............
Bir zamandan beridir, pazar sabahları
Koruda köpeklerini gezdiren,
Oğuz Atay ve Sylvia Plath okumuş oldukları
Her hallerinden belli kültürlübaylarla
Kültürlübayanlar değil de artık,
Yeşim kakmalı, zümrüt kakmalı
Pahalı tasmalarla nefislerini,
Ve markalı eşofmanlar, markalı ayakkabılarla
Fazla kiloları için imanlarını
Tempolu yürüyüşlere çıkaran dini bütün yurttaşlar
İlham verir oldu satirik şiirlerime.
Bazen onlardan birini, iki kulağında ayrı iki g.s.m.
Aynı anda hem cehennemde Çinli bir tüccarla,
Hem cennette bir Katarlıyla
Konuşuyormuşçasına huşu içinde
Tempolu yürüyüşte herkesten önde görünce,
İçimde insan, cin karışımı bir Molla Kasım,
Parmağını sallayarak, onun peşinden
Şunları bağırmamı istiyor benden:
“Böyle paldır küldür nereye, güzel kardeşim?
Cennet o tarafta değil ki ama! Hem öyle olsa bile,
‘Allah’ın Arzı’nı babalarının tapulu malı sanıp da,
Yoksul muhacirleri kovmaktan söz eden birileri,
İzrael’in Zion’a ördüğü duvarlar gibi
Beton duvarlarla çevirmiş olmasınlar sakın, cenneti?”
Bunları bağırmıyorum, kuşkusuz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.