1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:55
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 11.04.2010
Ayşe Hür
Zeytun niye isyankârdı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı Ayşe Hür - Zeytun niye isyankârdı
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Her yıl olduğu gibi devlet büyüklerimizi 24 Nisan telaşı aldı. ABD Başkanı Obama’nın 1915 Ermeni Tehciri için ‘soykırımdı’ dememesi için tam saha pres yapılıyor. Tarihî gerçekler ve bunların Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk toplumuna yüklediği ahlaki sorumluluk umurlarında değil. Sadece günü kurtarmaya çalışıyorlar. Onlar 95 yıllık gayrı ahlaki tutumlarına devam etsinler, biz tarihsel gerçekliğe biraz daha yaklaşmaya çalışalım. Bu haftanın konusu, İttihatçıların 1915’te Osmanlı ülkesindeki tüm Ermenileri Deyr Zor çöllerine doğru korkunç bir ölüm yolculuğuna çıkarmalarını meşru kılmak için kullandıkları ”Zeytun İsyanı”.

Zeytun, Toros Dağları silsilesi içinde, Maraş’ın kuzeyinde yer alan Berit Dağı’nın güney eteklerinde, kadim bir Ermeni yerleşim yeridir. Ermenilerin bölgeye gelişini 10. yüzyıla kadar götüren kaynaklar var. Ermenilerin bölgedeki varlıkları, Bizans, Selçuklu, Moğol, Memluklar ve Dulkadıroğulları dönemlerinde kesintisiz biçimde bölgede sürmüş. Bazı araştırmacılar Zeytuûn adının bir zamanlar o bölgede yapılan zeytin tarımından geldiğini öne sürerler. Ancak bölgede zeytin tarımı yapıldığına dair kesin kanıtlar yok. Kaynağı ne olursa olsun güzel bir ad Zeytun.

Maraş bölgesi, dolayısıyla Zeytun, 1515 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştı. 1563 tarihli Maraş Tahrir Defteri’nde, şehir nüfusunun yüzde 10’nunun Ermeni olduğu, bunların da ağırlıklı olarak Zeytun nahiyesinde yaşadığı belirtilir. Buna göre Zeytun’da 148 Müslüman, 1.928 gayrimüslim yaşamaktadır. 1613 yılında Maraş ve Zeytun’u ziyaret eden Ermeni asıllı Polonyalı seyyah Simeon’a göre, Zeytun’da altı kilise ve bir manastır vardır. Seyyah, kasabada bir zamanlar 800 Ermeni hanesi varken, şimdi 30 hane kaldığını söyler. Bu azalmanın nedeni, 1600’lü yılların başlarında tüm Anadolu’yu büyük bir kargaşaya sokan Celali İsyanları’dır.

Asi Türkmen aşiretleri

Zeytun’u anlamak için öncelikle Maraş bölgesini anlamak gerekir. Selçuklu Devleti’nin yıkıldığı 13. yüzyıldan itibaren yaklaşık yüz sene boyunca dağlık Maraş’taki “konar-göçer” Türkmen aşiretleri mahalli hükümetler (beylikler) şeklinde örgütlenmişlerdi. Geçimlerini esas olarak hayvancılıkla sağlıyorlardı ancak Şam ve Halep’ten Anadolu’ya gelen ticaret yolunun üzerindeki oturmaları sayesinde eşkıyalık da önemli geçim kaynaklarındandı. Aşiretler sadece tüccarları soymakla kalmıyor, birbirlerine de tasallut ediyorlardı. Osmanlı döneminde devlet eşkıyalığı önlenmek için kefalet, nezir, para cezası, sürgün, hapis ve kürek cezası gibi sert tedbirlere başvurdukça, aşiretler iyice yoldan çıkmışlardı.

Ancak, bölgede eşkıyalığı ile meşhur olanlar Ermeniler değil Türkmen aşiretleriydi. Bunlar arasında en meşhurları da Reyhanlı, Çelikanlı, Atmalı ve Kılıçlı aşiretleriydi. İşler bir ara öyle bir noktaya varmıştı ki, 1714 yılında devlet Kılıçlı aşiretinin üzerine asker göndererek erkeklerini kılıçtan geçirmiş, kadın ve çocuklarını Kıbrıs’a sürgün etmişti. 1733’te aşiretin çocukları Kıbrıs’tan kaçarak tekrar Maraş bölgesine gelmişler, kaynakların diliyle “tekrar mel’anet ve şekavede” başlamışlardı. Zira Osmanlı’nın klasik döneminde Maraş ve yöresi yarı muhtar bölgeydi.

Maraş’ın Ermenilerine gelince, onlar Türkmen aşiretlerine göre biraz daha “şehirlileşmiş” oldukları halde, merkezî devletle ilişkilerini aynen Türkmenler gibi yarı muhtariyet çerçevesinde kurmayı tercih ediyorlardı. Ne de olsa bölgede, Türkmenlerden de eskiydiler. Ancak Müslüman-Türk aşiretleriyle Maraş bölgesinin Ermeni ahalisi arasındaki ilişkiler mutlak dostluk ya da mutlak düşmanlık şeklinde değildi. Öyle ki, Osmanlı modernleşmesinde önemli bir köşe taşı olan 1856 tarihli Islahat Fermanı ile zorunlu askerlik konulmasına kızan Tecirli Aşireti beyleri Maraş’ı bastığında, şehrin ileri gelenleri Zeytunlu Ermenileri yardıma çağırmış, sonunda iki taraf ortaklaşa Maraş’ı yağmalamıştı.

IV. Murad’ın fermanı

Özetle söylersek, Zeytunlu Ermenilerin “isyancı” diye tanınmaları, temel olarak Maraş bölgesine hâkim olan bu kültürle ilgiliydi. Müslüman-Türkmenlerin bile devletten hoşnut olmadığı bir düzende, gayrımüslim tebaanın hoşnut olması beklenemezdi. Ancak Zeytunluların kendilerine göre başka bir gerekçeleri daha vardı. Ermeni sözlü tarihine göre, hayvancılık, buğday arpa, mısır ve pamuk tarımı ile geçinen Zeytunlular çok fakir bir bölgede yasadıklarını ve imkânları bulunmadığını ileri sürerek IV. Murad’dan (1612-1640) vergi muafiyeti istemişler ve bu istekleri kabul edilmişti. Padişahın fermanına göre devlet, Zeytun kasabasının yıllık vergisini 15 bin kuruş olarak tesbit ederek, başka hiçbir hükümdarın buna karışmamasını, Osmanlı memurlarının kasaba içinde bulunmamasını emretmişti. Ancak, 1780’den itibaren merkezî hükümet bu fermanın koşullarına uymamaya başlamıştı. İşte Zeytunluların devletle sorunu bundan sonra şiddetlenmeye yönelmiş, Zeytunlular da her yeni vergi salınışında, her yeni baskıda ayaklanmışlardı.

Burada bir parantez açalım: Türk tarihçileri Osmanlı Devleti’nin Mühimme Defterleri’nde bu fermana dair herhangi bir kayıt olmadığını, Ermeniler ise fermanın aslının 1884’te çıkan bir yangında yok olduğunu söylüyorlar. Ancak Zeytun’a vergi muafiyeti uygulandığını Türk tarihçileri de kabul ediyor. Demek ki Zeytun isyanlarıyla vergi muafiyetinin ihlali arasında bir ilişki olabilir.

III. Napolyon’a dilekçe

Ancak, 1860’ta Lübnan’da patlak veren Marunî isyanından sonra Fransa’nın baskılarıyla Lübnan’a özerklik verilmesinden esinlenen Ermenilerin 1862’de Fransız İmparatoru III. Napolyon’a dilekçe yazarak bir Ermeni Prensliği için destek istemeleri, geleneksel başkaldırılardan farklı bir nitelik taşıyor. Benzer bir dilekçe yine Ermeni yurdu olan Haçin’den de gelince, Napolyon’un isteği üzerine Fransa Büyükelçisi, Haçin ve Zeytun’da incelemelerde bulunmuş ve bölgede muhtar bir idare kurulabileceği yolunda bir rapor göndermişti.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Zeytun niye isyankârdı" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:55:52