Çok ilginç bir seçim süreci yaşayacağımız artık ortaya çıktı. Aslında Türkiye seçimi konuşmuyor seçim sonrasını konuşuyor. Siyasette ve ekonomide 2011 sonrasının temelleri atılıyor. Bu hafta açıklanan Sanayi Strateji Belgesi’nden Said Nursi tartışmalarına kadar olan bütün gelişmeler bize önümüzdeki günlerin işaretlerini veriyor. Türkiye’nin tek bacakla yürümesine rağmen gelişmiş dünyayı yakaladığı bir süreçteyiz. Eğer Türkiye’de CHP yerine demokratik bir muhalefeti örgütleyen, geliştiren bir yapı olsaydı şüphesiz bugün çok farklı, daha iyi bir yerdeydik. Bakın şurada seçime altı aydan az bir zaman kaldı; ana muhalefet partisi 2011 ve sonrası ile ilgili tek bir alternatif programı açıklayamadı. Bir ekonomi programı açıklayacaklardı ama bunu şu sıralar açıklayacaklarını sanmıyorum; çünkü bu dönemi karşılayacak bir program geliştirmenin ilk koşulu bu dönemi anlamaktan geçer.
Nasıl bir dönüşümün içindeyiz, dünya nereye gidiyor, ne başlıyor, ne bitiyor... Bu sorulara doğru dürüst yanıt veremeyen bir siyasi parti bırakın bir ekonomik program hazırlamayı artık var olamaz bile. Göreceksiniz bütün bu seçim sürecinde CHP yolsuzluk, yoksulluk üzerinden bolca hamaset yapacak ve orada kalacak. Aslında CHP’yi utangaçça takip eden ve kendilerine sol diyen birtakım yapı ve gruplar da aynı durumda. Şuna dikkatinizi çekmek isterim; Türkiye’de şu sıralar nitelikli siyasi tartışmalar siyasi partiler üzerinden yürümüyor. Yeni bir anayasa tartışmasını birçok sivil toplum örgütü ve sivil toplum platformu yapıyor. Bu yapıların siyasi partilerle doğrudan bir organik ilişkisi olmadığı gibi Türkiye’de şimdiye değin sol ya da sağ yelpazede yer almış “geleneksel” yapılar da başta anayasa tartışması olmak üzere yeni Türkiye tartışmalarına katılmıyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.