1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 08 Şubat 2012 Çarşamba 19:26
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 29.08.2010
Ayşe Hür
Yine, yeni, yeniden arabesk
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk Ayşe Hür - Yine, yeni, yeniden arabesk
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Referanduma çok az süre kala tartışmalar iyice sertleşti. Tarihçilerden çok, siyaset bilimcilere kulak verildiğini gördüğümden birikmiş izinlerimi kullanmak için ideal bir dönem diye düşündüm ama sayfamı boş bırakmayı da içime sindiremedim. Bulduğum ara formül, geçtiğimiz ay AGOS için yazdığım bir yazıyı, biraz geliştirerek sizlerle paylaşmak. Böylece hem izin yapmış, hem de yapmamış olacağım. Yazı, geçtiğimiz haftalarda, piyano sanatçısı Fazıl Say’la Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ı, son yılların popüler internet mecrası Twitter'da gayet sert bir ağız dalaşına sokan ‘arabesk müzik’ tartışmasına dair. Bugüne dek olanları kaçıranlar için küçük bir özet yapayım: muhtemelen arabesk müziği sevenlerin aynı zamanda referandumda ‘Evet’ oyu kullanacak ‘bidon kafalı’, ‘göbeğini kaşıyan adamlar’ olduğunu düşünen Fazıl Say, “Arabesk aydınlığın, çağdaşlığın ve öncülüğün, sanatçılığın sırtına külfettir. Emek karşıtıdır, duyarsızlıktır ve yaratamamaktır! Etik dışı yalan dolanla doludur. Ortadoğu işi, 3. sınıf, acındırmaca, tembellik, yeteneksizlik, rant, çamur, muallaklıklar üzerinden yaşar. Arabesk müziği yapan yapsın! Bu sayfaya tek gık diyeni yukarıdaki sebeplerden hemen atacağım! Türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum, utanıyorum, utanıyorum!” diye adeta haykırmış, Ahmet Hakan da Twitter üslubuyla ağzının payını vermişti. Taraflar sonra bir çeşit barış yaptılar konu çeşitli mecralarda tartışılmaya devam ediyor. Hâl böyle olunca da, müzik sosyolojisi konusunda uzman olmamakla birlikte, tarihsel bir perspektifle, arabesk konusunda birkaç kelam edebilirim diye düşündüm.

 

Mısır filmlerinin etkisi

Arabesk (Fransızca 'arabesque'), adı üstünde ‘Arap tarzında yapılmış’ demek. Batı’da daha çok iç ve dış mimaride kullanılan bir terimken, bizde müzikle özdeşleşmiş bir terim. Ama Türk tipi arabesk şarkılarda, Arap ezgileri, dinî-tasavvufi ezgilerle harman edilip Batı tarzı bir düzenleme ile sunulduğu için bir çeşit melez ‘Türk popu’ söz konusu.

Türkiye’de arabesk müziğin sevilmesi, tutulması, 1930’lu yıllarda Türk sinemasının yıllık film sayısı ikiye kadar düşünce, Mısır üzerinden Amerikan filmlerinin ithal edilmesiyle ilintili. Çünkü bu filmlerin yanında bolca da Mısır filmi geliyordu. Başta ‘Şark Bülbülü’ lakaplı Ümmü Gülsüm olmak üzere ‘Kralların ve Prenslerin Şarkıcısı’ Muhammed Abdülvahab, Leyla Murad, Asmahan el Atraş, Ferid el Atraş, Samiye Cemal, Behiye Şıkşık gibi Mısır’ın ünlü ses sanatçılarının başrol oynadığı acılı aşk filmleri Ortadoğu’da ve Türkiye’de de fanatik hayranlar kitlesi oluşturmuştu.

 

Arapça rahatsızlığı

Muhammed Abdülvahab’ın başrolünü oynadığı ve kendi bestelerini okuduğu Aşkın Gözyaşları (Damua’l Hubb) adlı film, Kasım 1938 tarihinde İstanbul’da gösterime girdiğinde, İstanbul’da yer yerinden oynamıştı. Film hasılat rekorları kırmış, halk geceden bilet kuyruklarına girmiş, kuyruklar caddelere taşmıştı. Daha sonra Hafız Burhan’ın filmdeki besteleri Türkçe sözlerle okuduğu plak satış rekorları kıracaktı. Ancak, halkın büyük teveccüh gösterdiği bu filmler, kısa sürede Batılılaşmayı hedefleyen yöneticilerin hiç de hoşuna gitmedi elbette. Bir kere, 23 Haziran 1939’da, nüfusunun çoğunluğunu Arapça konuşanların oluşturduğu eski Fransız Mandası Sancak, Hatay adıyla anavatana katılmıştı. Bölge halkını Türkiye’ye bağlamak için, “siz aslında Arap değilsiniz, anadiliniz olan Türkçeyi unutmuş Türklersiniz” şeklinde telkinde bulunan hükümet çevreleri, filmlerde Arapça kullanımından rahatsızdılar. Dahası, filmlerde fesli, sarıklı, çarşaflı insan görüntüleri, 1925’ten beri hayata geçirilmeye çalışılan kıyafet inkılâbıyla açıkça çelişiyordu. Türkiye’de 1928’den beri Latin alfabesi kullanılırken, filmlerde Arap alfabesi kullanılıyordu. Türkiye’de 1932’den beri Türkçe ezan okunurken filmlerde Arapça okunuyordu. Türkiye’de, 1934’ten beri Atatürk’ün ‘Türk halkının şen fıtratına uymadığı’ düşünülen alaturka musiki radyolarda çalınmıyordu, ama bu filmlerde, alaturkaya rahmet okutacak tarzda ağdalı bir Arap müziği halkın müzik terbiyesini bozuyordu.

 

Dil sıkıyönetimi

1942’de CHP’nin talebi üzerine İçişleri Bakanlığı, Mısır filmlerindeki şarkılara ya Türkçe sözler yazıldı, ya da Arapça şarkıların yerine Türkçe besteler konmaya başladı. Türkiye’de duygusal arabesk şarkı ilk kez bu yıllarda Haydar Tatlıyay tarafından seslendirildi. Ancak bu işe soyunan seçkin sanatçılar da vardı. Örneğin Saadettin Kaynak, 1940-1950 arasında 85 Mısır filminin müziklerini Türk formlarında bestelemiş, bunlara Vecdi Bingöl söz yazmış, Müzeyyen Senar, Tahsin Karakuş ve Münir Nureddin gibi büyük ustalar seslendirmişti.

Bazı kaynaklar, Arap filmlerinden duyulan rahatsızlığın giderek arttığını ve 1948’de Mısır’dan film ithalatının tamamen yasaklandığını yazarsa da, bu tarihten sonra da Mısır filmlerinden söz eden gazete haberlerinin olması, yasağın ya tam uygulanmadığını, ya da aslında yasaklama olmadığını düşündürüyor. Zaten hükümet ne düşünürse düşünsün, iş işten geçmiş, halk kulağını Kahire Radyosu’ndan ayırmaz olmuştu. Ortadoğu’ya gidip gelen kamyon şoförlerinin de katkısıyla halkın ‘Arap tarzı müziğe’ yakınlaşması hızlanmış, Abdullah Yüce ve Hafız Burhan (Sesiyılmaz) gibi arabesk sanatçılarının plakları satış rekorları kırmaya başlamıştı.

 

Marshall yardımları

Arabesk müziğin tutulmasında kültürel yakınlık dışında sosyo-ekonomik faktörler de vardı elbette. 1950’li yıllar Türkiye’nin nüfusunun hızla arttığı, ABD’nin 1947’de yürürlüğe koyduğu Marshall Planı destekli modernleşmenin hızlandığı yıllardı. Bir fikir vermesi için sadece tarımdan bir örnek vermek gerekirse, İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde 1800 civarında traktör varken, bu sayı, 1956 yılında 44 bine, 1970’lerde 100 bine çıkmıştı. Nüfusun artmasıyla, kırsal kesimde makineleşmenin üst üste düşmesi demek, kırsal kesimin çözülmesi demekti. Kırsal kesimin çözülmesi demek, iş bulma umuduyla, yoksul halk kesimlerinin büyük şehirlere göç etmesi demekti.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Atatürk kendi medyasını kurdu
  İtişmek bizim prensibimiz değil
  Eleştiriler canını sıktı
  Lavrov: Esad söz verdi şiddet bitecek
  Baros’a 3, Quaresma’ya 2 maç ceza geldi
  Ferhat’ın sözleşmesi üç yıl uzatıldı
  2011 yılın en iyileri onlar
  Samsunspor bu sefer ucuz atlattı
  Potada derbi heyecanı bu gece
  Anonymous Esad’a sızdı
  Orlando uzatmada mağlup oldu
  Kendine Müslüman diyen firavunlar
  Kobe Bryant, O’Neal’ı geçti
  “Nuri’nin geleceği yok”
  “Elektronik gol” aleti deneniyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 08.02.2012
Ortadoğu
YA DA
Yasemin Çongar - 08.02.2012
Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek
PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel - 08.02.2012
Taha Akyol: Amaç, muhalefetsiz bir rejim kurmak
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 08.02.2012
En samimiyetsiz iddia : ‘yersiz’ ve ‘zamansız’
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 08.02.2012
-
AÇILIM
Emre Uslu - 08.02.2012
-
MEO VOTO
Mithat Sancar - 08.02.2012
AKP: Hangi tarz-ı siyaset
SOLDUYU
Roni Margulies - 08.02.2012
Yehova ve Enkidu
TELESİYEJ
Telesiyej - 08.02.2012
Kapalı kapılar ardında konuşmayın sakın ve yaşasın tam demokratik Türk aileleri!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 08.02.2012
Hiç play-off’a girenle girmeyen bir olur mu!
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 08.02.2012
Piyasalar hâlâ ‘Ocak’ havasında
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 08.02.2012
Ali Artun’un Sanat Tarihi başöğretmeni olarak portresi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 08.02.2012
Sürecin asıl kaybedeni Bursaspor ve Anadolu futboludur!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 08.02.2012
Biip RTÜK!..
İMZA
Kerem Altan - 08.02.2012
Etkisiz tepki
ŞARZÖR
Ayça Şen - 08.02.2012
Tin ve tiner işleri
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Yine, yeni, yeniden arabesk" başlıklı köşe yazısı
08.02.2012 19:26:45