Türkiye bir müddet sonra 2011 seçimlerini konuşmaya başlayacak. CHP’nin hükümeti erken seçime zorlaması anlaşılır bir şey. Çünkü şu an Türkiye, ekonomide de görülebileceği dibe gelmiş durumda. En sorunlu veri olan işsizlik verileri için de bunu söyleyebiliriz. 2010’un ikinci yarısından itibaren Türkiye kriz öncesi büyüme ivmesini yakalayacak. Sanayideki istihdamın da aynı dönemde artmaya başlayacağını söyleyebiliriz. Bununla birlikte işsizlikteki artış duracak. Ama ekonomide daha önemlisi, Körfez kaynaklı Doğrudan Yabancı Yatırımların bu yılın ikinci yarısından itibaren gelmeye başlayacak olması ve belki bir üçüncü varlık barışı uygulaması. Hükümet bunun için IMF anlaşmasını bekletiyor. IMFnin şu sıralar Türkiye’ye diyeceği bir şey yok. Hükümet ne zaman isterse IMF imzayı basar. Burada küresel güçler iktidar partisinin arkasında. Çünkü 2012’de Obama’nın mutlaka yeniden seçilmesi gerekiyor. Bu seçimin anahtar ülkesi Türkiye. Ancak hem Amerika-İngiltere hem de AB, 2011 seçimleri için fazla endişeli değil. Çünkü sonucu az çok tahmin ediyorlar. Türkiye’de bir önceki genel seçimlere göre, siyasi aktörlerde, kurumlarda bir değişiklik yok. CHP aynı CHP; MHP’nin artık Türkiye için yeri ve cesameti belli. CHP’nin yanında ya da solunda alternatif bir sol oluşum -ne yazık ki-ortaya çıkamadı. Türkiye bir zamanlar çaresizlikten Uzan’ın partisine bile hatırı sayılır bir oy vermişti. Ancak bundan sonra Uzan türü adamlara öyle pek oy çıkacağını sanmıyorum. 2011 seçimlerine yetişecek yeni partilerin alacakları oy en çok yüzde 2-3 olur. Bu açıdan hiç kimse sağına soluna dönüp bakınmasın, 2011 seçimlerini sonucu, aşağı yukarı, belli.
Yazının devamını okumak için tıklayın.