bugün bir günlük gazetede,
“Cazın Tanımları” isimli
enfes bir şiir okudum,
enfes bir şiir, a ruhum,
a kuzum, a beyaz fare,
senin cıvıltılarını andıran...
o kadar dokundu, bu ses
o kadar iyi geldi ki bana
açıp, bir telefonla bari
kutlayayım, dedim
yoksul şairceğizi.
fakat bunu yapmaya
her giriştiğimde
bir anlam veremedim
başıma gelene;
kaç sefer denediysem çünkü,
her seferinde
kendi kısık sesimi
duydum ötede:
“alo, alo, sen misin, a ruhum,
sen misin, a kuzum,
a beyaz fare!”
12 Kasım 2010
***
Sokaktan Geçen Yalvaçlar
sokaktan geçen satıcılar,
neden trompet çalmasını bilmezler,
neden saksafon çalmasını bilmezler,
neden klarnet çalmasını bilmezler,
neden yeri, göğü inletmesini,
yeri göğe, göğü yere
satmasını bilmezler,
bize de öğretmezler?
sokaktan geçen yalvaçlar
neden trompet çalarak geçmezler,
neden saksafon çalarak geçmezler,
neden klarnet çalarak geçip gitmezler,
neden uykularımızdan uyandırmazlar bizi,
neden peşlerine takmazlar,
neden gittikleri yere götürmezler,
ölü, diri, ayağa kaldırarak herkesi?
Cazın Irmakları Kitabı
cahitkoytak@gmail.
Yazının devamını okumak için tıklayın.