Ah, bütün kalbimle öyle hissediyorum,
Öyle ümit ediyorum ki,
Ölümün kendisi geldiğinde,
Ölümün bu her günkü ağırlığı,
Her günkü hükümranlığı
Sıyrılıp düşecek, a ruhum,
A kuzum, a beyaz farem,
Sözümüzün, sazımızın,
Şenliğimizin üzerinden,
İyileşmiş bir yaranın
Kabuğu gibi.
Ve içimizde açtığı yaranın yüzü,
Yaranın gülümseyen yüzü,
Yaranın sarhoşluk veren ışıltısı,
Oyunlarımıza delilik katan,
Çocukluk katan ışıltısı,
Yaranın soru soran,
Konuşan ışıltısı,
Düşünen, tasarlayan
Ve yaratan ışıltısı,
Yarayı yara yapan ışıltısı
İnsanı insan Yapan’ın
Işıltısına karışacak,
Denize ulaşan bir derecik gibi...
Ve yara mara kalmayacak.
***
Kuş Falı
Demek istiyorum ki,
Bakın, demek istiyorum ki,
Şunu demek istiyorum ki,
Durup biraz düşününce,
Bu başımızdan geçenler de
Aklımızdan geçenler de,
Uykularımızdan geçenler de,
Hülasa, insanın kendisi de
İnsanın işleri de, düşleri de,
Hepsi, hepsi kuş falı gibi,
Kuşların, hani öyle, peşlerinde
Kanatlarından iz bırakmadan
Uçup gitmeleri gibi,
İyiye de yorsan olur,
Kötüye de;
Kâhinsen, dilinin gücü bilir;
Şairsen,
Her neyse, her kimse
Seni sarhoş eden,
O bilir, nereye gideceğini sözün.
Demek istiyorum ki,
Bakın, demek istiyorum ki,
Şunu demek istiyorum ki,
Yaranın verdiği acı değil,
Yaranın dilsizliği, sessizliği
Seni söyletir, eğer kâhinsen;
Ama yaranın güzelliği söyletir seni
Yaranın derinliği, gizemi,
Bekası ve kıdemi
Söyletir seni, eğer şairsen;
Söyletmekle de kalmaz
Ağlatır hüngür hüngür,
Sonra güldürür öldüresiye,
Şairliğin yanında bir de deliysen.
Ölüme Çare Ya da Şen Maneviyat Kitabı
cahitkoytak@gmail.com