Trabzonspor’un golcü futbolcusu Burak Yılmaz, bir televizyon programında soruları cevaplarken, “Tuttuğum takım Beşiktaş’tır ama Trabzonspor için ölürüm” şeklinde bir ifade kullandı ve bize göre futbolun profesyonellik örtüsüyle kamufle edilen temel sorunsallarından birini tartışmaya açtı. Futbola ilgi duyup da takım tutmayan insan son derece azdır ve ezici çoğunluğu oluşturanlardan ileride futbolu meslek olarak tercih edenlerin durumu nedir, ne olmuştur ve ne olacaktır? Herkesin tuttuğu takımda görev alması mümkün değildir. Hele hakem olursa böyle bir şansı da yoktur, mutlak manada tarafsız olmak zorundadır.
Biz Burak Yılmaz ve Trabzonspor özelinden yola çıkalım, gidebildiğimiz yere kadar gidelim. Trabzonspor taraftarı bu açıklama karşısında –bizim görebildiğimiz kadarıyla tabii– geçen sezon sahada verdiği mücadelede gerçekten ölüm tehlikesi atlatan Burak Yılmaz’a pek bir tepki göstermemiş, hâttâ bileğini kesseniz kanı bordo-mavi akacağını söyledikleri halde şimdi başka diyarlarda top koşturan bazı arkadaşları hatırlayınca, tercihini açıkça söylediği için takdir bile etmiştir.
Her şey iyi hoş da, “ak koyun, kara koyun dönemeçte belli olur” der bir atasözü. Şimdi sevgili Burak Yılmaz’ın herhangi bir Beşiktaş maçında kötü oynama lüksü kalmış mıdır? Günün birinde Beşiktaş’a transfer olması durumunda, bugün pek müşfik takılan Trabzonspor taraftarı aynı tavrını koruyabilecek midir?
Belki de bu aşılması gereken bir eşik, yıkılması gereken bir tabudur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.