Trabzonspor’un, meselâ maddi gereklilikleri karşılayabildiği halde yeni ve nitelikli bir teknik direktör getirememesi belki coğrafi bir olgu. Fakat daha önce bu kente gelmiş, Trabzonspor’da çalışmış ve memnun kalınmış, yahut memnuniyetsizliğin üstünden unutturacak kadar zaman geçmiş denenmiş adayların gelmemesi belli ki beşeri bir olgu.
Öbür taraftan, Ersun Yanal’ın kovulmasının doğru bir hamle olup olmadığını değerlendirmek için tek kıstas; takımın o gittikten sonraki grafiğini parmak marifetiyle izlemek olmasa gerek. Birincisi belki odur, ama tek kıstas olmamalı. Bunu tersten bakarsak daha net görürüz: Trabzonspor Yanal sonrası daha fazla galibiyet alsa da, o başarının sahibi görünen Ahmet Özen teknik direktör olarak kabul edilmedi.
Birincisi, bana öyle geliyor ki, teknik direktörünün işine son veren bir kulüp ya teknik direktörü tarafından içler acısı bir durma düşürüldüğü ve acil çözüme muhtaç olduğu için bunu yapıyordur, ya teknik direktörünün sınırlarını görmüş ve arkada apayrı bir plan geliştirmiş, bunu yürürlüğe koyma vaktinin geldiğine inanmıştır... yahut, yönetilemiyor, duygusal birtakım kriterlere göre anlık kararlara kurban ediliyordur... Dördüncü bir seçenek aklıma gelmiyor. Belki, bizim gibilerin bilemeyeceği, şike, doping, teşvik vesaire, gizli işlere bulaşmış, çaktırılmadan gönderilmiştir. Bu seçeneği, böyle bir koku olmadığı için baştan eliyorum.
Sırayla gidelim: Trabzonspor Yanal döneminde sezon başı hedeflerinin altında kalmadı. Sezona Avrupa Kupaları hedefiyle girilmişti ama Trabzonspor Yanal’ın kovulduğu 30. haftada hâlâ şampiyonluk potasındaydı. Bunu üçbüyüklerin zayıf performansına bakarak çürütmek de mümkün değil, zira bir önceki sezon 30. haftayı 41 puanla altıncı sırada geçen Trabzon, Yanal döneminde 30 haftada 56 puan toplayıp üçüncü sıraya yerleşmişti. Bir tek sezonda 15 puanlık gelişme kaydeden bir teknik direktör, hiçbir bağlamda başarısız gösterilemez. Bu halde, kulübün içler acısı hallere düşürüldüğü seçeneğini kaldırmak durumundayız.
İkincisi: Kulüp yönetimi Yanal’ın performansındaki olumlu tabloya karşın, diyelim teknik direktör evsafını ve vizyonunu yetersiz buldu. Bu halde, takım uzaktan bakışta ciddi bir yükseliş içindeyken bu kesilmez, alternatif harekât arkaplanda hazırlanırdı. Teknik direktörünün vizyonunu yetersiz bulan bir yönetimin, takdir edersiniz, kafasında vizyonu yeterli ve Trabzonspor’da çalışmaya razı bir teknik direktör adayı çoktan yerleşmiş, belki ön anlaşma dahi imzalanmış olmalıdır. Dolayısıyla bu seçeneği de eliyoruz.
Bir kulüp yönetimini en aciz gösterecek durum, teknik direktör seçiminde niyet ettiği adaydan kaç sıra uzağa düştüğüne bakar. Zira bir plan program olmadığının en aleni göstergesidir. Trabzonspor yönetimi “eski başarılılar”ı denedi olmadı, “yeni karizmatikler”e yöneldi olmadı, “eski başarısızlar”a kadar gitti, onlar da olmadı. Sonunda Belçika’dan bilinmedik yeni bir aday getirdi ki, ülkesiyle Trabzon’da başarılı bir teknik direktör membaı hissi uyandırmak dışında hiçbir özelliği yok... Bu da işte, Yanal’ı başarısız diye kovan yönetimin başarısı.
Dolayısıyla üçüncü seçenekte buluşuyoruz gibi görünüyor. Trabzonspor anlık duyguların yönetiminde, birer servetle idare edilen üçbüyüklere karşı şampiyonluk arıyor. Hugo Broos’a başarılar dilerim.
Ama şunu sormadan edemiyorum: Teknik direktörünü kovan kulüpler eski hocalarına dönmekten imtina etmezler. Tabii ne kadar eskiyse o kadar iyi. Madem Aybaba’ya kadar, eskiye başvurmaya razısınız, en yakın tarihte, epeyi de başarılı olmuş Yanal’a, niye dönülmesin? Madem kulüp yönetiminde yönetime dair bir ilke yok...
Daha genel bir notla bitireyim: Kulüpler istikrar çabalarını, grafiklerinin kısa vadeli eğilimine göre sekteye uğratabiliyorlar. Trabzonspor’da Yanal ve Sadri Şener döneminde grafiğe uzaktan bakarsak, bir yükseliş temayülü görürüz. Ama yarışın son haftalarına baktığımızda, bu çıkışın kısa vadeli bir inişe döndüğü gerçektir ve yarış da sımsıcak devam etmektedir. Bu durumda işte, ülkemiz aklının üretebildiği tek çözüm teknik direktörü kovmak olmamalı! Genel tablo iyiye doğruysa, bunu değerlendirmek ve dönemsel inişlere başka türlü çözümler üretmek gerekir.
|