Bütün bu olan biten Türkiye’de bir devrin kapandığını gösteriyor. Türkiye başından beri dünya kapitalist sistemi için “özgün” bir örnekti. Askerlerin ve bürokrasinin ekonomi ve siyaset üzerindeki ağırlığı, rejimin temel dinamiklerini oluşturuyordu. Bu dinamikler, bütün bu tarihsel süreç boyunca, “dışarıdan” da destek alarak ve beslenerek kendini yeniledi ve rejimi ayakta tutan kurumları oluşturdu. Bu kurumlar ve hukuki, siyasi yapılar da, başka bir ülkede örneği olmayan, burjuva demokrasisi ve onun piyasası ile birlikte var olamayacak, bize özgü sistemi oluşturdu. Kapitalizm için hilkat garibesi sayılacak, ekonomik, hukuki ve siyasi yapıları bu sistem üretti. Ama bu akıldışı kurumlara ve olanlara dünya, şimdiye değin, “ya bir dakika, siz orada ne yapıyorsunuz” diye sormadı. Çünkü Türkiye’deki bu “garip, otarşik” yapı ve onun ürettiği sistem, başta Amerika olmak üzere “hegemonyanın” işine geliyordu.
Ama artık, bu çürük yapı, yeni oluşmakta olan, kapitalizmin yeni küresel hegemonyasını çok rahatsız ediyor. Türkiye’de, gerici oligarşik yapı çözülmeden dünya 2008 krizinden çıkamayacak.
Bu, 21. yüzyılın en önemli gerçeklerinden birisi. Kapitalizm, bir sistem sonuçta. İşlemesi için birtakım kuralları var ve bu kuralları üretecek, denetleyecek kurumlara ihtiyaç duyuyor. Piyasa mekanizmasının işlemesi, buna uygun hukuk sistemi ve siyasi yapıların oluşması ve bunların doğru işlemesi ile olanaklı. Ve artık kapitalizm, küresel bir temelde kendini üretirken, hiç olmadığı kadar, piyasanın aksamadan işlemesine ihtiyaç duyacak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.