1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:45
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 05.09.2008
Cemil Ertem
Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken Cemil Ertem - Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin

İlkel sermaye birikimi, başta İngiltere’de olmak üzere emeklerinden başka satacak hiçbir şeyi olmayan milyonlarca insanın, ellerinde üretim araçlarını ve devletin gücünü bulunduranlar tarafından sömürüsüyle sağlanmıştır. Marx, sermayenin kan, ter ve kirden oluştuğunu yazar. 18. ve 19. yüzyılda sanayileşmenin ve dolayısıyla zenginleşmenin tek yolu insan emeğini acımasızca sömürmek olmuştur. Marx kapitalizmin kitabını yazarken bu sömürüyü formüle etmekle kalmamış, sistemin dinamiklerini ve temel yasalarını da ortaya koymuştur. Acımasız sömürü ile kapitalizmin iştahı ve rekabet yüzyıl boyunca atbaşı gitti. Şimdi ise Marx’ın kitabındaki çıkış noktaları ve temel dinamiklerin tahlili hâlâ geçerli ancak sermaye birikiminin ve buna bağlı krizlerin dinamikleri çok farklı.

Devlet olgusu ve devletin ekonomiye müdahalesi bütün bu tarih boyunca hep var oldu. Devlet hem bir zor aracı hem de geliri yeniden dağıtan ve piyasaları düzenleyen –ekonomik ve siyasi- bir kurum olarak var oldu. Bugün Amerika’nın krize müdahalesi ve petrol başta emtia fiyatlarının uzunca bir süredir art(tırıl)ması belki de, kapitalizmin tarihindeki en büyük müdahale süreçlerinden biri olarak anılacak. Keynes; fiyatları artırmanın, tüm dünyada borçlanmayı ve borç çevrimini artırmaktan geçtiğini, bunun fiyatları artırıp gelir dağılımını yeniden düzenlemenin en etkin yolu olduğunu söylemişti. Uzunca bir süredir artan emtia fiyatlarının arkasında işte Keynes’in sözünü ettiği bu “kural” var.

Başta Amerikan ekonomisi olmak üzere gelişmekte olan ekonomiler de son 30 yıldır çılgınca borçlanıyor. Peki, bu borçlanmanın kaynağını nerede aramak gerekiyor. Birincisi, “gelişmekte olan ülkelerde” özellikle Çin ve diğer Asya ülkelerinde emek verimliliğine eşlik eden teknoloji sıçraması yeni sermaye birikiminin en önemli dinamiğidir. Bu ülkeler yarattıkları teknolojiye dayalı katma değeri ABD kaynaklı tasarruflara dönüştürdüler. Örneğin, G. Kore’de 1995’lerde yüzde 10’larda olan toplam katma değerde ileri teknoloji ürünleri payı 2005’te yüzde 40 düzeyinin üstüne çıktı. Ama Amerika’da da ilginç bir gelişme oldu; 2005’te ileri teknoloji gurubuna giren malların toplam imalat sektörü katma değeri içindeki payı yüzde 54’e sıçradı. Bu bize birikmiş beşeri sermaye sıçramasını da anlatır.

Yani değer, 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın bir bölümünde olduğu gibi, ağırlıklı olarak, kol emeğine dayalı mutlak artı değerle yaratılmıyor.

Çok daha yoğun, niteliksel ve sıçrayarak biriken bir kafa emeği ve buna dayalı teknoloji var karşımızda. Bu durum, muazzam, var olan koşullarda harcanamaz, mas edilemez bir sermaye yaratıyor. Bu sermaye, kaydî para ve yeni finans sistemiyle geleceği satarak katlanıyor ve borç kara delikleri yaratarak dibi görünmeyen bir kriz kuyusu olarak karşımıza çıkıyor.

Özetle, biriken bu sermayeyi kapitalizmin içine çekip harcayamadığı ve krize dönüştürdüğü bir durum var karşımızda. Bu duruma, yalnızca devletler müdahale ediyor ve onlar da Keynes’in dediği gibi büyük bir borç çevrimi yaratarak hem krizi öteleyip hem de derinleştiriyor.

Körfez ülkelerinin ve Rusya’nın son yıllarda fahiş petrol fiyatları kaynaklı fonları trilyonlarca dolar. Güneydoğu Asya’da ise Çin ve Singapur’un üç trilyon doları aşan “Devlet Yatırım Fonları” yenidünya düzenini bekliyor. Bu olağanüstü büyüklükteki “likit” sermaye çok farklı finansal araçlarda âtıl duruyor.

Bugün yaşadığımız krizin köklerini burada aramak gerekir. Ama bu aynı zamanda yıllardır süren bir soygunun sonucu olduğu kadar kapitalizmin değişen yüzünü de anlatıyor.

Yeni teknolojilerin hızlı yayılımı, bu teknolojilerin ağ kurma iradesi ve etkileşimi, esnekliğin temel olduğu ve yatırım üretim planlamasını bilgisayar ağlarına bağlı yapan oluşumların ortaya çıkması, bunlara bağlı üretim zincirini oluşturması, değişen bu paradigmanın başlıca ayakları.

Şimdi bu yeni durumu politik sonuçlarıyla değerlendirmek gerekir. Örneğin dibini kimsenin bilmediği ama trilyonlarca dolar olduğu söylenen Körfez fonlarının son durağı neresi olacak? Diğer dibi görünmeyen devlet fonları önümüzdeki yıllarda dünya ekonomisinde nasıl bir değişikliğe yol açacak? Hem ekonomik hem de politik olarak yeni bir dönem bu.

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kapitalizmin kitabı yeniden yazılırken - Cemil Ertem
03.09.2010 05:45:35