Biliyorsunuz şu gece geç saatlerde yayınlanan şov programlarına çeşitli üniversitelerden genç arkadaşlar katılıyor. Geçen akşamki Beyazıt Öztürk’ün programında Öztürk, “WikiLeaks sonrası dünya değişecek diyenler alkışlasın” dedi; stüdyoda yaklaşık 500 kişi falan vardı, bir kişi alkışladı. Yani bu ülkenin en mürekkep yalamış kesimi şu WikiLeaks meselesini kavramamış gözüküyor. Şimdi bu tür programlara katılan gençlerin genellikle politikayla fazla ilgili olmadığı yönünde bir itirazda bulunabilirsiniz ama politik olan üniversite gençliğinin de dünyayı değiştirme algısı 20. yüzyıldan ileri gitmiş değil. Bakın 20. yüzyıl diyorum; 19. yüzyıl demiyorum; 19. yüzyıl Marx’ın yüzyılıdır ve Marx, Fransa’da Sınıf Savaşımları’nda niye dünyanın, kendisinin ve Engels’in öngördüğü biçimiyle değişmediği anlatır. Marx ve Engels’in 1848’den 1870’e kadar yapmak istedikleri şey; demokratik bir Avrupa devrimiydi ve o günün koşularında olabilecek yegâne değişim yoluydu bu. Engels, Fransa’da Sınıf Savaşımları’nın girişinde aynen şöyle der: “Şubat devrimi patlak verdiği zaman biz hepimiz, koşulları ve devrimci hareketlerinin gidişini kavrama bakımından, geçmiş tarihsel deneyimin, özellikle Fransa deneyiminin büyülü etkisi altındaydık. Genel altüst oluş işareti, 1789’dan bu yana bütün Avrupa’nın tarihine hükmetmiş olan, Fransa’dan başlamamış mıydı bir kez daha? Onun için, 1848 şubatında Paris’te ilen edilen toplumsal devrimin, proletarya devriminin niteliği ve gidişi hakkındaki fikirlerimizin, 1789 ve 1830 modellerinin anılarının damgasını taşıması doğal ve kaçınılmaz bir şeydi.” Burada bir yenilginin özeleştirisi olduğu kadar bundan sonraki değişimlerin böyle olmayacağının da örtülü ifadesi var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.