Artık tek umutları var; o da iktidar partisini kapatmak. Bunun dışında, 2011 seçimleri dâhil, onlar için hiçbir çıkış gözükmüyor. Ancak bir de, şimdilerde konuşulmaya başlanan Avrupa krizinin, 2010’un ikinci yarısından itibaren, yeni bir küresel kriz dalgası yaratacağı ve bu dalganın, şu sıralar suyun altında olan birçok sorunu suyun yüzüne çıkartarak, ucu bucağı belirsiz bir ekonomik ve siyasi kaosa yol açacağı beklentisi var. AB’nin dağılması ve Ortadoğu hatta Asya, Afrika kıtalarında bitmek bilmeyen savaşlar da bu senaryonun sosu olarak ortalarda geziniyor. Bu toptan çöküş senaryoları, birtakım “düşünce kuruluşlarının” yayın organlarında ve internet sitelerinde yayınlanıyor. Bizde de bazı yazar ve gazeteci arkadaşlar bunları çevirip köşe yazısı diye yazıyorlar. Ama ipe sapa gelmez ve tarih, ekonomi bilgisinden yoksun bu değerlendirmelerin ulusalcı güruhun, şu sıralar temel gıdalarından olduğunun farkında değiller.
Bu Avrupa krizine bağlı toptan çöküş senaryosuna geleceğiz. Ama ondan önce, bizdeki “umutsuzların” durumunu anlatmaya çalışalım. Bunların, gerçekten parti kapatmaktan başka çareleri kalmadı. Ancak o da, büyük ihtimalle, geri tepecek ve tüfeği yüzlerinde patlatacak bir operasyon olacak. Çünkü o zaman iktidar partisi erken seçime gidecek. Sonuç belli. Böyle bir erken seçimde iş dünyası, (yağmacılar, kara paracılar dışındakiler tabii) hükümetin arkasında olacaktır. Çünkü onlar için de artık tek yol var; demokratikleşme ve dünyaya ayak uydurma. TÜSİAD’daki değişim bunu gösteriyor ve TÜSİAD’ın bütün bu süreçte, demokratikleşme ve normalleşme doğrultusunda daha köşeli bir tavır göstereceğini göreceğiz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.