Küresel piyasalarda ve küresel siyasi arenada Türkiye ile ilgili ilginç gelişmeler oluyor. Türkiye’nin krizden çıkışın merkez ülkelerinden birisi olacağı ve bu çıkışın dünyanın dengelerini yeniden belirleyeceği ve Kuzey-Güney tahterevallisinin Güney lehine değişmesinin Türkiye’nin ağırlığı ile olacağı gerçeğini uzun bir süredir dile getiriyorduk. Ancak bu gerçek hem ABD’de hem de AB çevrelerinde yeni yeni farkına varılıyor. Gerçi Sarkozy ve Merkel başta olmak üzere Avrupa’nın gerici kanadı da bir süredir “bir dakika, ne oluyoruz” pozisyonunu almıştı ama şimdilerde yoğunlaşan krizden başlarını kaldıramadıkları için sesleri pek çıkmıyor. Ancak, ABD cephesi daha hareketli. ABD’de Obama dönüşümünü istemeyen, dolayısıyla Türkiye’nin dönüşümün Doğu tarafındaki merkezi olmasını engellemeye çalışan yalnız neoconlar değil, Clinton döneminden kalma spekülatif finans oligarşisi de şu sıralar Obama’nın ayağına çelme takmakla meşgul. Her sene tekrarlanan Ermeni tasarısı oylaması bu sene tam da böyle bir çelmeye denk geldi. Öte taraftan IMF’nin görüşmelerin kesildiğini açıklaması da bu çelmelerin devamı olarak okunmalıdır. Çünkü IMF içinde de şu an iki cephe var. Birincisi, başını IMF Başkanı Kahn’ın çektiği ve IMF’nin yeni döneme uygun olarak yapılanmasını isteyen ve Türkiye gibi ülkelerin değişen koşullar çerçevesinde etkisinin artması gerektiğine vurgu yapan “demokrat ve küreselleşmeci” diyeceğimiz cephe. İkincisi ise, IMF’nin eskisi gibi devam etmesini isteyen, zehirli finans oligarşisinden nemalanan ABD’li ulusalcıların oluşturduğu cephe. Bu cephe aslında bizdeki gerici-yağmacı lobinin izdüşümü.
Yazının devamını okumak için tıklayın.