Trabzonspor’un, meselâ maddi gereklilikleri karşılayabildiği halde yeni ve nitelikli bir teknik direktör getirememesi belki coğrafi bir olgu. Fakat daha önce bu kente gelmiş, Trabzonspor’da çalışmış ve memnun kalınmış, yahut memnuniyetsizliğin üstünden unutturacak kadar zaman geçmiş denenmiş adayların gelmemesi belli ki beşeri bir olgu.
Öbür taraftan, Ersun Yanal’ın kovulmasının doğru bir hamle olup olmadığını değerlendirmek için tek kıstas; takımın o gittikten sonraki grafiğini parmak marifetiyle izlemek olmasa gerek. Birincisi belki odur, ama tek kıstas olmamalı. Bunu tersten bakarsak daha net görürüz: Trabzonspor Yanal sonrası daha fazla galibiyet alsa da, o başarının sahibi görünen Ahmet Özen teknik direktör olarak kabul edilmedi.
Birincisi, bana öyle geliyor ki, teknik direktörünün işine son veren bir kulüp ya teknik direktörü tarafından içler acısı bir durma düşürüldüğü ve acil çözüme muhtaç olduğu için bunu yapıyordur, ya teknik direktörünün sınırlarını görmüş ve arkada apayrı bir plan geliştirmiş, bunu yürürlüğe koyma vaktinin geldiğine inanmıştır... yahut, yönetilemiyor, duygusal birtakım kriterlere göre anlık kararlara kurban ediliyordur... Dördüncü bir seçenek aklıma gelmiyor. Belki, bizim gibilerin bilemeyeceği, şike, doping, teşvik vesaire, gizli işlere bulaşmış, çaktırılmadan gönderilmiştir. Bu seçeneği, böyle bir koku olmadığı için baştan eliyorum.
Sırayla gidelim: Trabzonspor Yanal döneminde sezon başı hedeflerinin altında kalmadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.