Bugünleri tarihçiler nasıl anlatacak mesela tam 55 yıl sonra; çok uzun zaman herhalde her şey açıklığa kavuşmuş olur diye düşünmeyin. Biz bugün, tam 55 yıl sonra, şu 6-7 Eylül utancını anlatabiliyor muyuz; resmî ideolojiyi üreten tüm kurumlarda, hayır. Ama resmî olanı bırakın, bugün bu toplumun tüm kesimlerince tartışılması gereken bu olaylar siyasi konumlanışa göre hâlâ çarpıtılıyor, özü atlanarak çok farklı yerlere götürülüyor. Böylece bu toplumun, her an bir 6-7 Eylül daha yaşaması mümkün oluyor. Zaten şu günlerde tam da böyle bir ortam var. Yani her an birileri (çoğunlukta ve baskın olan birileri) azınlıkta olan ötekileri yine şiddet ve zorla kovmaya, olmadı yok etmeye kalkabilir. Bugün, eğer demokratik bir dikkat ve direnç geliştiremezsek bu pekâlâ mümkün.
İlkönce şu tesbitle başlamamız gerekiyor: Türkiye’de şimdiye değin yerleşik sağ ve sol artık evrensel anlamda sağ ve sol değil. Referandumdaki “evet” “hayır” konumlanışları bundan sonrasının sahici sağ ve sol yerleridir. Cumhuriyet’in temel ideolojik pozisyonları artık hızla terk ediliyor. Ömer Laçiner, gelinen noktanın bir bitiş noktası olduğunu söylüyordu geçen hafta. Çok doğru, geleneksel sol için bu, bitiş noktasıdır ve iktidar partisine olan kızgınlık solun geleneksel iktidar kızgınlığı değildir. AKP, Laçiner’in dediği gibi, halk kitlelerindeki bin yıllık sindirilmişliğe eklenen yüzyıllık horlanmaya duyulan insani tepkiye tercüman olabilmeyi başarabilmiştir. Geleneksel sol, devletin şiddet ve hor görme anlayışının karşısına, tam da bu anlayışı “soldan” tersinden öne çıkararak, çıkmıştır. Böylece geleneksel-radikal sol, doksanlı yıllara kadar bu politik duruşu, –belki- farkında olmadan ama doksanlı yılların sonundan itibaren de Kemalist ideolojinin katkısıyla da, temel muhalefet alanını devletten dine kaydırarak bilinçli ve farkında olarak geliştirmiş ve bugüne gelmiştir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.