok meyusum.”  


Reşat Çiğiltepe’nin intiharı


Bu olay aklımıza Milli Mücadele yıllarında yaşanan bir ‘onur intiharı’nı getiriyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 09.02.2012
Türk futbolu medeni değil!
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Tarihten intihar notları" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 19:44:13