Fenerbahçe’nin şike soruşturmasından sonra büründüğü mağduriyet maskesi hakemleri eziyor galiba. Maçlarının neticelerini oyundan ziyade hakem hataları belirliyor. Her maçta irili ufaklı hatalar yapılıyor ama Fenerbahçe maçlarındaki hataların gölgesi uzun oluyor. Her hata yeni bir hatayı tetikliyor. Böylece yeni mağdurlar oluşuyor ligde. Onlar da bu baskı mekanizmasını kendi lehlerine çevirmeye çalışacaklardır. Gidişat hiç sağlıklı görünmüyor bana. Durumu idare ettiği inancındaki Federasyon ipleri büsbütün elinden kaçırabilir.
Mersin İdman Yurdu maçının asıl olayı kuşkusuz Özer’in 48 metreden attığı muhteşem gol. Onun dışında, sahadaki her unsurun meziyetlerinden çok hataları sonuçta etkili oldu. Bunun en bariz kanıtı, 2-1’lik deplasman galibiyetine rağmen Aykut Kocaman’ın maç sonunda futbolcularına karşı duyduğu şiddetli öfkedir.
Mersin tarafı da, Nobre’nin yokluğunda bile kontenjan nedeniyle kaleye geçiremediği yabancı kalecisiyle, hele mecburen oyuna girdikten sonra yaptıklarına bakınca, gurur duymuyor herhalde. İbrahim Kaş’ın kendini zorla attırması da –Zurita da istedi, hakemin yüreği yetmedi– bu hatalar zincirinin önemli halkalarıydı.
Galatasaray-Trabzon galip, Beşiktaş mağlup
Galatasaray enteresan bir takım oldu. Yüksek beceri isteyen işleri de yapabiliyorlar, en kolay işleri beceremedikleri de oluyor. Bursa maçının ilk yarısındaki oyun için sezonun (hatta son yılların) en iyi Galatasaray’ı yorumları yapıldı. İkinci yarıda ise Bursaspor’un oyununa mahkûm oldular. Önemli kontratak fırsatlarını çok basit pas hataları nedeniyle heba ettiler. 80’de yedikleri gol de akıl almaz bir beceriksizlik neticesinde geldi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.