Perşembeyi cumaya bağlayan gece Brüksel’de olağanüstü bir karar alındı.
AB ülkelerinin 26’sı mali politikalarını koordine edecek bir genel mekanizma kurulması için AB sözleşmelerinin değiştirilmesi üzerinde uzlaştı.
Bu fikir birliği, eğer üzerinde anlaşılan süreç planlanan şekilde devam ederse, AB’nin daha da derin bir siyasi birlik yolunda atacağı yeni bir adım olacak.
Aslında, Avrupa’nın entegrasyonunu derinleştirmenin, Avrupa Birliği’ni ortadan kaldırmadan gerçekleştirme yönündeki tek çıkış yolu olduğunu Avro krizinin başladığı günden beri hemen hemen herkes kabul ediyor.
Tüm diğer öneriler, AB projesini sulandırarak, sonuçta ortadan kalkmasına yol açacak stratejilerin ürünü.
Bu bakımdan verilen karar, birçok yeni güçlük ve uzun çabaları beraberinde getirecek olsa da, 26 ülkenin AB’nin devam etmesi yönünde irade açıklamasıyla eşdeğer.
Bütün gece süren zirve toplantısının ardından son kararın mimarı Almanya’nın başbakanı Angela Merkel memnundu.
Nasıl olmasın?
İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden beri ilk defa Almanya’nın ezeli rakibi Fransa kayıtsız şartsız Berlin’in yanında saf tutmuş ve Merkel hükümetinin önerdiği politikanın tüm AB içinde kabul edilmesinin yolunu açmıştı.
Fakat iş bu kararın alınmasıyla bitmiyor.
Hatta, bu karara uygun olarak Mart ayında AB sözleşmelerinin değiştirilmesiyle de bitmiyor.
Doğru, mart ayına kadar özellikle İsveç, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nde sıkıntılar yaşanacak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.