Böyle bir yazıyı ne zamandır yazmak istiyordum ama gazeteci olmasam da, neredeyse bütün çevrem bu işle iştigal ettiği için, alınan olur diye yazamıyordum; WikiLeaks bu fırsatı verdi. Gazeteciliğin aslında bir meslek olmadığını, bir “iş” olduğunu öteden beri utangaçça savunur dururum. Bu konu gerçekten tartışılırdı şimdiye değin. Ama artık WikiLeaks’ten sonra bunun tartışılacak bir yanı da yok. Gazetecilik, diplomatlık gibi “işler” şimdiye değin, bir meslek sahibi olunmasa bile, bu işlerin, pratikte ve biraz da, belli disiplinlerden araklanarak, oluşturulan kuralları, öğretileri çerçevesinde yapılabildi.
Ama WikiLeaks hiçbir şey ortaya çıkarmadıysa, yeni bir medyanın –gecikmiş- temellerini ortaya attı. Bu medya düzeninde artık bir meslek sahibi olmadan iş tutmanız; yani gazetecilik denen “şeyi” yapmanız imkânsız. Aynı şey diplomatlık gibi icracı işler için de geçerli. Örneğin askerlik mesleğine sahipsiniz ama diplomatlık yapıyorsunuz ya da tıp doktorusunuz ve bir gazetenin sağlık sayfasının editörüsünüz. Artık böyle; kimse kusura bakmasın. Ben kendi mesleğimden biliyorum; bizim ekonomi basınında GSYİH ile GSMH’yı birbirine karıştıran ekonomi editörleri var. Google’a girmeden mesela altın standardını, Bretton-Woods’u, White Planı’nı yazacak, anlatacak ekonomi müdürü var mıdır; bilmiyorum. Tabii bu arkadaşların çoğu şu an yüz binlerce basan gazetelerin ekonomi sayfalarını yönetiyor ve bu sayfalarda altın çıktı; dolar düştü yorumlarına rastlıyorsunuz. Bu arkadaşları şimdiye kadar yuttuk; ama o yıl hangi ürünü ekeceğine dünya tahıl ve endüstriyel tarımsal ürün borsalarını takip ederek karar veren ve ürün fiyatları için devletin değil dünya piyasalarının fiyatları ile tüccarla pazarlık eden çiftçiler çoktan ekonomi sayfalarıyla dalgalarını geçiyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.