Boğaz Almanlarını bilir misiniz? Ben bilmezdim, yeni öğrendim. 19. yüzyılın sonunda, 20. yüzyılın başında İstanbul’a yerleşen Alman kolonisine verilen isimmiş.
Türkiye’deki göçmenler arasında onlar da var, ama adlarından bahseden pek yok.
Göçmenler dünyada bir azınlık. Oysa sayıları hiç de az değil.
Birleşmiş Milletler raporları, 200 milyondan fazla göçmenden söz ediyor ve bu sayının her geçen gün arttığını belirtiyor. Ama yedi milyarlık dünya nüfusunda 200 milyon göçmen nedir ki?
Bu nedenle, genel geçer göçmen algılaması da yerleşik nüfusun algılamasıdır. Yanlış bir algıdır bu. Ama yanlışlığı gücünü değiştirmez. Bu yanlış, ancak öğrenerek değişebilir.
***
Ben bir göçmenim. Annem de öyleydi.
İkimiz, aynı göç yolunu değişik yönlerde katettik.
O, 2. Dünya Savaşı sonunda çalışmak için Avusturya’dan Türkiye’ye göçtü. Babamla tanışıp, Ankara’da geçirdi tüm yaşamını.
Ben, 1981’de okumak için Türkiye’den Almanya’ya gittim. O gün bu gündür orada yaşıyorum.
İki değişik göç, ama benzerlikler çok büyük. Bu benzerlikleri ancak yaşayan bilir.
Bu hafta İstanbul’da açılacak “Berlin-İstanbul, Yeni Memleketten Anılar” sergisi (14 mayıs - 2 haziran, Club Teutonia, Galip Dede Cad. 65, Tünel-Beyoğlu), yaşayanların ağzından iki göç arasındaki benzerlikleri de dile getiriyor.
Bir grup Alman ve Türk, genç bilim insanı, gazeteci ve sanatçının hazırladığı sergi, Almanya’dan kalkıp, genellikle evlendikleri için İstanbul’a yerleşen Alman kadınların ve Türkiye’den kalkıp, genellikle çalışmak için Berlin’e yerleşen Türkiyeli kadınların yaşamlarını, deneylerini, göç ve göçmenlik hakkındaki düşüncelerini aktarıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.