1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:59
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 16.12.2008
Cemil Ertem
Korumacılık mı dediniz?!..
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!.. Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!.. Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!.. Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!.. Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!.. Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!.. Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!.. Cemil Ertem - Korumacılık mı dediniz?!..
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin
TÜSİAD’ın düzenlediği “Küresel Ekonomi ve Türkiye” toplantısında Rıfat Hisarcıklıoğlu ilginç ama önemli bir öneri yaptı. TOBB Başkanı, G-20’nin kurumsallaşması gerektiğini ve bunun için ilkönce güçlü bir sekretarya kurulması gerektiğini söyledi. Aynı toplantıda OECD Genel Sekreteri Gurria da krizin çözümünün artık küresel olacağını, parça parça alınan önlemlerin çok önemli olmadığını söyledi. Artık bu önlemlerin ancak moral etkisinin olduğunu biliyoruz. Yani OECD Genel Sekreteri ile TOBB Başkanı kriz konusunda aynı yerde buluşuyor: “Kriz küresel; çözüm de küresel olacak.” Ama çözümün yerel-ulusal önlemlere olacağını/ olması gerektiğini savununlar, daha doğrusu böyle olmasını isteyenler de, bugün yabana atılmayacak sayıda ve güçte.

Küresel ticaretin daralması ve korumacılığın kriz çözümü olarak gösterilmesi şu sıralar krizden daha büyük bir tehlike olarak karşımızda. Dünya Ticaret Örgütü görüşmelerinin tıkanması küresel krizin en önemli habercilerinden biriydi. Dünya ticaretinin daralması giderek güçlenen bir eğilim. Dünya Bankası uluslararası ticaretin 1980’lerin başındaki seviyelerine gerileyeceğini belirtiyor. İngiltere Başbakanı Brown, korumacık ve rekabetçi devalüasyonlara başvurmaması konusunda Obama’yı şimdiden uyardı. Şimdi başarısızlıkla sonuçlanan DTÖ-Doha görüşmelerinin yeniden başlaması ve G-20’yi de gözetecek şekilde dünya ticaretinin düzenlenmesi bekleniyor. Brezilya, Hindistan gibi fazla veren gelişmekte olan ülkeler bu süreçte dünya ticaretini tıkayanın kendileri değil ABD’nin emperyal politikaları olduğunu vurgulayacaklar. Dünya ticaretinin daralması ve korumacılığın bu süreçte, –belli bir dönem bile olsa- öne çıkması işsizliğin daha da artması ve küresel krizin derinleşmesi demek. Küreselleşmeden böyle bir dönüşün, insanlık için, çok acı sonuçları olabilir. Çünkü özellikle gelişmekte olan ülkelerde, korumacılığın çözüm olarak gösterilmesi ve uygulanmasının sonu savaştır. Ancak, bu savaşa kadar geçen sürede bile, insanlık şimdi gördüğü krizi bile arayacak yıkımlarla ve işsizlikle karşılaşır. Şimdi gerçekten şu dönemde korumacılığı savunmanın nereye varacağını bilmeliyiz.

Dünya 1930’lardaki dünya değil ve “yerli malı haftaları” saçmalıklarını ortaya atarken biraz düşünmeli.

ILO’nun krizde 20 milyon kişi işinden olacak saptamasını OECD Genel Sekreteri Gurria da doğruladı. Küresel işsizliğin önümüzdeki on yılda giderek artacağı artık sır değil. Ancak şimdi, bu krizle birlikte, nasıl gelişmekte olan ülkeler dünya ticareti konusunda kendi lehlerine bir durum yarattılarsa, küresel işsizliği önlemek ve azgelişmiş ülkelerdeki olumsuz çalışma koşullarını iyileştirmek korusunda çalışanlar da önemli kazanımlar yakalayabilirler. Yoksullukla mücadele ve işsizliğin aşağıya çekilmesinin, kısa vadede, en etkili yollarından birisi, gelişmiş ülkelerin göçmen işçi ve emeğin serbest dolaşımı politikalarını desteklemesi ve çalışma saatlerinin düşürülmesi olacaktır.

Dünya Bankası ekonomisti Dilip Rahta, göçteki en ufak artışın bile küresel refahı önemli derecede artıracağını belirtiyor. Ratha’nın 2005’te yaptığı çalışmaya göre, OECD ülkeleri 2025’e kadar 14 milyon göçmen kabul ederse, küresel ekonomi 356 milyon dolar katma değer elde etmiş olacak. Bu etki tarımsal engellerin kaldırılmasından daha büyük bir katma değer artışı demek. Öyle görülüyor ki; DTÖ’nün yeni tur görüşmelerinde G-20 ülkeleri ağırlığını koyacak.

İşte tam burada yeni bir sendikal hareketin, daha doğrusu, çalışanların küresel hareketinin oluşturulmasının önemi ortaya çıkıyor.

Polanyi, piyasa karşısında gelişen korumacılığı piyasanın yıkıcılığına karşı kaçınılmaz bir önlem olarak değerlendirir. Ama korumacılığın, insanlık için, her zaman piyasadan daha yıkıcı ve acımasız sonuçları olmuştur. Polanyi’ye göre, piyasaya devletlerin müdahalesi üç temel alanda olur. Toprak, emek ve para. Ancak para alanında olan müdahale en kapsayıcı ve piyasayı olağan seyrinden çıkartan müdahaledir. Bu vurgu krizlerin finans dinamiğini anlatır. Bugün yaşanılan krizin bir genel eşdeğer krizi olmasının kökeninde Polanyi’nin bu vurgusu vardır. Ancak tarım ve emek alanına ulus-devletler tarafından yapılan müdahaleler iki önemli sonuca yol açtı. Hammadde kaynaklarının ve tarımın yağmalanması küresel sömürünün ve ülkeler arasındaki eşitsizliğin en önemli unsuru olarak bütün bir kapitalizmin tarihi boyunca var oldu. Bu müdahale, eşitsizliği, çarpık gelişmeyi ve buna bağlı yoksulluğu yarattı. Ulus-devletin emeğin fiyatına olan müdahalesi ise, ulusal pazarı ve onun burjuvalarını yarattı ancak kapitalizmin talep yetersizliği, krizlerinin ve yine yoksulluğun en önemli nedeni oldu.

Bugün işsizliğe karşı yapılacak en aktif ve anlamlı mücadele, kıtasal ve küresel bir çalışanlar gücü yaratmaktan geçiyor. Bugün ETUC Avrupa çapında, işsizliğe karşı, çalışma saatlerinin düşürülmesi için eylemlere başlıyor. Bizde ETUC üyesi olan sendikalar umarım bu eylemi yaygınlaştırmak ve sürekli hale getirmek için çaba gösterirler. Ama bu işler artık Türkiye’de var olan sendikal yapıyla gitmez. Güçlerini ulus-devletten alan sendikalar, kendilerine ne ad takarsa taksın, zaten artık sarı sendikadır.

Sonuç olarak, bugün küresel krizin ve işsizliğin korumacılık ve milli iktisat politikalarıyla aşılacağını sanmak ve bunu savunmak savaşı ve faşizmi savunmak anlamına geliyor.

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Korumacılık mı dediniz?!.. - Cemil Ertem
03.09.2010 06:59:13