New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg şu günlerde çok ilginç ve tartışılan bir uygulamaya imza atıyor. Belediye Başkanı Bloomberg, tuzu bir numaralı halk düşmanı ilan ederek, lokantaların yemeklerde daha az kullanmasını teşvik edecek bir kampanyayı başlattı. Şimdilerde New York’taki çoğu lokantada masalarda tuzluk yok.
Şimdi Bloomberg’in halk sağlığını bu kadar düşünmesi tabii ki eleştiri konusu oluyor. New Yorkluların bir kısmı bunun özel hayata müdahale olduğunu, tuz yemek hakkının bireysel bir tercih olduğundan yola çıkarak Belediye Başkanı’nı Stalin’e benzetiyorlar. Ama Bloomberg “Ne yani çocuğunuzun gittiği okulda asbestos varsa, yerimizde durmamızı ister miydiniz? Belediye sorumlu kamu kurumu olarak gereğini yapıyor, yapacak da” diyor. Bloomberg’in planının adı “Ulusal Tuz Azaltma Girişimi”; bu plan, paketlenmiş ya da restoranlarda servis yapılan gıdalardaki tuz miktarını, önümüzdeki beş yıl içinde yüzde 25 oranında azaltmayı hedefliyor. Aslında obeziteye bağlı kalp ve damar hastalıklarından artan ölüm oranını göz önüne alırsak Bloomberg gerçekten sorumlu bir kamu yöneticisi gibi davranıyor.
Şimdi bu konuyla bağlantılı iki güncel gelişmeye vurgu yapmak istiyorum. Birincisi, şimdi bizde de uygulanmaya başlayan sigara yasağı. Aslında sigara yasağı uygulaması yalnız halk sağlığı boyutuna indirgenecek bir konu değil. Daha önceki yazıda da değindim; tütün endüstrisi, bugün silah, ilaç endüstrileriyle birlikte kamusal denetime alınması ve küresel yaptırımlarla regüle edilmesi gereken bir sektördür.
Yazının devamını okumak için tıklayın.