1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 22.08.2008
Cemil Ertem
Eskinin kavramları bugünü anlatamaz!
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! Cemil Ertem - Eskinin kavramları bugünü anlatamaz!
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bugünleri tarihçiler ileride nasıl anlatır bilmiyorum ama benim öngörüm, yaşadığımız günler tam küreselleşmenin doğum sancılarını hissettiğimiz zaman dilimi içine giriyor. Burada “tam küreselleşme” derken, Kautsky gibi bir ultra emperyalizmden söz etmiyorum. Yani bu statik bir denge hali değil, tam aksine dinamik bir geçiş süreci. Amerika’nın 1970’li yılların başında çözülmeye başlayan hegemonyasının sonuna geliyoruz. Ulus-devlete bağlı emperyalizm süreci bitiyor. Galiba yaşanılan kafa karışıklığının en önemli nedeni de bu durum. Kafa karışıklığı derken bir yere gönderme yapmıyorum kesinlikle. Yirminci yüzyılın başı da böyleydi. Ama itiraf etmek gerekir ki, o zaman daha “sıkı” adam ve kadınlar vardı. Şimdi Rosa’nın yerinde kim var Allah aşkına! Mesela Hilferding’in, Buharin’in ve Lenin’in yaşadığını düşünün, nasıl bir emperyalizm tartışması yapardık sizce. Kautsky ayarında adam bile yok; mesela şimdinin sosyal-demokrat liderlerini Kautsky ile karşılaştırmaya kalksak Kautsky mezarından fırlayıp bizi döver. Bu niye böyle bunu çözemiyorum. Ama geçenlerde Fethi Naci’yi kaybettiğimiz gün Aydın Boysan bir TV kanalında; “Bizim farkımız vardı; biz çok okurduk, bizim kuşakta kitap kurdu olmayan yoktu, okuduklarımızı da yaşadığımız zamana, mekâna uydururduk” demişti. Tabii şimdi sol adına yazılıp çizilenlerin düzeysizliğini az kitap okumakla anlatmak yetersiz. Ama daha ötesi de hayli derin bir konu; oraya hiç girmeyelim.

Şimdi herkes şaşkın; tam petrol ve emtia fiyatları düşmeye başlamışken yine krizin daha da derinleşeceği söylentisi yayılmaya başladı. 2006-2008 aralığında petrol ve altının yükselme trendi içersinde olduğunu biliyoruz. Altın fiyatlarının petrol gibi stratejik bir emtia ile birlikte yükselmesi ekonomik ve sonra da siyasi hegemonyanın ve bu hegemonyaya bağlı dengelerin değişmekte olduğunu bize gösterir. Yalnız altının değil mesela çok önemli bir kontrol sanayii girdisi olan bakırın fiyatı da 2004’ten beri petrolle birlikte artıyor. Bütün bu stratejik emtiaların arzlarında bir sorun yok. ABD, aslında yükselen petrol fiyatları sayesinde doların geçerliliğini sağladı ve dengesini korudu. Petrol ABD Doları ile işlem gördüğünden var olan dolar rezervlerine ithalatçı ülkelerin Merkez Bankaları dokunamadı. Hatta artan fiyatlardan ürküp dolar rezervlerini güçlendirdiler. Böylece net petrol ithalatçısı olmasına rağmen ABD, Rusya ile birlikte yüksek petrol politikasını yarattı ve destekledi. Bu soğuk savaştan sonra en büyük Rus-ABD uzlaşısı idi. Ancak bu durum hiç şüphesiz dünyanın bütün dengelerini bozdu. Kafkas savaşı bu bozulan dengelerin sonucu olarak ortaya çıktı. Şimdi, bütün bunların sonucu olarak, ortaya atılan yeniden iki kutuplu dünya ya da yeni soğuk savaş teorileri birçok açıdan pek doğru yaklaşımlar değil. Dünya artık ABD ve diğerleri diye anılmayacak. ABD küresel düzenin sadece önemli bir yapıcısı ve oyuncusu olarak var olacak. ABD, artık gücünü kapitalizmin işleyiş yasalarından başka bir şeyden alamayacağını, alsa bile bunun uzun dönemde mümkün olmayacağını gördü. Kapitalizm, ulus-devletlerden kaynaklı çelişkileri törpüleyerek, enerjisini finans ve bilişimin sonsuz dünyasına yöneltmek zorunda. Bunun zorunluluğunun görüldüğüne dair işaretler de var. Dünya ekonomisi, otuz yılı aşkın bir süredir çözemediği kârlılık ve düzenli kazanma sorununu, yeni bölgesel ekonomiler kurarak bunları da borsalarla birbirine bağlayarak çözmeye çalışıyor. Burada AB, Rusya, Çin ve tabii Japonya başrolde. ABD ise var olan durumu kabullenerek gücünü korumaya çalışacak.

1970’li yıllarda başlayan krizin kuyruğuna geldik. Bu dönem bittiğinde karşımızda dünyanın yeni güç dengelerini bulacağız. Bugün zenginliğin ve onun gücünün nasıl dağılacağının işaretleri de bize iki ekonomik olgu veriyor: Birincisi dünya borsaları, ikincisi kimin ne kadar ürettiği ve tasarruf ettiği. Ekonomik ve siyasi yerini belli etmiş ama tasarrufları yetmeyen ülkeler durumu idare ediyorlar. Ama bizim gibi hem açık veren hem de duracağı yer henüz belli olmayan ülkelerin işi zor. Amerika, Asya ve Avrupa bölgesel ekonomileri oluşuyor. Borsalar bu bölgesel pazarları birbirine bağlayan deniz fenerleri gibi çalışıyor. Herkes birbirine bakıyor ve herkes birbirinden mal alıp veriyor. Bunun için herkesin kapılarının sonuna kadar açık olması gerekiyor. İşte bu olgu yeni bir dönemi anlatıyor.

Artık hiçbir şey soğuk savaş dönemindeki gibi olmayacak. Çok büyük olsanız bile güneşin doğuşuyla açılıp birbirini izleyen borsaların hoşuna gitmeyecek bir adımı atmanız çok zor. Bunun için Rusya geliyor; aman dikkat sesleri bir şey ifade etmiyor.

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Eskinin kavramları bugünü anlatamaz! - Cemil Ertem
03.09.2010 05:44:23