KABİL- Türkiye’de, “adalet mülkün temelidir” denir.
Afganistan’da bunun karşılığı olabilecek bir deyime henüz rastlamadım.
Ama mülk ilişkilerinin bu ülkenin adalet sorununu anlatmaya yetmeyeceği ortada.
Afganistan’da otuz yıldır sürekli değişen taraflarla süregiden, karışan her tarafın ciddi insanlık suçları işlediği ve temiz kimsenin kalmadığı savaşın sona erdirilmesinin de, bundan sonra bu topraklarda yeniden bir devlet yapısının yerleştirilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasının da temeli adalet.
Afganistan bir İslam Cumhuriyeti.
2004 yılı başında, Büyük Afgan Halk Meclisi şeklinde açıklayabileceğimiz Loya Cirga, yeni bir anayasa kabul etti.
İslam Cumhuriyeti ile bu anayasanın bağını ise, anayasanın 3. maddesi sağlıyor.
O madde, anayasanın Şeriat ile çelişemeyeceğini yazıyor.
Türkiye’de birçoklarının kulağına korkunç gelebilir bu madde.
Afganistan’da halkın, siyasetçilerin ve uzmanların (Batı’da eğitim gören ve çalışanlar da dâhil) ezici çoğunluğu, bunda bir sakınca görmüyor.
Hatta aksine çoğunluk böyle olmasını arzu ediyor.
Yine de, Şeriat ile insanların yaptığı hukuk sisteminin ilişkisi ülkenin hukukçularını en çok uğraştıran konu.
Üstelik o kadar hassas ki, tartışmaların tam ortasında yer alanların çoğu, can derdiyle, adının açıklanmasını istemiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.