
Ligin kritik haftalarından birini geride bıraktık. Gidişattan memnun olmayan, yahut daha iyi bir gelecek tasarlayan takımlar için belki de son bir fırsat haftası. Birçokları için bu gemi de kaçtı böylece.
Birincisi, çaktırmadan ilk üçe sokulan İ.B. Belediye. Kendi evinde –lige geldiğinden beri hep yendiği- Fenerbahçe’yi bir kez daha yenip, en azından yenilmeyip, şampiyonluk yarışında kalma, üçbüyüklerin tamamını arkada bırakma gibi imkânları erteledi. Fenerbahçe övgüyle karşılanmayan bir oyunla, yine tabii Alex’in golüyle, 1-0 kazanıp kendi çizgisini korudu. Haftalardır ilk defa gol yemedi. Ama her zaman attığı kadar da atamadı (Alex’in paydos saatine denk gelen bir penaltıyı da vekâletçi Niang kaçırdı).
Sonra Galatasaray’la Beşiktaş’ın orta sıra derbisi... Ya ikisini birden ilelebet bu bölgeye kaydedecek, ya da birini bir süre için üst sıralara heveslendirecek; ama ne olursa olsun, kaybeden için daha gerçekçi bir dünya görüşü oluşturacak bir maç: Dolayısıyla, Beşiktaş’ın 2-1’lik galibiyeti –çok açık ki Galatasaray’ı bu sezon için tamamen devre dışı bırakmakla birlikte- son tahlilde Galatasaray’ın hayrına olacak.
Beşiktaş’ın bu derbi galibiyetini hedefi yolunda kullanabileceğinden kuşkum var. Daha ziyade, aleni sorunların üstünü bir süre için örtecek bir işlevselliğe sahip gibi görünüyor. Fiziki duruma bakarsak: Beşiktaş’ın liderle arasındaki dokuz puanlık fark değişmedi; Galatasaray artık 16 puan geride. Mesafe bakımından, dokuz puanla lig sonuncusu Kasımpaşa’ya (sekiz puanlı) daha bile yakın hatta.
Lider Trabzonspor için de kritik bir haftaydı. Üç haftadır önüne geleni deviren Gaziantepspor’a konuk oldular.
Yazının devamını okumak için tıklayın.