Devletin bütçesi ekonominin doğrudan bir parçası gibi gözükür ama özünde bütçe politik bir kavramdır. Çünkü kaynakların tahsisi ve nereye yönlendirileceği politik olanı belirleyen en temel adımdır. Tam da bu nedenden dolayı bütün bütçe görüşmeleri derinlikli, alternatif politik tartışmalara sahne olur.
Bütçe görüşmelerinde böyle bir politik derinliği, muhalefet partisinden dolayı, hiç beklemeyin. Kılıçdaroğlu bazı “yolsuzluk” iddialarını gündeme getirdi; CHP seçim propagandasını sanıyorum bunun üzerinden yapacak. Zaten başka çaresi yok gibi. CHP’nin geleceğe dönük, Türkiye’nin 2011 sonrasını karşılayacak hiçbir öneri ve program getiremeyeceğini buradan iddia ediyorum.
Bütçe gibi politik bir tartışma imkânını bile kullanamadı CHP. Hâlbuki CHP’nin bütçeyi eleştirirken hem siyasi hem de ekonomik alanlarda alternatif çözüm önerileri getirmesi gerekirdi. Bir ekonomik program üzerine çalıştıkları biliniyor. “Sol” ve Keynesci diye basına sızdırmışlar. Keynes’le solun ne alakası olduğunu gerçekten merak ediyorum. Yani “Keynesci” ekonomi deyince kamu yatırımlarını ve sosyal devlet anlayışını öne çıkartan bir yaklaşım anlatılmak isteniyorsa şimdiden bu programın bir tutarsızlıklar abidesi olduğunu söyleyebilirim. Ama yine de eğlenmek için merakla açıklamaları bekliyorum. Mesela onlara hemen “Keynesci” bir maliye politikasının buna uygun bir para politikası olmadan etkin olamayacağını, böyle bir para politikasının ise bu Merkez Bankası yasası ile mümkün olmayacağını söyleyeyim. Ancak, CHP’de iyi iktisatçılar var; bunu akıl etmişler ve programa böyle radikal bir “çözümü” de koymuşlardır diye umuyorum. Ama o zaman başları, kendilerine şu sıralar çok bel bağlayan TÜSİAD’ın merkez kanadı ile biraz belaya girer.
Yazının devamını okumak için tıklayın.