1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:46
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 30.09.2008
Cemil Ertem
Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil)
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) Cemil Ertem - Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil)
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Artık 21. yüzyılı tartışmaya başlayabiliriz. Bütün bu yaşadıklarımız elimizdeki kavramları yeniden sorgulanmasını ve tanımlanmasını gerektiriyor. Bu tarihi süreç, küreselleşmenin neoliberal politik düzlemde olamayacağını ortaya çıkardı. Şimdi, en azından, elimizde bu var; ama bu da çok önemli bir olgu. Ulus-devletin şu an elimizin altındaki tüm yapıları ve uzlaşıları artık daha hızlı eriyecek. Yönetici devlet partileri, işveren sendikacılığı, kapitalist birliklere ve korporatist meslek örgütlerine dayalı siyasi temsil müessesi bu krizle birlikte bitiş sürecine girdi. Bu siyasi yapının tasfiye edilmesi, şüphesiz, ulusal ekonomilerin tam istihdam, istikrar, ekonomik büyüme ve sürdürülebilir ödemeler dengesi gibi resmi ulusal hedefleri artık yakalamalarının imkânsız hale gelmesiyle hızlanacak. Şimdi Amerikan ekonomisi nasıl varlıklarını naylon kâğıtlarla şişiren finans yapılarını tasfiye ediyorsa, çok yakın bir gelecekte, kapitalizmin başına bela olmaya başlayan ulusal ekonomiler de tasfiye edilecek. Bu gelişmenin siyasi sonuçları çok önemli. Geçen yazımızda ulus-devlet yapılanmasına bağlı olarak oluşturulan siyasi partilerin toplumsal ilişki çerçevesinden çıkarak hızla “şeyleşeceğini” söylemiştik. Bugün bunun işaretlerini görüyoruz; örneğin Avrupa’daki geleneksel sağ ve sol partiler kendilerine, döneme uygun, bir politik hat oluşturamıyorlar. Ve bu anlamda geleneksel tabanlarını kaybediyorlar. Avusturya seçimlerinde ırkçı partinin Sosyal Demokratlardan sonra en yüksek oyu alması bu gelişmeyi anlatıyor. Geleneksel yapılar hızla toplumsal ilişkilerin dışına doğru savruluyor ve şeyleşiyor.

Bu durum Türkiye için de geçerli. Kitle desteği ne olursa olsun geleneksel sağ ya da sol anlatıları savunan, bu çıkışlarla politika yapmaya çalışan partilerin durumuna bakın. Hiçbirinin elle tutulur yanı yok. Bu yapılar, geçmişte savundukları ideoloji ne olursa olsun, hızla çözülmekte olan ulus-devlete tutunma zorunluluğu hissediyorlar. Çünkü kaderleri aynı. Ancak Türkiye’deki “sol” partilerin şu sıralardaki devletçiliği, hem bu konjoktürel durumdan hem de tarihsel nedenlerden dolayı çok daha belirgin ve militanca. Bu militanlık devlet adına-gönüllü- istihbaratçılığa-darbeciliğe kadar vardı.

Neoliberal uygulamaların çökmesi ve kurtarma operasyonlarının “devletleştirme” olarak algılanması da kafaları hayli karıştırıyor. Ama kapitalist devletin ta başından beri en büyük “piyasa” oyuncusu olduğu unutuluyor. Devlet iktidarı aynı zamanda ekonomik hegemonyanın tesisi aşamasını da içerir. O halde devleti yalnızca “zor ile kuşanmış” bekçi olarak görüp, bundan sonra da-kapitalizm kaldıkça- öyle olacağını sananlara bu son kriz iyi bir ders oldu.

Özünde toplumsal bir ilişki olan para-sermayenin dağılımı ve yönetimi hem liberal dönemde hem de tekelci devlet kapitalizmi döneminde devletin ekonomik hegemonyasından hiçbir zaman ayrı olmamış hatta bizatihi onun tarafından yönlendirilmiş ve yönetilmiştir.

Buradan şu sonuca varıyoruz ki; kapitalizmin işleyişi ta başından beri zaten devleti öngörür ve onsuz olamaz. Örneğin kamu (burada devlet anlamında) sektörünün, artı-değerin yeniden dağıtımında ve sermayenin temerküzünde önemli rol oynaması, diğer taraftan vergi, kredi ve teşvik mekanizmalarıyla devletin, sermayenin yönetimindeki etkinliği, kapitalizmin tarihindeki küçük bir dönem dışında, kapitalizmi ayakta tutan en önemli unsur olarak var olmuştur. Bunu şunun için yazıyorum: Fortis gibi bankaların devlet tarafından kurtarılması yeni bir şey değil. Devlet zaten hep bunun için var oldu.

Şimdi bu durumda, her kriz döneminde olduğu gibi, bir toplumsal ilişki biçimi olan sermayenin kendisi ve devlet dışında her şey hızla “şeyleşiyor” Yani hızla sahici bir toplumsal ilişki biçimi olmaktan çıkıp çürümeye başlıyor. Kapitalizm yeni döneme girerken bu döneme uygun kurumlarını ve yeni devlet yapılarını ortaya çıkaracak. Ulus-devlet biçimi ve onun siyasi-ekonomik kurumları ilkönce törpülenecek; sonra süreç içersinde yok olacak. Şimdilerde en çok rastlanılan şaşkınlık durumlarından biri de “Keynes ölmedi” bakın her şey devletleştiriliyor diye konuşulması. Neoliberal uzlaşı, bu krizle birlikte, bittiğinde yeniden ulus-devlet yapılarını inşa etmeye çalışan ve ulusal-hegemonik devlet üzerinden düzenleme yapan yeni bir Keynesci döneme girmeyeceğiz.

Ama bu yaklaşım artık berber koltuğu muhabbeti düzeyinden aşağıda bir indirgemeciliği içerse de, mutlaka yeni bir anlatı oluşturması gereken sol için hayli önleyici bir politik ideolojik set olarak karşımızda duruyor.

Sonuç olarak yeni bir dönem bu. En azından bunu görmek bile herkes için bir başlangıç.

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Başlangıçlar 1- Marx dışında herkes öldü! (Keynes dâhil) - Cemil Ertem
03.09.2010 05:46:47