Geçtiğimiz günlerde Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu "Taşnak arşivlerinin açılması için 20 milyon dolar para teklif ettim. Bu parayla arşivdeki belgeler rahatlıkla tasnif edilebilir, ama buna kimse yanaşmadı" dedi. Teklifin yakışıksızlığı ve taraflar arasında böyle bir konuşma geçip geçmediği konusu bir yana (yazı matbaaya gittikten sonra Boston’daki Taşnak Arşivi’nden arşivlerin açık olduğu ve Halaçoğlu ile aralarında böyle bir konuşma geçmediğine dair tekzip geldi), Halaçoğlu’nun bu arşivlerde ne bulmayı umduğunu bilmiyoruz. Ancak yıllardır resmi tezi radikal biçimde sorgulayan Taner Akçam, tehcir konusundaki en savunmacı pozisyonda olduğu bilinen Osmanlı Arşivlerinde bile hala ‘Türk resmi tezi’ni çürütmeye yetecek sayıda ve nitelikte belgenin bulunduğunu iddia ediyor. Nitekim bu tezini İletişim Yayınları’ndan 2008 yılında çıkan kısa adıyla ‘Ermeni Meselesi Hallolunmuştur’ adlı kitabıyla ispat etmeye koyuldu.
RESMÎ TARİH . Bu kitapta aşağıda bir özetini sunduğumuz arşivlere ilişkin bilgiler ve Yusuf Halaçoğlu’nun Ermeni Tehciri ve Gerçekler, 1914-1918 (Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2001) kitabında dile getirdiği bazı iddialara yönelik eleştiriler de var. Halaçoğlu henüz ne bu iddialara, ne de bu kitabın bütününe ilişkin bir yorumda bulunmadı. Hâlbuki, ağırlıklı olarak Osmanlı arşivlerine dayanarak hazırlanmış kitabın iddialarını Boston’daki Taşnak arşivinde bulmayı hayal ettiği belgelerle çürütmesi pek kolay görünmüyor. Halaçoğlu’nun resmi tezi savunmak için yaptığı bu sansasyonel atak eğer dikkatleri Akçam’ın kitabından uzaklaştırmayı hedeflemiyorsa, topu taca atarak, iç kamuoyunu bir süre daha oyalamayı hedefliyor. Peki, bu konuda gerçek durum nedir? Önce olumlu olaylardan bahsedelim. Ermeni Tehciri konusunda çalışmak isteyen biri için çok önemli bir kaynak olan Başbakanlık Osmanlı Arşivi eskiden kataloglama işlemlerinin tamamlanmamış olması gibi teknik nedenlerle ya da hükümet politikaları nedeniyle araştırmacılar tarafından özgürce kullanılamıyordu. Bir zamanlar arşivde çalışan akademisyenlerin sorguya çekilmesi, belge verilmemesi ve hatta arşivden atılmaları gibi birçok tatsız olay yaşandı. (Bir örnek olarak bakınız; Ara Sarafyan, "The Ottoman Archives Debate and the Armenian Genocide", http://www.gomidas.org/forum/archives.pdf ) Fakat özellikle son yıllarda Arşiv'de ciddi değişiklikler oldu. Hem yeni kataloglar araştırmacıların hizmetine sunuldu hem de araştırmacıların hakaret ve tehditlere muhatap olması son buldu.
ŞİFRE KALEMİ BELGELERİ . Başbakanlık Arşivi’nin içerdiği belgelere gelirsek; Ermeni Tehciri konusunda çalışmak isteyen biri için Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi belgeleri çok önemli bir kaynaktır. Bunlar esas olarak merkezden taşraya çekilen kısa telgraflardır. Vilâyetlerden bu telgraflara gelen cevaplar ise kısmen Emniyet Umum Müdürlüğü Birinci, İkinci ve Üçüncü Şube evrakı içinde dağınık olarak bulunur. Ancak bugün bu evrak arasında, doğrudan Ermeni sürgünleri ile ilgili evrak neredeyse yok gibidir. Bu evrakların nerede oldukları bilinmemektedir. Yine aynı arşivde bulunan Hariciye Nezareti gibi başka dairelere ait belgelerden geniş bir seçme yapılmış ve internet ortamına konmuştur. http://www.devletarsivleri.gov.tr adresinden ulaşılabilecek bu belgelerin toplam sayısı 1.500'ün üzerindedir. Bunlar resmi tezi desteklemek amacıyla özel olarak seçilmiş belgeler olmakla birlikte, orijinal arşiv belgelerinin internet ortamına konulması son yıllarda arşivlerde yaşanan olumlu gelişmeleri göstermektedir.
MECLİS-İ MEBUSAN ZABITLARI . Bir başka önemli kaynak, 1918 Kasım-Aralık aylarında Ermeni tehcir ve öldürmeleri konusunda yoğun tartışmalara sahne olan Osmanlı Meclis-i Mebusan zabıtlarıdır. Bunlar, TBMM tarafından transkripsiyonu yapılarak yayınlanmıştır. Aynı döneme ait bir başka kaynak Osmanlı Meclis-i Mebusanı tarafından, savaş yıllarında hükümet üyelerinin (savaş ve tehcir) suçlarını araştırmak amacıyla oluşturulan ve 5. Şube olarak bilinen komisyona ait tutanaklardır. Bu tutanaklar Necmettin Sahir (Sılan) Bey tarafından tutulmuş ve İstanbul Meclis-i Mebusan Matbaası tarafından 1334 (1919) tarihinde basılmıştır. Kitabın yeniden basımını, Osman Selim Kocahanoğlu, İttihat ve Terakki'nin Sorgulanması ve Yargılanması (İstanbul, Temel Yayınları) adıyla 1998 yılında yapmıştır. Ancak yine Meclis tarafından Ermenilere yönelik tehcir ve katliam suçlarını kovuşturmak amacıyla, 24 Kasım 1918 tarihinde kurulan Tedkik-i Seyyiat Komisyonu’nun belgelerinin nerede olduğu bilinmemektedir. Bunların 1922 sonrasında, İstanbul'un Ankara Hükümetinin kontrolü altına girmiş olması nedeniyle İstanbul Örfi İdare (Sıkıyönetim) Kumandanlığı tarafından Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı'na aktarılmış olması gerekir ancak belgelerin Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt ve Denetleme Başkanlığı (ATASE) arşivinde olup olmadığına dair herhangi bir bilgi veya açıklama bugüne kadar yapılmamıştır.
TAKVİM-İ VEKAYİLER . Üçüncü grup önemli kaynak, dönemin resmi gazetesi Takvim-i Vekayi'de yayınlandıkları kadarıyla, 1919-21 yıllarında İstanbul Divan-ı Harb-i Örfi'de görülen İttihat ve Terakki merkez ve yerel yöneticileri aleyhine açılan davalara ilişkin belgelerdir. Bu gazetede toplam 63 davadan sadece 12’sine ait bazı belgeler yayınlanmıştır. Bu davalardan İttihat ve Terakki Merkez Komite ve Teşkilat-ı Mahsusa sorumlularına karşı açılan dava ile dönemin Bakanlar Kurulu mensupları aleyhine açılan dava gerek iddianame gerekse sanık ifadeleri nedeniyle çok önemlidir. Önce ayrı davalar olarak başlayan sonra ortak bir kararla sonuçlanan 14 oturumluk bu yargılama sürecinin duruşma tutanakları, iki iddianamesi ve ortak karar sureti tam metin olarak Takvim-i Vekayi'de yayınlanmıştır. İttihat ve Terakki’nin parti sekreterleri davasının toplam 13 oturumundan sadece ilk üç oturumu ve karar sureti yayınlanmıştır. Geriye kalan 10 davanın ise ya Yozgat ve Trabzon davalarında olduğu gibi sadece karar suretleri ya da Erzincan ve Bayburt davalarında olduğu gibi, kararların Padişahça onayları yayınlanmıştır. (Ancak gazetede yayınlanan davaların da, yayınlanmayan davaların da belgelerinin asılları ortada yoktur.)Takvim-i Vekayi'de yayınlanmış bu belge tutanakları, V. N. Dadrian ve Taner Akçam kitap haline getirilmiştir ve yakında Bilgi Üniversitesi Yayınları arasında yayınlanacaktır.
İSTANBUL BASINI . Dördüncü önemli kaynak grubu 1918-22 arası İstanbul basınıdır. Her ne kadar, resmi tarih yazımında ‘Mütareke Basını’ diye yaftalanarak nesnellikleri üzerinde ciddi bir kuşku bulutu yaratılmışsa da, dönemi biraz araştıranlar, Mondros Mütarekesi’ni izleyen yıllarda üzerindeki İttihatçı ve Saray baskısından kurtulan basının başta Ermenilere yönelik politikalar olmak üzere, savaş dönemi olayları hakkında son derece ayrıntılı bilgiler aktardıklarını görebilir. İstanbul, Erzincan ve Bayburt davalarının karar suretleri gibi, Takvim-i Vekayi’lerde bulunmayan birçok belge ile tehcire doğrundan katılmış veya şahit olmuş kişilerin mahkeme ifadeleri veya anıları basınında yer bulmuştur. Örneğin Halep Valisi Celal Bey'in anıları Vakit gazetesinin 10-13 Kânunievvel (Aralık) 1918 tarihli sayılarında üç bölüm halinde; III. Ordu Kumandanı Vehip Paşa'nın mahkeme ifadesi 31 Mart 1919 tarihli Vakit gazetesinde yayınlanmıştır. Tehcirde görev alan Çerkez Hasan Amca adlı görevlinin "Tehcirin İç Yüzü" adlı yazı dizisi, Alemdar gazetesinde 19 Haziran 1919'da başlamış ancak 28 Haziran 1919'da yayınlanan 8. tefrikada arkası geleceği bildirilmesine rağmen kesilmiştir.
KUDÜS ARŞİVİ .
Yazının devamını okumak için tıklayın.