1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:48
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 21.11.2008
Cemil Ertem
İmal edilmiş belirsizliği aşmak için...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... Cemil Ertem - İmal edilmiş belirsizliği aşmak için...
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Artık Türkiye’nin şimdi ve bundan sonra en önemli sorununun işsizlik olduğunu biliyoruz. İşten çıkarmalar başladı ve artarak sürecek. Nihayet Merkez Bankası bu süreçte “fiyat istikrarının” en önemli hedef olmayacağını anlamış gözüküyor. Çarşamba günü alınan faiz indirme kararı cari para politikasından bir sapma sayılmasa da önümüzdeki dönemde, fiyat istikrarını tek hedef, hatta slogan olarak belirmemiş “resmî” anlayışta, en azından, bir kırılma noktası oluşturuyor.

1980 sonrası hızlanan küreselleşmenin anahtar kavramlarından birisi “sürdürülebilir büyüme” idi. Bu piyasalarda hızlı bir deregülasyonla birlikte yatırım yapılabilecek alanlarda öngörülebilirliği öne çıkartıyordu. Yani tüm meta fiyatlarının piyasa mekanizmasının geçerli olduğu her yerde eşitlenmesi, yeni küreselleşmenin olmazsa olmazı idi. Fiyat yükselişlerinden doğacak enflasyon rantının, ek kaynak aktarımlarıyla, denetim dışı yerli “zengin” (burada dikkat; burjuva değil, zengin) sınıflar yaratması yeni küreselleşme yürütücülerinin, bütün bu süreçte, en önemli korkusu olmuştur. Neoliberal anlayış, bunun için enflasyonist eğilimlerle mücadeleyi daima öne çıkarmıştır. Merkez Bankaları’nın bağımsızlığı bu temel hat üzerinde inşa edilmiştir. Aslında Merkez Bankaları’nın bağımsızlığı ilkesi, bizi bundan sonraki küreselleşmeye hazırlayan ve ulus-devlete dayanan sermaye birikiminden kıtasal sermaye birikimine geçişin en önemli adımıdır.

Enflasyoncu yeniden dağıtım mekanizmaları, Türkiye gibi ülkelerde yerli egemen sınıflar tarafından, bir gelir ve servet aktarımı mekanizması olarak kullanılmıştır. Ama bu süreç, tabii ki küreselleşmenin ikinci evresi diyebileceğimiz 1980 yılına kadar sürmüştür. Küreselleşmenin ilk evresi 19. yüzyılın başlarından 1914’e kadar olan süreçte ele alınabilir. Aslında 19. yüzyılı Kondratiev’in uzun dalgaları ile anlatırsak, 1800’lerin ilk yarısında serbest rekabetçi kapitalizm doruk noktasına varır. 1849-1873 arası daralma ve dünya ticaretinin yeni krizi, daha doğrusu dönüşümü yaratma dönemidir. Bu dönemde Marx, ne yapılırsa yapılsın krizin geri döndürülemeyeceğini ve sistemin kendi karşıtını yaratacağını söylemişti. Aslında kapitalizm, bu dönem sonrası hem küreselleşmeci dönemini bitirmiş hem de kendi karşıtına değil ama ulus-devletlere muhtaç olan bir parçalanma ve yeniden yapılanma dönemine girmiştir. 20. yüzyılın başı, sembolik olarak, yeni-tekelci bir kapitalizmin başlangıcıdır. Birinci savaşla birlikte genişleyen ve 1919’da en üst noktasına gelen kapitalist büyüme, 1929’da çökerek dördüncü Kondratiev dalgasını, yeni paylaşımı, Amerikan egemenliğini, yeni sömürgeciliği, silikon vadisini ve bugünü hazırlayan sınırsız finans sisteminin temellerini atmıştır.

Şimdi üçüncü ama gerçek anlamda küreselleşme dönemine girdik. Bu süreç yine tıpkı 1850’lerde olduğu gibi geri döndürülemez bir dinamiği içeriyor.

Şimdi burada herkes bu krizden çıkmanın yollarını kendince arıyor. Ama burada Giddens’ın deyimiyle bir “imal edilmiş belirsizlik” hali var. İmal edilmiş belirsizlik, çevre kirliliğini, yoksulluğu, kolektif şiddeti, militarizmi, demokratik hakların baskı altına alınmasını yeniden ve yeniden üretiyor.

1980’li yıllara kadar enflasyoncu yağma ve ulus-devlet faşizmleri bu belirsizlik halini devam ettirip, özellikle azgelişmiş ülkelerde, çarpık –geri- bir kapitalizmin egemenliğini sağladılar. 1980 dönüşümünden sonra ise hızla yayılan neoliberalizm, bu imal edilmiş belirsizlik halini güçlendirerek yoksulluğu ve militarizmi küreselleştirirken zehirli finans piyasalarıyla kendi sonunu hazırladı.

Şimdi Türkiye dâhil herkes bir çıkış yolu ararken krizi aşmak için kapitalizmin yarattığı bu “imal edilmiş belirsizlik” halinin bulutlarını dağıtmaya çalışıyor. Bu dünya için bir fırsat. Yeni küresel muhalif bir hareket şüphesiz buradan doğacak. Dünya neoliberal politikalar dışında yeni çıkış yollarını arıyor.

Kapitalizmin yürütücüleri çıkış için küresel bir uzlaşı yolunda. Yeni bir Bretton-Woods ve yeni bir para sistemi yolda. Ama aynı anda yoksulluğu ve çevre kirliliğini, militarizmi geriye itecek bir başka küresel uzlaşı da en alttan gelmek zorunda.

Örneğin Türkiye tarihinde ilk defa toplumsal uzlaşı ile oluşacak ve kendisini dünya üst-teknoloji ligine sıçratacak yeni bir ekonomik-sosyal programı konuşmaya başladı.

En “IMF ile anlaşamazsak olmazcılar” bile; “tamam IMF ile anlaşalım ama artık, işsizliği ve diğer sosyal sorunları öne çıkartan, bunlara çözüm bulan yeni bir programa da ihtiyaç var” diyorlar.

Ama bu, eskinin kirlenmiş, yüzyıldır dediklerini, yaptıklarını değiştirmemiş kurumlarıyla olmaz. Siyasi partilerden meslek örgütlerine, sendikalara kadar tümünün yenilenmesi gerekiyor.

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: İmal edilmiş belirsizliği aşmak için... - Cemil Ertem
03.09.2010 06:48:59