Bu hafta âni bir gol patlamasıyla karşı karşıyayız. Normal seyirde gol ortalaması haftada 22,8 golken bu hafta ibre 40’a vurdu; maç başına beş gol düşüyor! Haliyle teknik direktörler de sürü halinde sallandı.
Başta Galatasaray, herhalde her şeyi çok doğru yapan başkanını korumak için olacak, faturayı Rijkaard’a kesti. Sarı-kırmızılıların Fenerbahçe maçına teknik direktörsüz çıkmaları söz konusu. Yerine düşünülen adayların da Hagi, Hakan Şükür ya da Hikmet Karaman olduğu söyleniyor. Karaman vaktiyle Adnan Polat’ın teknik direktör diye getirdiği Saftig’in de yardımcısıydı, bu kez yine bir Polat hükümranlığında, birinci adam olarak gelmesi söz konusu. Halbuki, teknik direktör değiştirme oyununun da bir kuralı vardır: En erken davranan Hikmet Karaman’ı kapar. Bu sezon bu işi Manisa becermişti. Ve semeresini de almaktaydı. Herhalde her şeyi çok doğru yapan başkan, Rijkaard’ı göndermek için ödeyeceği bir miktar tazminatın üstüne Karaman gibi bir ustayı getirmek için de bir miktar eklemekte sakınca görmüyor. Santos’tan, Caner’den falan arttırdıklarıyla ödeyecektir bunu.
Bu vaziyetin görünürde sorumlusu Galatasaray’ı Sami Yen’de 4-2 yenen Ankaragücü. Benzer bir şekilde, Karaman’ın Manisası da Beşiktaş’ı İnönü’de 3-2 yendi. Ama Beşiktaş’ta keyifler henüz yerinde ve geleli birkaç ay olan Shuster’in kredisi var. Yoksa Beşiktaş da bu hafta aldığı sonuçla bir yerli hocanın peşine düşerdi.
Teknik direktörleri gönderen maçlara bakarsanız, öne geçilip kaybedilenlerin psikolojik etkisinin fazlalığını görürsünüz (futbolun basbayağı ruhla oynanan bir oyun olduğunun ibrazı).
Yazının devamını okumak için tıklayın.