Neoliberalizm bir ezber olarak çoktan dilimize yerleşti. Bu son kriz yalnız neocon iktidarının sonunu anlatmıyor; onun politik giderek ideolojik temellerini de dinamitliyor. Dolayısıyla neocon iktidarı biterken onun çıkış noktası olan neoliberal anlayış da temellerinden sallanıyor. Neoliberalizm kapitalizmin iktisat teorisinin temel ayaklarından biri olmaktan çok bir politik hatta ideolojik duruş olarak maddileşti. Tamam, artık, herkes, hepimiz neoliberalizme karşıyız. Sol dışında sağ da neoliberalizme karşı olduğunu iddia ediyor. Hele şimdilerde, ne kadar “devlet olmadan asla” diyen “sol” varsa, liberalizmin hem “eskisine” hem de “yenisine” karşı. Neoliberal anlayış ve uygulamalar bugün yaşamakta olduğumuz çöküntüyle tarihe karışacak mı? Bu soru tabii ki yalnızca bir iktisat sorusu değil. Neoliberalizm, aynı zamanda, bir politik çıkış ve alan da olduğu için sorunun yanıtı, içinde bulunduğumuz politik ortama ve gelişecek politik çıkışlara bağlı. Bu anlamda şimdilerde biten, neoliberalizmin iktisadi işleyişidir. Örneğin her kriz bir sermaye temerküzü dönemidir de. Ama şu sıra bütün sermaye temerküzü operasyonlarını kapitalist devlet yapıyor. Şimdi hemen çok basit olarak Keynes haklıymış diye düşünebiliriz. Ama mesele o kadar basit değil. Keynes dengesi ve işleyişinin tarihe karıştığını biliyoruz. Ama ondan sonra egemen iktisadın uygulayıcıları tarafından göklere çıkartılan neoliberal işleyiş de iflas etti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.