1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:46
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 26.09.2008
Cemil Ertem
Bitişler 4- Ulusal “şeyler”
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler” Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler” Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler” Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler” Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler” Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler” Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler” Cemil Ertem - Bitişler 4- Ulusal “şeyler”
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bush’la başlayalım; Bush yaptığı son “ulusa” sesleniş konuşmasında başlarına gelenleri özetledi: “Üretmeden borçlanarak harcadık.” Peki, üretselerdi bu sefer de ürettiklerini harcayamama gibi bir sorunları olmayacak mıydı? Bu neyi, ne kadar ürettiklerine ve kimin için ürettiklerine bağlı tabii. Ama şu gerçek ki, ABD ekonomisi dünyadaki sermaye birikiminin bir tezahürü/egemeni olarak kendisini var etmiştir. ABD, ikinci paylaşım savaşının bitiminden seksenli yılların başına değin bu konumunu devam ettirdi. İki önemli güce dayanarak devam ettirdi. Birincisi dolardı. Dolar, bir genel değişim aracı olarak ABD’ye hegemonyasının ekonomik gücünü taşıdı. İkincisi ABD savaş makinesi idi. Bu savaş makinesi konvansiyonel ve nükleer olmak üzere hem SSCB’ye karşı detandı devam ettirdi, hem de hegemonyanın zor ve baskıcı (siyasi) ayağını oluşturdu. Bu siyasi ayak ulusal-hegemonik devlet olarak kendisini ifade etti.

Hegemonik devlet ne yapar, nedir? Her şeyden önce hegemonik devlet ulusaldır. Kendi ulusal çıkarlarını öne alır ve bu çerçevede hareket eder. Ama onun ulusal çıkarları aynı anda kapitalizmin o andaki birikim sürecinin de sürdürücü dinamikleridir. Hegemonik devletin idare ettiği ve çıkarlarını koruduğu sermaye en ileri teknolojiyi üreten, en verimli olan sermayedir. O bulur, diğerleri uygular, tatbik eder. Dolayısıyla rantı da o toplar ve tespit ettiği hiyerarşiye göre de dağıtır. Hiyerarşik yapılanmada ona yakın olanlar en zenginden yoksula doğru sıralanırlar. En alttakilerin siyasal bağımsızlıkları vardır. Çünkü esas olan ulusal birlik ve bütünlüktür. Bundan dolayı –bütün bu tarih boyunca- sömürgecilik siyasi olmaktan çok ekonomik bir olgudur ve içseldir. Şimdiye kadar olan sermaye birikiminin çerçevesi buydu ve burada hegemonik ulus-devletlerin arkasında sıralanan “bağımsız” ulus-devletlerin önemi büyüktü. Şimdi ABD, hegemonyasını bu krizden sonra oluşacak yeni küresel yapılanmalarla paylaşacak. Bu çerçevede çok yakın zamanda karşımıza yeni bir Birleşmiş Milletler yapılanması çıkarken IMF, Dünya Bankası gibi Bretton-Woods kurumları yenilenecek. Ama bundan daha önemlisi ağızlarda çeyrek asırdır sakız olan küreselleşme kavramıyla artık gerçekten tanışacağız.

Bu gelişmenin ilk siyasi sonuçlarını zaten şimdilerde görüyoruz. Artık ulus-devlet yapılanmasına bağlı olarak oluşan siyasi partiler ulusal “şeylere” dönüşüyor. Bunun içinde herkes var. 20. yüzyılın başında Avrupa’da olanlar şimdilerde sanki tersinden tekrarlanıyor. O zaman sermaye birikimi gereği ulus-devletlerin ortaya çıkma süreci olgunlaşmak üzeriydi. Ve bu süreç, Marx’la birlikte gelişmekte olan enternasyonal işçi hareketinin üzerine basarak, ulus-devletlere dayanan kapitalizmi 20. yüzyılın başında gerçekleştirdi. Şimdi ise kapitalizmin ulus-devletleri eski ve çürük ama onların iki yüzyıllık aparatları ve artıkları yine de etraflarını çürütmeye devam ediyorlar.

1864-1871 arası Avrupa kaynaklı bir devrimin olanağı vardı; Paris Komünü yenilgisi çok şeyi değiştirdi. Ondan sonra dar kafalı ulusalcılık, sol adına sola hâkim oldu ve enternasyonal çözüldü. Paris Komünü yenilgiye uğradıktan sonra, devrimci hareketlerin ağırlık noktası Fransa’dan Almanya’ya kaydı. Bu, gecikmiş burjuva devrimini tamamlamak ve sömürgeci İngiltere’ye yetişmek için her türlü ulusal birlik gericiliğini işçi sınıfına da dayatan Alman monarşisi için iyi bir oyuncaktı ama enternasyonal için felaketti. Tıpkı bugünkü gibi o günde ulusalcı “sosyalistler”daha çok devrimci olduklarını söyleyip daha çok gericilik yapıyorlardı. Örneğin Bakuninciler ırkçı bir söylem geliştirip Marx’ın Museviliğini bir saldırı aracı olarak kullanıyorlardı. (Ne ilginç değil mi; bugünle bunun ne alakası var diyen var mı?) Bu söylem işçi sınıfının gelişmemiş unsurlarına, ulusalcı dar kafalılığa dayanıyordu. Zaten bu “solcu” Bakunincileri sağcı İngiliz sendikacıları desteklemeye başlamıştı bile. (Şimdi Türkiye’de ulusalcı “solu” faşist-sarı sendikalar desteklemiyor mu?) Yine bu söylem ikinci savaş öncesi Hitler’in “Nasyonal Sosyalizmi”ne ilham kaynağı olacaktı. Türkiye’de ise tersi(!) oldu. 12 Eylül faşizmi “solcu” Ergenekoncular yarattı.

Şimdi Türkiye’de başta “sol” siyasi partiler olmak üzere tüm ulusal yapılar ulusal “şeylere” dönüşüyor. Devam edeceğiz...

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bitişler 4- Ulusal “şeyler” - Cemil Ertem
03.09.2010 05:46:33