Bugün, Pakistanlı meslektaşlarımızla tartışmalarımdan çıkan sonuçları yazmaya devam edeceğim.
Fakat bir hafta içinde Türkiye’de yaşanan savaşın aldığı boyutları görmezden gelmek mümkün değil.
Bir süre önce, bu savaşta ölenlerin hepsinin bu ülkenin yitirdiği çocuklar olduğunu savunmuştum.
Çukurca çatışması, Türkiye’nin kendi değerlerini yitirme ve yok etme yönünde hızlı adımlarla ilerlediğini bir kere daha kanıtladı.
Bu felâket daha bundan bir-bir buçuk yıl önce “geliyorum” diye haykırmaya başlamıştı.
Şimdi geldi ve “daha da geleceğim” diye haykırıyor.
Bütün psikolojik savaş önlemlerine rağmen altı çizilmesi gereken bir nokta var:
Sorunu çözmesi gereken iktidardır.
O da ancak, itidalli davranarak, tüm kışkırtmalara rağmen görüşmeler, karşılıklı ateşkes, demokratik hakların verilmesi ve barış aşamalarından oluşacak bir süreci başlatarak ve nihayetinde Kürt sorununa siyasi bir çözüm bularak yapabilir bunu.
***
Aslında Pakistan’da gerçekleşen toplantılarda Afganistan’daki savaşın nasıl sona erdirilebileceği konusunda Türkiye’dekinden çok farklı bir yanıt ortaya çıkmadı.
Orada da çözüm siyasi olacak.
Aşamalar bile hemen hemen aynı.
2014 yılında Batı ülkelerinin Afganistan’dan bütün savaşçı birliklerini çekme kararı aldığı artık bir sır değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.