Avrupa’da ne zaman bir sorun olsa Türkiye’de hemen avro tartışması başlar. Bu yalnız ekonomik sorunlar için geçerli bir durum değil. Siyasi krizlerde de tartışmaların başlangıç noktası avrodur. Lizbon anlaşması sürecinde sorunlar çıkmaya başladığında da, İtalya’da bazı benzin istasyonlarında liret kullanılmaya başlandığı söylentileri yayılarak, avroya dayalı para sisteminin çöktüğü ispat edilmeye çalışılmıştı.
Avronun, özellikle Türkiye’de, bu şekilde tartışılması ekonomi bilgisinden çok siyasi ve ideolojik yaklaşımlardan kaynaklanıyor.
Çünkü avro ulusal bir para birimi değil. Bu anlamda avro, krizden çıkışın ulusal ekonomilere ve ulus-devlete dayanarak olacağını iddia eden kesimlerin tüylerini diken diken eden bir para birimi. Şimdi avro Türkiye’de kullanılmıyor; ama şu günlerde avro kullanılan ülkelerdeki gazetelerin ekonomi sayfalarında bile avronun “bittiği” yazısı ve tartışması Türkiye’deki kadar yoğun değil. Bir para biriminin, özellikle, genel eşdeğer (hard currency) olarak işlem gören bir para biriminin, bu kadar kolay ortadan kalkacağını ekonomi yazısı olarak yazmak herhalde ancak bizim medyada olur.
2008 krizinin en önemli yanlarından birinin bir “genel eşdeğer” krizi olduğunu artık biliyoruz.
Nobelli iktisatçı Robert Mundell, avronun yeni ortaya çıktığı 2000’li yılların başında, krizin bir para krizi olarak ortaya çıkacağını IMF seminerlerinde defalarca dile getirmiştir.
Mundell, doların bir dünya parası olarak devam edemeyeceğini, ederse çok geçmeden büyük bir çöküşle yüz yüze geleceğimizi söylüyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.