2009 yalnız kriz ve savaşla anılmayacak herhalde. Hem iktisatçıların hem de siyaset bilimcilerin bütün bildiklerini gözden geçirecekleri bir yıl olacak.
Türkiye’de “Ergenekon uydurma, sonuna kadar gidilmeyecek ki” diyenler “sonu” derken kendilerini kastetmiyorlardı herhalde. Bu işin artık sonu başı yok. Türkiye’nin önemli bir döneminin karanlık dehlizlerine ışık tutuluyor, bu dehlizlerde gezinen aktörler ortaya çıkıyor.
Bu meselenin öyle üç-beş tetikçi ve çeteyle sınırlı olmasını dileyenlerin dilekleri yerine gelmiyor. Zaten bu olamazdı; çünkü Türkiye leoparı kuyruğundan tuttu; o kuyruğu artık aklı olmayan bir toplum, ülke bırakır. Türkiye’nin, her şeye rağmen, o kadar aklı var. Birde şu “1” numara tartışmasını bıraksak; belli işte “1” numara konjonktüre göre değişen hiyerarşik bir müessese. Muhtemelen şimdi içeride ya da sorguda olanlardan biri ya da birkaçı çeşitli dönemlerde bu işlevi/görevi üstlenmiştir. Ama son dönemin ya da şu anın “1” numarası kim dersiniz; onu da Ergenekon’un ya da dünyadaki benzerlerinin örgütlenme şemasına bakarak çıkartabilirsiniz; çok basit. Burada önemli olan bu yapının bir çeteden ziyade toplumsal bir olgu olduğu gerçeğidir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.