
Fenerbahçe’nin 3-0’dan 4-3’e getirdiği Gaziantepspor maçı 2001 yılında, 29. haftada oynanmıştı. Bu sene, 30. hafta yine öyle bir maç izledik: Buca 3-1 öne geçtiğinde dakika 53’tü. O kaşındırıcı penaltı düdüğü çaldığında ise 59... O ivmeyle, Fenerbahçe beşe kadar yürüdü.
Olan Trabzonspor taraftarına oluyor. Geçtiğimiz hafta 94’te gelen galibiyet, bu hafta 3-1’den geri dönüş... Tam, ula oldu bu sefer derken, yıkılıyorlar. Ali Koç söyledi zaten, bu tür bir galibiyet rakibin de psikolojisini bozmuş, daha müspet olmuştur.
Trabzon halkı 27 yıldır şampiyonluk bekliyor. 96’da avuçlarından Fenerbahçe’ye kaçan bir şampiyonluk hikâyesi var ki, mimarlarından biri o zaman da Aykut Kocaman’dı. Yakın geçmişte şampiyonluğa en yaklaştıkları sene 2005; o sene de Fenerbahçe’ye kaptırmışlardı (taraftarların Cem Papila’nın aleyhine yürüyüş düzenledikleri sezon).
Bu sezon, yarım yılda dokuz puan farkı koyunca yine bir şampiyonluk yürüyüşü başladı. Fener’den azade, Bursa’yla, Kayseri’yle, kol kola gideceklerdi. Ama ikinci yarıyıl işler tersine döndü, hepsi döküldü, Fenerbahçe dokuz puan farkı kapadı, Trabzon’u yakaladı ve geçti. Bir kez daha, şampiyonluğa göz koyan Trabzon için en büyük tehdit haline geldi.
Trabzonspor bu hafta Eskişehirspor’la 0-0 berabere kaldı. Çok çabaladı ama aldığı risklerle galibiyeti kaçırmaktan çok yenilgiden kurtulduğu söylenebilir (çabalayan bir takımın içinde Yattara gibi bir unsur bulunması, başlı başına bir çelişki muhakkak). Aslında Eskişehir deplasmanı söz konusu olduğu için, beraberlik iyi skor. Ama azalan süre ve Fenerbahçe’nin önüne geleni yenmesi, ümitsizliği arttırıyor. Muhtemelen Buca’dan da bir ümitleri yoktu ama maç 3-1’e gelince el mecbur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.