
Müjdeler olsun. 26. sınırötesi harekât başladı. Madem devletimiz 90 yıllık Kürt Meselesi’ni (onlara göre PKK veya terör meselesi elbette) orduya havale etti, o halde ordumuzun başına bir de ‘Sakallı Nureddin Paşa’ bulalım, böylece hem gelenek devam etsin, hem ordumuz başarıdan başarıya koşsun, hem ordunun yetmediği yerlerde ‘Nureddin Paşa yöntemleri’ ile meseleyi halletsin. Neden böyle düşündüğümü yazıyı okuduğunuzda anlayacağınızı düşünüyorum.
Parlak askerî sicil
Önce kahramanımızın Cumhuriyet öncesi kısa künyesini verelim:1873 yılında Bursa’da doğan Mehmed Nureddin Bey 1893 yılında teğmen rütbesiyle askerlik hayatına başlamıştı. Nurettin Bey sırasıyla 1897’de Osmanlı-Yunan Savaşı’na gönüllü olarak katıldı, 1898’de II. Abdülhamid’in yaverliğine atandı, 1902’de Makedonya’da Bulgar çetecileri takip etmekle görevlendirildi, 1909’da 31 Mart Olayı’nı bastırmak için Hareket Ordusu’yla İstanbul’a geldi, 1911’de Yemen’de çıkan Zeydî İmam Yahya İsyanı’nı bastırmakla görevlendirildi. Buradaki başarısından sonra 9. Kolordu Komutanlığı’na tayin edildi. 1913’te II. Balkan Savaşı’nın son yıllarına katıldı ve Edirne’nin geri alınışında bulundu.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Albay rütbesiyle Irak ve Havalisi Umum Komutanı olarak atandı. Ayrıca Basra ve Bağdat Valilikleri de ek göreviydi. Sakal bırakmaya ve ‘Sakallı’ diye anılmaya bu yıllarda başladı. Selman-ı Pak ve Kut’ül-Amare muharebeleri sırasında kararlarını beğenmediği için Goltz Paşa’ya ve Enver Paşa’ya sert cevap mektupları yazdı. Sonunda Enver Paşa’nın isteğiyle Goltz Paşa tarafından görevinden alındı, kısa süre Kafkas Cephesi’nde görev yaptıktan sonra, Ekim 1916’da Muğla ve Antalya Havalisi Komutanlığı’na atandı.
Urla Rumları
‘Sakallı Nureddin’, 1 Mart 1918’de Mirliva (Tuğ-Tüm General/Paşa) oldu. Ocak 1919’da Aydın (İzmir) Vali Vekilliği ve 17. Kolordu Komutanlığı, sonra İzmir Valiliği ve İzmir Havalisi Bölge Komutanlığı’na tayin oldu. Bölge azınlıklarına karşı o kadar gaddarca politikalar izledi ki, gayrımüslimler ve İtilaf Devletleri Nureddin Paşa’nın görevden alınması için İstanbul hükümetine baskı yaptılar. Sonunda Nurettin Paşa İzmir Valiliği ve Bölge Komutanlığı’ndan alındı, İstanbul’da sadece adı olan 25. Kolordu Komutanlığı emrine atandı ancak kendisine bir görev verilmedi.
Sıra Lo diyenlerde
İstanbul’dan ümidini kesince Haziran 1920’de Anadolu’ya geçen Nureddin Paşa, ayağının tozuyla Mustafa Kemal’e Hilafet, Bolşeviklik ve İtilaf Devletleri’ne yönelik politikaları konusundaki görüşlerini sorma cüretinde bulundu. Mustafa Kemal bunun üzerine Paşa’yı İsmet Bey’e havale etti, o da kendisini Konya Valiliği’ne atadı. Ancak Paşa bu görevi pasif buldu ve küserek damadı Hüseyin Paşa’nın bulunduğu Taşköprü’ye gitti. Neyse kısa sürede affedildi ve aralık ayında Sivas’ta bulunan 3. Ordu’ya bağlı 3. Kolordu’nun yerine kurulan Merkez Ordusu’nun başına atandı. Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar), Erzincan ve Dersim’i kapsayan Elazığ Livası’nda faaliyet gösterecek bu ordunun en önemli işi 1921 baharında başlayan Koçgiri İsyanı’nı kanlı biçimde bastırmak olacaktı. Nureddin Paşa’nın görevine başlarken sarf ettiği şu söz tarihe geçti: “Zo diyenleri ortadan kaldırdık, şimdi sıra Lo diyenlerde...” Paşa kibarca 1915’de Ermenilere reva görüleni, Kürtlere reva gördüğünü söylüyordu anlayacağınız.
Hikâyesini bir başka hafta anlatmayı planladığım Topal Osman’ın 47. Müfrezesi’nin de yardımıyla Nureddin Paşa kısa sürede görevini başardı. 500 asiyi ‘temizledi’, iki bin kişiyi sürdü. Hükümet isyanın bastırılmasını yeterli görüyordu ama Nureddin Paşa bölgeye yönelik sert tedbirlerin devam etmesinden yanaydı. Özellikle Dersimli Kızılbaş aşiretlerin “bir daha ayağa kalkamayacak şekilde dağıtılmasında ve Anadolu’nun değişik yerlerine serpiştirilmesinde” ısrarlıydı. Ancak Meclis bu teklifi reddetti ve mesele küllenmeye bırakıldı.
Pontusçuları temizliyor
Nureddin Paşa’nın yeni görevi, Karadeniz havalisindeki Rumları (ve yolu üzerindeki Ermenileri ve Kürtleri) yola getirmekti. (Pontusluların suçu neydi derseniz, 14 Mart 2010 tarihli “Pontus’un gayrı resmî tarihi”, yazıma bakabilirsiniz.) ‘Sakallı Nureddin Paşa’ya bağlı kuvvetler bir yandan Rum köylerine baskınlar yaparak çetecileri imha ederken, bir yandan da TBMM’de kabul edilen bir kararname ile Muğla, Aydın, Burdur ve Silifke livalarındaki 18-50 yaş arasındaki Hıristiyanlar ile Karadeniz havalisindeki eli 15-50 yaş arasındaki Hıristiyanların Sivas, Elazığ, Ergani, Malatya, Maraş’a tehcir edilmeleri emredilmişti. Ama Nureddin Paşa’ya bağlı birlikler bölgede öyle katliamlar yaptılar ki, sonunda Karadeniz ve Doğu vilayetlerinin milletvekilleri isyan etti. Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni (Ulaş) ve 106 arkadaşının imzaladığı dilekçe Dâhiliye Vekâleti’nce haklı görülünce Nureddin Paşa 4 Kasım 1921’de Merkez Ordusu Komutanlığı’ndan alındı ve Ankara’ya çağrıldı.
Mustafa Kemal’in kalkanı
Ancak, Nureddin Paşa hakkında yapılan gizli oturumlarda, Paşa’nın Kürtlere, Ermenilere ve Rumlara karşı acımasızlığı değil, mıntıkasında bir çeşit ‘aile hükümeti’ kurması tartışıldı. Nureddin Paşa’yı milletvekillerinin gazabından Mustafa Kemal kurtardı, Genelkurmay Başkanı’nın kendisini yargılaması koşuluyla Meclis soruşturmasından vazgeçilmesini sağladı. Fevzi (Çakmak) Paşa tahmin edileceği gibi Nureddin Paşa’yı cezalandırmadı sadece askerlik görevine son verdi. Çünkü bu gaddar asker, o güne dek devletin pek çok kirli işini başarıyla halletmişti.
Tekrar Taşköprü’deki damadının yanına giden Nureddin Paşa’nın yıldızı, 6-11 Ocak 1921’de I. İnönü Muharebesi’ndeki başarısı(!) yüzünden (bu konuya da bir başka yazıda değineceğim) albaylıktan paşalığa terfi ettirilen İsmet (İnönü) Bey’in 1. ve 2. Ordu olarak ikiye ayrılan Garp (Batı) Cephesi Orduları’nın başına getirilmesi üzerine doğan boşlukta yeniden parladı. İsmet Bey’in yerine 1. Ordu’nun başına getirilmek istenen Ali İhsan (Sabis) Paşa, Ali Fuad (Cebesoy) Paşa ve Refet (Bele) Paşa, sırayla, kendilerinden kıdemsiz olan İsmet Bey’in emrinde çalışmak istemedikleri için görevi kabul etmeyince Mustafa Kemal bu göreve ‘açıktaki’ Nureddin Paşa’yı atamıştı. Paşa da Taşköprü’de kızaktan kurtulmak için olsa gerek, itiraz etmeden kabul etmişti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.