"Antipati”yi açıklamadan önce biraz gerilere gidelim: Bayern Münih’in dönemi, yani 1974-75-76 yılları benim futbola ilk ilgi duymaya başladığım döneme rastlar. Bilindiği gibi bu kulüp üç yıl arka arkaya o zamanki adıyla Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanmıştı ve 1974’de Dünya Şampiyonu olan Batı Almanya’nın da nüvesini oluşturuyordu. Bu dönemin sonunda, Avrupa Kupa Galipleri Kupası sahibi Anderlecht ile süper kupa finalinde oynamaya hak kazanmış ve ilk maçı kendi sahalarında 2-1 kazanmışlardı.
Eşref saati geldiğinde maç yayınlayan sevgili TRT’miz de ilk maçı pas geçmiş, Anderlecht’in sahasındaki maçı yayınlayacak. Babam ve arkadaşlarıyla geçtik televizyonun karşısına seyrediyoruz. Hiç unutmuyorum, spiker Abidin Aydoğdu. Fakat o da ne? Bizim spiker sanki Türk takımıyla Yunanistan ya da Kıbrıs Rum Kesimi maçı oynar gibi Anderlecht yanlısı maç anlatıyor. Çocuğum ama Türkiye’de eşyanın tabiatının böyle olmadığını bilecek kadar dünyadan haberdarım. Anderlecht 4-1 kazanıyor, sonuç Bayern için tam bir hezimet. Bense büyük şaşkınlık içindeyim. Acaba Alman takımı ne yapmıştı da böyle bir nefreti hak etmişti? Hani ne bileyim, Türklere bir “yanlış” mı yapmıştı? Hayır, öyle bir şey yoktu. Meseleyi anlamak, orta yaşlarıma doğru Barcelona döneminde nasip olacakmış.
Aradan geçen zamanda muhtelif takımların dönemleri oldu. Nottingham Forest, Liverpool, Milan, Real Madrid vs.
Yazının devamını okumak için tıklayın.