Haftanın maçı Fenerbahçe-İBB’ydi: İBB bir devre direndi, ikinci devre dağıldı. 3-0’dan sonra kendine geldi ama yetişemedi. Fener, maçı 4-2 kazandı. İBB de böylece yendiği Galatasaray’la yenildiği Fenerbahçe’nin arasında, ikinci sırada kaldı.
Fenerbahçe 12 Aralık 2010 tarihinden beri oynadığı 23 lig maçında 21 galibiyet, iki beraberlik aldı. Aykut Kocaman’ın kadrosu dağılsa da, sistemi sonuç veriyor, bunu kabul etmek gerek. Ama yine de işleri kolay değil. Fenerbahçe artık son demlerindeki Alex’in yaratıcılığına epeyce mahkûm etti kendini. Alex’in öne çıkamadığı maçlarda Fenerbahçe sıkıntı yaşar, puan kaybeder. Bu sefer de, mevzuu tersinden anlayan medya Fener’in kadro yapısını değil, Alex’i mahkûm eder.
Trabzonspor’un Eskişehirspor galibiyeti önemli. Trabzon henüz kırılgan bir kimlikle çıkıyor sahaya. Tamamen yenilmemeye odaklandığı Inter maçında şansı yaver gitti, maçı kazandı. Ama kazanmak niyetiyle başladığı Lille maçında “yenik” bir oyun sergiledi, bir kez daha şansıyla kurtuldu. Ligde de istediği gibi organize olamıyor, bunun sebebi de Alanzinho’nun beklenenden çok uzak olması. Adrian henüz adapte değil. Oyunu Zokora tutuyor, farkı tek başına Burak yaratıyor diyebiliriz. Ligde atılan yedi golün tamamında Burak imzası var. Bu nedenle Eskişehir gibi kuvvetli bir takımı deplasmanda 2-0 yenmeleri ciddi bir kazanç. Hem ayağa kalkmaya çalışırken yıkıcı bir darbe almamak açısından, hem de özgüven tesisiyle kırılganlıktan çıkma sürecini hızlandırmak bakımından. Haftaya içerideki Ankaragücü maçı yükselişi sürdürmek açısından önemli bir avantaj.
Galatasaray bu sezon ilk deplasman galibiyetini Ankaragücü karşısında aldı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.