Geçen haftaki yazımızın son paragrafında şöyle bir ifade vardı: “.... Türk futbolunu Avrupa’da yukarılara taşıyacak olan yegâne metot çok daha fazla takımı içine alan bir rekabet ortamının sağlanmasından başka bir şey değildir.”
Tabiî burada iki önemli soru işareti kıvrılıyor hemen Birincisi bu nasıl olacak? İkincisi Türkiye böyle bir şeyi gerçekten istiyor mu? İkincisine ben derhal ve kesinlikle “hayır“ diyorum Türkiye bu 3 5 büyüklü yaşam biçiminden fevkalâde memnundur İkinci sorunun cevabı bu kadar kes(k)in olunca esasen birinci soru da anlamsız kalmış olmaktadır Hemen her sezon bu büyüklerin dışında bir . takımın zirveye oynadığını görüyoruz, biliyoruz. Bu sene de Buraspor sahne aldı Yukarıdaki soruları Bursaspor özeline indirgeyelim: Bursaspor şampiyon olablir mi? Türkiye bunu istiyor mu? Tabii ki istemiyor. Büyüklerin kendilerine ancak yeten pastaya yeni bir ortak istemeyecekleri açıktır ve uzun vadede başka ortak ya da ortakların pastayı büyütüp büyütmeyeceği sorusu hicbirinin umrunda değildir Muhtemel bir Bursaspor şampiyonluğu özellikle Trabzonspor içinse tam bir karabasandır çünkü o da böyle bir durumda 4. Büyük apoletini sökmek için şampiyonluğun belli olacağı maçın son düdüğünü bekleyenlerin bulunduğunun pekâlâ farkındadır Büyüklerin dışında kalanlar hiç istemez çünkü yıllardır “Anadolu takımı“ diye diye kendileriyle aynı kategoride görmeye alıştıkları birinin sınıf atlamasına kendi başaramadıkları bir şeyi başarmasına tahammül edebilmeleri zordur Kaldı ki bu ülkede safi Anadolu takımı taraftarı da pek yoktur; Bursa ve Eskişehir gibi istisnaları bir yana bırakırsak ezici çoğunluğun gönlünde önce bir İstanbul takımı sonra memleketin takımı vardır Tercih sorulduğunda da İstanbul takımını söyleyecektir (Bunun sebeplerinin analizini bir başka yazıya bırakalım.)
Hal böyleyken yani Bursaspor’un şampiyonluğu kendi camiası dışında kimseciklerin işine gelmezken Bursaspor şampiyon olabilir mi? Eğer Diyarbakır’daki hadiseler yaşanmasaydı buna da rahatça "kesinlikle hayır" cevabını verebilirdik. Fakat şimdi kafamız biraz karışık Kafamızın . karışmasının sebebi Diyarbakır’da olan bitenlere hiç mi hiç ihtimal vermiyor oluşumuzdu Açılım için bunca zaman ve enerji sarf edilirken böyle bir tatsızlık akıl işi değil çünkü. İstense gerekli ve yeterli tedbir alınır çiçekli-yemekli pozlar verilir, hiçbir problem çıkmadan maç biter ve Bursaspor döner gelirdi.Belki de birileri Bursaspor'u şampiyon görmek istiyor ama günümüz şartlarında bunun imkansız olduğunu biliyor, aradan sıvışmak için de yeteri kadar toz duman kaldırmaya çalışıyordu Olabilir mi? Ben buna “neden olmasın?“ diye cevap veririm doğrusu Ülkede mebzul miktarda bulunan Açılım karşıtlarının kerhen de olsa desteği alınabilir belki bu metotla Yukarıda tasvir etmeye çalıştığımız 3,5 büyüklü paradigmayı boş verip Bursaspor’un şampiyonluğunu kabullenebilirler
Tabiî sosyal mühendislik işleri çoğu zaman hesaba kitaba uymaz bazen fena halde ters teper bazen de hiç beklenmedik sonuçlar doğurabilir Örnekleri tarihte ziyadesiyle mevcuttur Eğer Bursaspor -istemeyerek de olsa tahmin ettiğimiz gibi Şark usûlü metotlarla şampiyon yapılmaya çalışılırsa bu çabanın son derece vahim sonuçları olabilir Bu sonuçlar da hemen ortaya çıkmaz yine bir kanırtma operasyonuyla Ankaragücü’nün 1 Lig’e çıkarılmasında olduğu gibi zarar yıllara yayılabilir Türk Futbolunun zaten bozuk olan metabolizması daha da bozulabilir Öyle ki artık geçen yazıda ortaya koyup bu yazının , girizgâhına eklediğimiz düşünce de La etmez. Sözümüz genelde futbol özelde de Türk Futbolu diye bir derdi olanlara tabiî.
Diyarbakır’daki hadiselerin tezgâh o duğu bize göre açıktır Amaç gerçekten Bursaspor lehine bir manipülasyo^fmudu yoksa Açılım çabalarını sabote etmek için her yola başvurabilecek tıynette olanlar futbolu araç olarak kullanmaya mı çalışmışlardır, net bilemiyoruz Ancak getireceği sonuçların Türk futbolunun hayrına olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Rekabetin daha geniş bir alana yayılmasına işaret ettik etmesine ama böyle buram buram İttihatçılık kokan tertiplere değil.