
Ligin zirvesi hâlâ iki Anadolu kulübünün elinde. Ama her geçen hafta Fenerbahçe’nin ayak seslerini daha yakından duyuyorlar. Ve galiba Trabzonspor bu ayak seslerinin stresiyle oynayamıyor.
İkinci yarının üçüncü haftasını da galibiyetsiz geçtiler ve potansiyel dokuz puanın yedisini alamadılar. Maalesef, Trabzonspor’a ilk yarıda onca maçı kazandıran ortasaha destekli üretkenlik ikinci yarıda yok. Üç maçta tek gol atabildiler. Antalyaspor karşısında da Burak’ın bir pozisyonu dışında, Trabzon’un gole çok yaklaştığını söylemek zor.
Şenol Güneş ilk yarıda alınan puanların, yarattıkları beklentiyle, şimdi kendilerine rakip olduğunu söylüyor. Evet, böyle tuhaf rakipler üretiyor Trabzon, kendi kendine. Şimdi üst üste iki deplasmana çıkacaklar. Ardından da Kayserispor ve Beşiktaş maçları var. Bu dört hafta Trabzon için çok kritik.
Fenerbahçe ise şaşırtıcı bir sakinlik içersinde: Bu hafta Manisa’da 55’te geri düştüler, telaş yapmadan maçı aldılar. Bütün mevkiler birer müessese gibi çalışıyor Fenerbahçe’de. Bireysel kabiliyet kısmen geri planda. Gösteriş yok, iş ciddiyeti var. Beşiktaş bunun aksi. Orada her mevkide bir yıldız var. Gösteriş diz boyu. Alex’in, misal, geriden oyunu açan sade pasları dikkat çekiyor, Quaresma’nın rüküş makasları... Gerçi kendi makaslanmış olsa gerek, Karabükspor maçına kenarda başladı. 1-1’ken oyuna girdikten sonra da makasa falan kalkmadı ama vermediği paslarla yine etkinliğini takıma ve sonuca değil, tribüne yönelik kullandı.
İki deplasman kotaran Fenerbahçe üçte üç yaparken, Beşiktaş ikisini İnönü’de geçirdiği üç haftayı tek galibiyetle bitirdi. Ama bunca laf, Beşiktaş şampiyonluktan koptu demek için değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.