Hatırlıyor musunuz, bir Ermeni açılımımız vardı.
Ermenistan sınırının açılması için protokoller imzalanmış, hepimizin içini ısıtan bir bahar havası yaratılmıştı.
Sonra Ankara tamamen ipe un serdi.
Hrant Dink Davası’nı da pek izleyen kalmadı; yakında katiller yine kahve köşelerinde bezik oynarken nasıl “kahramanlıklar” yaptıklarını başka işsiz güçsüz gençlere anlatacak.
Arkalarındakilerin yakasına zaten kimse yapışmadı.
Türkiye’de Ermeni Soykırımı tartışmaları da duruldu yine.
Oysa tartışmaya daha yeni başlamıştık...
İletişim Yayınları’nın ekimde yayımladığı Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler kitabının satışı da ağır gidiyormuş.
Oysa kitap –711 sayfasıyla ilk bakışta okuru ürkütse de– Ermeni Soykırımı’na yeni bir açıdan, soykırımda Almanya’nın ve militarizmin oynadığı rol açısından bakıyor.
Bu kitap, Türkiye’de bir kenara itilen konunun Almanya’da, 301. Madde baskısı altında yaşamayan göçmen Türkler arasında daha fazla tartışılmasını sağlayacak gibi.
Kitabın yazarı Serdar Dinçer, yıllar önce okumak için Almanya’ya gelip, göçmen olan onbinlerce Türk’ten biri.
“Kitabım ne ‘bütün Ermeniler kötüdür’ diyen ve katliamları aklamaya çalışanlara ne de ‘zavallı Ermeniler hiçbir şey yapmadığı halde biz cani Türkler onları katletmişiz’ diyenlere uyuyor” diyen Dinçer, beş yıllık bir çalışmayla ortaya çıkardığı ürünün daha çok “anti-savaş” bir kitap olarak algılanmasını arzuluyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.