Dünya Bankası’nın son raporunun “kriz sonrası küresel ekonomi” bölümünde bundan sonrası için, daha fazla regülasyon ve merkezî finans sisteminin daha istikrarlı olması gerektiği vurgusu var. Kriz sırasında, başta merkez ülkeler olmak üzere, alınan önlemlerin etkisinin zayıf olması, bu önlemleri küresel ekonomi çerçevesinde biraraya getirecek ve işlevlendirecek bir yapıcı iradenin olmamasına bağlanıyor.
G-20’nin inisiyatifinin ve kurumsallaşmasının gecikmesinin bir sorun olduğu ve Çin-Hindistan gibi, kriz dönemlerinde hızlı büyüyen ekonomilerin merkezî regülâsyona entegre olmaları ve yalnız ihracata dönük değil, iç pazara dönük bir büyümeyi öne çıkarmaları gerektiği artık IMF ve Dünya Bankası’nın resmî görüşü. Küresel yönetişimin gerekliliği ve kaçınılmaz oluşu artık ortada.
Dünya Bankası ve IMF daha fazla düzenleme ve güçlü ama istikrarlı bir finansal sistem üzerinde duruyorlar ama bu düzenleme ve istikrar, kesinlikle korumacılık duvarıyla bölünmüş ve herkesin kendi bacağından asıldığı bir dünya ekonomisini anlatmıyor. Tam aksine düzenlemelerin yeni ve daha fazla küreselleşme sayesinde olacağına dair vurgu çok güçlü.
IMF Başkanı Khan’ın dediği gibi, ABD’nin daha az tüketmesi Çin gibilerinin de iç pazara dönmesi yeni bir büyüme modeli olarak karşımıza çıkacak mı; yoksa tam burada küresel ekonomi tıkanacak mı? Bu yıl Davos’da da bu soru, anahtar soru olarak, hep gündeme geldi. İşte Dünya Bankası da Davos sonrası ilk raporunda “kriz sonrasını” anlatırken bu vurguyu güçlü olarak gündeme getiriyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.